Anıl EMRE/ HT PAZAR

Televizyon tarihinin gelmiş geçmiş en ünlü talk show’cularından Larry King’in programı, siyasetçisinden rock yıldızına, global iş patronundan yıldız sporcusuna dünyanın en meşhur isimlerini ağırlamasıyla bilinir. Programa bugüne kadar sadece 3 Türk katıldı. İlk ikisi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Amerika’da yaşayan ünlü doktorumuz Mehmet Öz. Üçüncüsü ise kamuoyunda henüz pek tanınmasa da hem Türkiye’de hem de uluslararası finans çevrelerinde yakından tanınıyor. Ayrıca bu üçlünün en genç ismi... 35 yaşındaki bankacı Ozan Özkural. Geçtiğimiz ekim, kendi yatırım şirketi Tanto Capital’i kuran Özkural ile genç yaşta gelen başarısını; dünyaca ünlü yatırım bankası Merrill Lynch’te geçirdiği yıllarından Rusya’nın 2. büyük bankasının Türkiye CEO’luğuna, dünyanın en zengin ailelerinin masalarından Larry King’in Los Angeles’taki stüdyosuna uzanan baş döndürücü yolculuğu konuştuk.

3 NESİL BANKACILIK

2001’dE Nottingham Üniversitesi’nden mezun olurken ne yapmak istediğini gayet iyi biliyormuş Özkural “Dedem Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Başkan Yardımcılığı, babam ise uzun yıllar İş Bankası’nda yöneticilik yaptı. Ben de bankacılık dışında bir kariyer düşünmedim” diyor. 3 yıl çok uluslu bir şirketin finans departmanında çalışan Özkural, finansal muhasebe uzmanlığı derecesini aldıktan sonra 2005’te dünyanın önde gelen yatırım bankalarından Merrill Lynch’in Londra ofisinde çalışmaya başlamış. 7 yıl çalıştığı bu bankada, 48 milyar dolarlık proje gerçekleştiren bir ekibin parçasıymış. Özkural’a çalışanların egolarının en az yıl sonunda dağıtılan milyon dolarlık primler kadar büyük olduğu, yatırım bankacılığının pırıltılı ama acımasız dünyasını soruyorum. “Sevmeden asla yapılamayacak bir iş” diye başlıyor anlatmaya: “Sabah 6.30 7.00 gibi ofise gelirdik. Çoğu zaman gece 2’ye kadar çalıştığımız, ofiste sabahladığımız olurdu. Bu çok yoğun, bir o kadar da stresli bir iştir. Keyif alamıyorsanız veya fazla endişeli bir bünyeye sahipseniz bu tempoyu kaldıramazsınız.” O yaptığı işe âşık olanlardan, ilgilendiği projelerden bahsederken gözleri parlıyor. Zaten böyle bir adanmışlıktan aşağısını da tasvip etmiyor. “Sürekli söylenen, işini sevmeyen, negatif insanlar en tahammül edilemez insanlardır. Kimse her işi sevmek zorunda değil, istemiyorsanız bırakırsınız. Ama yapıyorsanız da olumlu yaklaşabilmeniz gerekiyor.” Başarısının sırrı da sanırım burada, çalışkanlık ve iş aşkı. İşi sevmek yetmiyor elbette, krizlere de hazırlıklı olmak gerek. 2007’de başlayıp 2008’de derinleşen ekonomik krizin kendi ekibini de ciddi şekilde etkilediğini şöyle anlatıyor: “2008 başında toplu işten çıkarmalar başlamıştı. Yüzlerce bankacı çıkarılıyordu. Tesadüf eseri doğum günüm olan 8 Ocak’ta ekibimizin kaderi belli olacaktı. Bir gün önce patronum çağırdı. ‘Ozan endişeli olduğunu biliyorum ama merak etme işinden olmayacaksın, yarın erkenden gel’ dedi. Sabah 6’da ofise gittiğimde tüm ekip oradaydı. Yöneticimiz herkesi tek tek çağırmaya başladı. Görüşmeye her giren çıktığında bizle vedalaşıyordu. Bir gün önceki konuşmaya rağmen endişelenmeye başladım. Sıram geldiğimde patronum yüreğimi burkan gerçeği benle paylaştı: ‘Ozan senin dışında herkesi çıkarıyoruz.’ 22 kişilik genç ekipten bir tek ben kalmıştım.” ‘

'RUS OLİGARKLARINDAN ARAP MİLYARDERLERE’

