Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
AA

AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Taşcılar, üstün zekalı bireylerin ve "eğitimcilerin eğitimi" konularında değerlendirmelerde bulundu.

Taşcılar, üstün zekalı ve yetenekli çocukların eğitiminin hem dünyada hem de Türkiye'de çeşitli modellere dayandırılarak yapıldığını anlatarak, "Bununla birlikte bu çocukların eğitimi söz konusu olduğunda alınması gereken bazı eğitimsel önlemler de vardır. Bunlar kısaca zenginleştirme, hızlandırma ve gruplandırmadır. Zenginleştirme, halihazırdaki eğitim programının daha derin ve ayrıntılı bir şekilde işlenmesidir. Hızlandırma, daha erken yaşta okula başlama, sınıf atlatma ya da üst sınıflardan ders almalarını sağlayan bir sistemdir. Böylelikle eğitimleri kronolojik yaşlarına göre değil zihinsel yaşlarına göre şekillenerek esneklik sağlanır. Gruplandırma ise benzer zihinsel kapasitedeki çocukların birlikte özel gruplar şeklinde eğitim almalarını sağlamaktır." diye konuştu.

Türkiye'de en çok uygulanan stratejilerden birinin gruplama olduğu bilgisini veren Taşcılar, şöyle devam etti:

"Gruplama homojen - heterojen ve tam zamanlı - yarım zamanlı sınıflardan oluşmaktadır. Özel okulların üstün yetenekli öğrenciler için oluşturdukları özel sınıflar, sadece üstün yeteneklilere yönelik okullar, okullarda bu öğrencilere yönelik oluşturulan destek eğitim odaları ve örgün eğitimin dışında yer alan Bilim Sanat Merkezleri (BİLSEM) uygulamaları gruplamaya örnek olarak verilebilir. Zenginleştirme de bu okulların ya da sınıfların içinde uygulanmaktadır. Hızlandırma ise okula erken başlama ve birinci sınıfta sınıf atlama olarak uygulanmaktadır. Tüm bu uygulamaların yanı sıra başta Anadolu Üniversitesi'nin yürütmekte olduğu Üstün Yetenekliler Eğitim Programları (ÜYEP) ve çeşitli üniversitelerin 'Çocuk Üniversiteleri' programları kapsamında üstün yetenekli öğrencilere yönelik okul dışı çalışmaların olduğunu görmekteyiz."

- Üstün zekalıların örgün eğitime katılımları

Taşcılar, üstün zekalıların örgün eğitimdeki durumları hakkında da bilgiler vererek, bu gruptaki bireyler için çeşitli model uygulamaları olduğunu söyledi.

Bunların bazılarının örgün eğitim kapsamında ele alındığını aktaran Taşcılar, bazılarının da örgün eğitimin dışında yer aldığını ifade etti.

Taşcılar, burada önemli olanın öğrencilerin ihtiyaçlarına, ilgi alanlarına ve yetenek alanlarına yönelik eğitimlerin sunulması olduğuna dikkati çekerek, şunları belirtti:

"Onları anlayan, ihtiyaçlarını önemseyen eğitimciler ile bir arada olmalarıdır. Hem üstün zekalı çocuklara hem de normal düzeydeki çocuklara aynı anda eğitim veren uygulamalar da mevcuttur, sadece üstün zekalı öğrencilere uygulanan programlar da. Burada öğrenme hızı ve zorlanma düzeyi her öğrenciye göre şekillendirilebiliyorsa bu öğrencilerin aynı ortamda eğitim görmeleri mümkündür. Bununla birlikte sadece örgün eğitim ilgi ya da yetenek alanlarına yönelik ihtiyaçlarını karşılayamayabilir. Dolayısıyla ÜYEP, BİLSEM, Çocuk Üniversiteleri ya da özel kurumların hafta sonu programları bu anlamda eğitimlerini ve gelişimlerini destekleyici nitelikte olmaktadır."

- Eğitimcilerin eğitimi

Doç. Dr. Taşcılar, bu kadar özel bir grubun eğitiminin üstlenilmesinin de kolay bir süreç olmadığını belirterek, öğretimsel stratejilerin bilinmesi gerektiğine vurgu yaptı.

