Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Ceyda ERENOĞLU / GAZETE HABERTÜRK

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de nüfus hızla yaşlanıyor ve yaşlılık birçok sorunu beraberinde getiriyor. Bunların başında da kronik hastalıklar geliyor. 65 yaş ve üstü hastaların pek çoğunda görülen bu hastalıkların en önemlilerinin tansiyon, kalp ve diyabet olduğunu söyleyen İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kerim Güler, “Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) verilerine göre 2000’li yılların başında 17 milyon kişinin ölüm nedeni kardiyovasküler hastalıklar. 2020 yılında bu rakamın 20 milyonu geçeceği belirtiliyor” diyor. Çevresel faktörler, sigara kullanımı, dengesiz beslenme gibi faktörler vücudun normal direncini bozuyor. Hastada kronik bronşit veya astım varsa özellikle kış aylarında görülen kirli hava hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Bu noktada devreye koruyucu hekimliğin girmesi gerekiyor.

TEDAVİ MASRAFLARINI AZALTIYOR

ABD’de yapılan çalışmalarda koruyucu hekimliğin hasta ve tedavi maliyetlerinin azaltılmasında önemli rol oynadığına dikkat çekiliyor. Bir kalp hastası, koruyucu hekimlik sayesinde yaşam tarzı değişikliği ile içiyorsa sigarayı bırakarak, Akdeniz diyeti uygulayıp egzersiz yaparak anjiyo, kalp ameliyatı veya kalp nakline gerek kalmadan daha sağlıklı bir yaşam sürebiliyor. Kronik hastalıklarda yaşanan artış, koruyucu hekimlik anlayışını ön plana çıkarıyor. Koruyucu hekimlik çalışmalarının önemli bir parçasını da erişkin aşılamaları oluşturuyor.

HAYAT KURTARIYOR

Aşılama dendiğinde akla genellikle çocukluk çağı aşılaması gelse de erişkin bireylerin aşılanması da çok önemli görülüyor. ABD veritabanına göre aşıyla önlenebilir hastalıklara bağlı erişkin ölümünün çocuk ölümlerinden 200 kat daha fazla olduğu belirtiliyor. Erişkin aşılama mantığı çocukluk dönemi aşılamasında yaşanan başarılı sonuçlar üzerinden kuruluyor. Başarılı aşılama programları sayesinde 20’nci yüzyılda bile ölümlere neden olan; çiçek, difteri, kızamık, kızamıkçık, kabakulak ve tetanos gibi hastalıklar nedeniyle insanlar günümüzde yaşamlarını kaybetmiyor.

GRiP VE ZATÜRREYE DİKKAT! 

Çocukluk dönemi aşılamasıyla birçok hastalık etkeninin sorun olması engellense de henüz erişkin aşılamasında çok geride olduğumuz belirtiliyor. Aşıyla önlenebilir hastalıklardan bazılarıysa karşımıza henüz çözüm bulamadığımız sorunlar olarak çıkıyor. Örneğin; daha genç yaşta sağlıklı bir insan gribi ayakta atlatabilirken ileri yaşta eşlik eden sağlık sorunlarının da varlığıyla tablo ağırlaşabiliyor. Oysa günümüzde grip aşılamasının artık rutine binmiş olması gerektiğine inanılıyor. Pnömoni yani zatürreenin de özellikle ileri yaşta çok önemli bir sorun olduğuna dikkat çekiliyor. Ciddi sayıda yetişkin bu sorun yüzünden hastaneye hatta yoğun bakıma kaldırılıp ölüme kadar giden sonuçlarla karşılaşabiliyor.

65 YAŞ ÜSTÜNDE DİYABET ZATÜRREE RİSKİNİ 3 KAT ARTIRIYOR 

65 yaş üzerinde, hastalıklara sahip bireylerin şiddetli pnömoniye yakalanma riski 50-64 yaş arasındaki sağlıklı erişkinlere göre 2 kat fazla oluyor. Diyabet varsa bu risk 3 kat, astımda 2-4 kat, sigara tiryakiliğinde 4 kat, kronik kardiyovasküler hastalık veya kronik obstrüktif akciğer hastalığında 6 kat artıyor. Pnömoni aşısıyla kronik akciğer hastalıklarında pnömoni riskinde yüzde 65, konjestif kalp yetmezliği hastalarında yüzde 70, koroner damar hastalığında yüzde 73 ve diyabette yüzde 84 azalma sağlanıyor. ABD, eşlik eden bir sağlık sorunu, mesleki veya çevresel risk faktörleri bulunan 18-65 yaş arası bireylere pnömoni aşılarını öneriyor. 65 yaş üzerindeyse kullanıma engel olacak tıbbi bir gerekçe yoksa yaşa bakılmaksızın pnömoni aşısı tavsiye ediliyor. Böbrek fonksiyonlarında bozukluk, kalp hastalığı, kronik akciğer hastalığı, dalak alınması, bağışıklık sistemini baskılayan bir sağlık sorunu ve enfeksiyonlarda risk altında bulunan sağlık çalışanları için pnömoni aşısının yaşa bakılmaksızın yapılması gerekiyor.