2009’da krizin etkisiyle 62 kişilik departman 4 kişiye düşünce, Özkural da bankanın “gelişmekte olan piyasalar” departmanına geçmiş ve Türkiye masası da kendisine emanet edilmiş. 2012’de Rusya’nın en büyük ikinci bankası VTB, Türkiye’de bir ofis açmaya karar verince Özkural’ın kapısını çalmış. Yaklaşık 2 yıl bankanın Türkiye CEO’luğunu yapan ve 2 milyar dolarlık bir bilanço yöneten Özkural, uzun süredir aklında olan kendi şirketini kurma planını 2014’te hayata geçirmeye karar vermiş. Suudi asıllı ortağı ile 300 milyon dolar büyüklüğünde bir fon kuran Özkural, 2 ila 3 yıl içerisinde birkaç milyar dolarlık büyüklüğe ulaşmayı planladıklarını anlatıyor. Nasıl planlamasın? Dünyanın en önemli yatırımcıları ona bir telefon kadar yakın. Rus oligarklarından Arap milyarderlere, Amerikalı siyasetçilerden aristokrat Avrupalı ailelere, dünyanın en güçlü insanlarıyla uçsuz bucaksız dostlukları ve iş bağlantıları var. “Ortağımla birlikte Forbes 100 listesinin (dünyanın en zengin 100 insanı) yüzde 60’ıyla tanışıklığımız var” diyecek kadar iddialı. Ortağı aynı zamanda, Lubrizol isimli şirkette dünyanın 3. varlıklı ismi efsane yatırımcı Warren Buffett ile de ortak.

TANZANYA’DA OFİS AÇILIR MI?

Peki Özkural ne yapıyor? Kurdukları fonu bir “global fırsatlar fonu” olarak tanımlayan genç girişimci, hiçbir coğrafi sınırlama olmadan fırsat nereye götürürse oraya gideceklerini, dünyanın her yerinde bulunduğu ülke ve bölgeye katma değer sağlayabilecek yatırımlarla ilgilendiklerini anlatıyor. Birçok yatırımcının henüz keşfedemediği bölgelere odaklanan Özkural, bir sonraki ofisini Tanzanya’da açmaya hazırlanıyor. Bayrağında hâlâ bir AK-47 (Kalaşnikof) makineli tüfek bulunduran Mozambik’le yakından ilgileniyor. Özkural, son derece realist bir finansçı. “Bu kadar zor ve tehlikeli coğrafyalarda çalışmaktan hiç çekinmiyor musunuz?” diye sorduğumda, başarının reçetesinde bizzat sahada bulunmak, yatırım yaptıkları ülkeyi, insanları, güç dengelerini yakından tanımak olduğunu anlatıyor: “Bu ülkelerde her şey siyah veya beyaz değil, sistemlerinde gri alanlar olduğu doğru ama müthiş yatırım fırsatları sunuyorlar. Yatırımcı olarak fırsat neredeyse ben oraya giderim.” Bu yüzden zamanının büyük çoğunluğu seyahatlerle geçiyor. Yakından ilgilendiği Rusya, Afrika, Amerika, İstanbul ve tabii ki ana ofisinin bulunduğu Londra arasında mekik dokuyor. Dünyanın her yerinde fırsat avcılığı yapıyor, iş bağlantıları kuruyor.

‘TÜRKİYE’YE İNANIYORUM’

Özkural Londra’dan sonra ilk ofisini İstanbul’da açıyor. Dünyanın her yerinde yatırım yapan birisinin Türkiye’ye bu denli ilgi duymasının daha çok vatan sevgisiyle mi alakalı olduğunu sorduğumda, Türkiye’nin dünyadaki her yatırımcı için bir destinasyon olması gerektiğini söylüyor: “Türkiye çok sağlam temellere oturuyor, genç ve dinamik bir nüfusu var. Vatanım olması bir yana, bu ülkeye her açıdan inanıyorum.” Söyleşiyi Larry King’in programına nasıl çıktığını sormadan sonlandırmak istemiyorum. Her yıl düzenli katıldığı IMF toplantılarında tanıştığı bir Amerikalı’nın vesile olduğunu anlatıyor: “Larry gelişmekte olan piyasalar konusunda konuşacağı bir uzman arıyormuş, ben de kabul ettim.” 2014’ün ekim ayında bir sabah, söyleşinin yapılacağı Los Angeles’taki stüdyoya gittiğinde King’in o gün kendisi dışında gitarist Carlos Santana ve şarkıcı Will. I. Am’me de söyleşisi olduğunu öğreniyor. 82 yaşındaki King’in hâlâ çok zinde ve ‘keskin zekâlı’ göründüğünü belirtiyor. Söyleşinin oldukça keyifli geçtiğini söyleyen genç girişimci, “Biraz fazla kişisel sorular sordu ancak oldukça bilgiliydi, dolu bir sohbet oldu” diyor. Bundan sonraki hedefinde yine 2 ünlü televizyoncu Charlie Rose ve Fareed Zakaria ile de konuşmak var. Özkural’ın başarı grafiğine bakılırsa, dünya üzerinde her istediğiyle konuşabilmesi pek uzun sürmeyecek gibi görünüyor.

1881 -
1938