Üstün zekalı ve yetenekli bir öğrenciye öğretmenlik yapabilmek için üstün zekalı olmanın gerekmediğini dile getiren Taşcılar, "Mutlaka sahip bulunması gereken bazı temel özellikler vardır. Öncelikle üstün zekalı çocuklara öğretmenlik yapmak isteyen bir kişinin bu çocukların özelliklerini tanıyabileceği özel bir eğitim alması gerekir. Bu çocuklarla çalışmayı hedefleyen öğretmenlerin esnek, yaratıcı, araştırmacı ve yeniliğe açık olması gerekir. Her ilişkide olduğu gibi öğrenci–öğretmen ilişkisinde de sağlıklı bir bağın oluşması için güven çok önemlidir. Öğretmen bir konuda bilgi sahibi olmadığında bunu açık yüreklilikle söyleyebilmelidir, aksi halde üstün zekalı ve yetenekli çocuğun öğretmenine güveni sarsılabilir ve öğretmenin otoritesini sarsıcı davranışlar sergilemeye başlayabilir. Bu öğretmenlerin sahip olması gereken bir diğer özellik de adalet anlayışıdır.

Eğitim ortamında adalet herkese eşit davranmak değil, herkese ihtiyaçları doğrultusunda davranmaktır. Çünkü yeri geldiğinde farklı özellikteki öğrencilere ilgilerine ve ihtiyaçlarına, daha da önemlisi hazır olma düzeylerine göre etkinlikler hazırlanması gerekir. Aslında bu özelliklerin tüm öğretmenlerde bulunması gerekir. Yine de bu özellikleri burada tekrar vurgulama gereği, ülkemizde sınıf öğretmenliği bölümlerinin eğitim programlarında yaratıcılık, eleştirel düşünme ya da üstün zekalı ve yetenekli bireylerin özelliklerini öğrenme gibi derslere yer verilmemesinden ileri geliyor."

Taşcılar, en idealinin bu çocukların eğitiminin bu alanda uzmanlaşmış öğretmenler tarafından yapılması olduğunu aktararak, Türkiye'de 2002'de ilk kez Prof. Dr. Ümit Davaslıgil tarafından İstanbul Üniversitesi Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi'nde Özel Eğitim Bölümü bünyesinde yer alan Üstün Zekalıların Eğitimi anabilim dalının kurulduğunu anımsattı.

Bu anabilim dalını başka üniversitelerin de zaman içinde kendi bünyelerinde açtığını ve öğretmen yetiştirdiğini belirten Taşcılar, "2016-2017 eğitim öğretim döneminden itibaren özel eğitim bölümündeki tüm anabilim dalları (zihin engelliler eğitimi, özel yeteneklilerin eğitimi, görme/işitme engellilerin eğitimi) YÖK kararı ile tek bir program altında yani Özel Eğitim Öğretmenliği Programı adı altında birleştirilmiştir. Şu anda bu alanda okuyan öğretmen adaylarından her özel eğitim alt alanına hakim olmaları beklenmekte ve seçmeli derslerle daha çok ilgi duydukları alanlarda dersler seçmelerine imkan sunulmaktadır." dedi.

Taşcılar, pratikte pek çok öğretmen adayının zihin engelliler eğitimi alanını tercih ettiğini ve üstün zekalıların eğitimine yönelik alabilecekleri seçmeli derslerin de çok sınırlı olduğunu söyledi.

Var olan koşullarda Özel Eğitim Öğretmenliği bölümünden mezun olacak öğretmen adaylarının üstün zekalı çocuklara öğretmenlik yapma konusunda yeterli donanımla mezun olamayacaklarının düşünüldüğünü anlatan Taşcılar, şunları kaydetti:

"Diğer öğretmenlik dallarında okuyan öğretmen adaylarının da (sınıf öğretmenliği, fen bilgisi öğretmenliği, psikolojik danışmanlık ve rehberlik, okul öncesi öğretmenliği gibi) lisans programlarında üstün zekalı çocukların eğitimlerine yönelik derslerin olmaması büyük bir eksikliktir. Şu an halihazırda görev yapan ve üstün zekalı çocukların eğitimine ilgi duyan öğretmenlerin katılabileceği hizmet içi eğitimlerin ya da sertifika programlarının yaygınlaştırılması bu çocukların eğitiminin sağlıklı bir şekilde ele alınabilmesi için önemlidir. Zira okullarda tanılanmış öğrenciler için destek eğitim odalarının açılması öngörülmekte ama orada eğitim verebilecek öğretmenlerin hem sayıca yeterli olmadığı hem de yeterli donanıma sahip olmadıkları görülmektedir."