Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Emre ANIL / HABERTÜRK PAZAR

2013 yılında sadece ABD’de değil tüm dünyada “zenginlerin adaleti” kavramını tartışmaya açan bir dava, 2 yıl sonra şartlı tahliye kurallarını ihlal eden hükümlü yüzünden tekrar gündeme geldi. Olayın merkezinde, alkollü araç kullanırken çarptığı 4 kişinin ölümüne sebebiyet vermesine rağmen 1 gün bile hapis yatmadan kurtulan 16 yaşındaki Ethan Couch var...

"BENİM ADIM ETHAN VE SENİ TÜM BUNLARDAN KURTARABİLİRİM"

15 Haziran 2013 akşamı Texas’taki bir evde verilen parti tüm hızıyla sürmektedir. Partideki kızlardan biri süpermarkete gitmek ister. Evdeki herkes alkollüdür, özellikle de ev sahibi 16 yaşındaki Ethan Couch. Ancak bu onun için sorun değildir. 8 kişi Ethan’ın devasa pikabına doluşup marketin yolunu tutarlar. Gelmişken eli boş dönmek olmaz, 2 kasa da bira çalarlar. Tekrar direksiyonun başına geçen Ethan’ın trafik kurallarına uymasını beklemiyorsunuz değil mi? Yetişkinler için (ABD’de alkol tüketim yaşı 21) konulan yasal limit 3 katı alkollü olarak kullandığı aracıyla aşırı hız yapmaya, diğer araçlara “makas” atmaya başlar. Bu sırada yol kenarında 4 kişi belirir: Aracıyla küçük bir kaza yapan 24 yaşındaki Breanna, yardıma koşan 21 yaşındaki Shelby ile annesi Holly ve oğlunun lise mezuniyet partisinde kullandığı sandalyeleri kilisesine geri götürürken kazayı görüp yardım için duran Rahip Brian. Breanna’nın aracının etrafında durmaktadırlar. Ethan kontrolü kaybederek onlara çarpar. 4’ü de feci biçimde can verirken, Ethan’ın arkadaşlarından 2’si de ağır yaralanır. Dahası biri felç olur; artık sadece gözleriyle iletişim kurabilecektir. Feci olayın ardından otomobiliyle oradan geçen Corbin Clark, Ethan Couch’u yerde baygın halde bulur. Ethan bir an ayılır ve Corbin’e “Benim adım Ethan, seni tüm bunlardan kurtarabilirim” der. Bu sözü unutamayan Corbin, Ethan’ın kendisini araçtaki arkadaşlarından biri sandığını düşünüyor...

"ETHAN AİLESİNİN SERVETİNİN MAĞDURUDUR"

Ethan Couch’un özgüveni boşa değil. Keza sonrasında kendini bu durumdan kurtarmayı kesinlikle başarıyor. Alkollü olarak ölüme sebebiyet vermek suçundan 20 yıl hapis cezası alması gerekirken, şimdi sıkı durun; özel bir klinikte tedavi, 10 yıl boyunca araç kullanmamak, alkol ve uyuşturucudan uzak durmak kaydıyla Ethan salıveriliyor. Peki nasıl? Söz, Ethan’ın savunma avukatlarının uzman görüşü için tuttukları Psikolog Gary Miller’da: “Her istediğine sahip olmuş bir çocuk. Paraya boğulmuş. Hayatta işlerin istediğiniz gibi gitmemesinin ne demek olduğunu bilmiyor. Ailesi hiçbir kural, hiçbir sınırlama koymamış. Hata yapınca kendisinden hiçbir zaman hesap sorulmamış. