Hastalıklardan ve risklerden uzak bir yaşam imkânsız değil. Genlerle ilgili bilgilerimiz fazlalaştıkça; farkındalığı artmış, risklerinin ne olduğunu bilen ve bu riskleri yok etmek ya da azaltmak için yapması gerekenleri kavramış insanların sayısı da artacak. En büyük hedef ise bu kişisel çabanın ülkelerin sağlık sistemlerinin rutinine girmesini sağlamak. Uzmanlar, sağlıklı insandan sağlıklı topluma geçişin ancak bu şekilde gerçekleşebileceğini söylüyor. Genoma dayalı bilgi ve teknolojiler, toplum sağlığını koruma ve geliştirmede önemli bir potansiyel taşıyor. Peki bu konunun son yıllarda gündemimize bu derece yoğun şekilde girmesinin ve her geçen gün daha çok önem kazanmasının nedeni ne?

İNSAN GENOMU VE HASTALIKLAR ARASINDAKİ İLİŞKİ

1990’ların başı, insan genomu ve hastalıklar arasındaki ilişki konusundaki çalışmaların hız kazandığı yıllardı. Uzmanlar, 2003 yılında insan genom projesinin tamamlanması ile ortaya çıkan yeni bilgi ve teknolojileri tıp ve sağlık alanında çok önemli sonuçların ortaya çıkması nedeniyle “Benzersiz” olarak niteliyordu. Genom bilim alanındaki ilerlemelerin toplum ve bireylerin sağlığı üzerinde etkili müdahalelere dönüştürülmesi imkânı ise karşımıza yeni duyulan ‘toplum sağlığı genom bilim’ kavramını çıkardı. Peki bu kavram ne anlama geliyor ve içeriğinde neler barındırıyor? Toplum Sağlığı ve Genom Bilim Uzmanı Dr. Tomris Cesuroğlu, “Avrupa ve Amerika’da bu alanda çalışan öncü kuruluşlar 2005 yılında bir araya gelerek toplum sağlığı genom bilim alanını tanımladılar” diyor. O tanım; insan genomuna dayalı bilginin sorumlu ve etkili şekilde bireylerin ve toplumun sağlığı açısından yararlı bilgiye dönüştürülmesi olarak yapılıyor. Bu noktada sorulması gereken çok soru var. Örneğin genoma dayalı bilgi ve teknolojilerin nasıl kullanılması gerekiyor? Toplum sağlığı için en fazla yarar nasıl elde ediliyor? Dikkat edilmesi gereken noktalar neler? Tıpta ve sağlık hizmetlerinde nasıl bir değişimle karşı karşıyayız? Bu değişime en iyi nasıl hazırlanabiliriz? Bu alanda en iyi uygulama örnekleri hangileri?...

YAZI DİZİMİZE KATKI SAĞLAYANLAR

“Tıpta Sessiz Devrim: Koruyucu Genetik” yazı dizisini; Gentest Bilimsel ve Medikal Koordinatörü Dr. Serdar Savaş, Toplum Sağlığı ve Genom Bilim Uzmanı Dr. Tomris Cesuroğlu ve Zirve Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Sema Erge ile birlikte hazırladık.

TÜRKİYE AVRUPA'YA MODEL OLDU

Bu sorular cevapsız değil. Avrupa’ da son 10 yılda cevapları ortaya koymayı amaçlayan çeşitli programlar ve projelerin geliştirilmesi de bunu gösteriyor. Avrupa Toplum Sağlığı Genombilim Ağı (PHGEN-Public Health Genomics European Network),bunların en önemlileri arasında bulunuyor. Dr. Tomris Cesuroğlu, saygın bilim insanları ve kurumlardan oluşan bu programın Türkiye’de geliştirilen Gentest’i 2008 yılında Avrupa’da ‘En İyi Uygulama Modeli’ olarak belirlediğini söylüyor. Peki kişiye özel tıbbın ve genoma dayalı bilginin sağlık hizmetlerine girmesi konusundaki beklentiler neler?

KRONİK HASTALIKLARA ÇÖZÜM ARAYIŞI 

SAğlıK sistemlerinin kronik hastalıklar nedeniyle oldukça ciddi bir yükün altında olduğu belirtiliyor. Birçok ülke kronik hastalıkları önleme ve etkili şekilde tedavi etme konusunda neler yapılabileceğinin arayışı içinde. Bu arayış, yakında hiçbir sağlık sisteminin gücünün yaşlanan toplum ve artan kronik hastalık yüküyle ilgili tedavi ve bakım hizmetlerini sunma ve masraflarını karşılamaya gücünün yetmeyecek olmasından kaynaklanıyor. Bu noktada kişiye özel tıp yaklaşımı ciddi fırsatlar sunuyor. Eğer kronik hastalıklar daha ortaya çıkmadan önce kişiye özel uygulamalar ile önlenebilir ya da ilerlemesi yavaşlatılabilirse bu hastalıklarla ilgili maliyetleri azaltmanın da mümkün olabileceğine dikkat çekiliyor.

SAĞLIK PROFESYONELLERİNE BÜYÜK İŞ DÜŞÜYOR

Kişiye özel tıp uygulamalarına hazırlanmak için en önemli noktalardan birinin de sağlık profesyonellerinin bu konudaki bilgi ve becerilerinin geliştirilmesi olduğu belirtiliyor. Başta; doktor, hemşire, diyetisyen, eczacı olmak üzere tüm sağlık profesyonellerinin genoma dayalı bilgiyi halka sundukları hizmetlerde kullanmaya hazırlanmaları çok önemli görülüyor. Bu konuda tıp, sağlık ve eczacılık fakültelerine de büyük iş düşüyor. Unutulmaması gereken noktalardan birinin de halkın bu konudaki bilinç düzeyinin artırılması olduğu belirtiliyor.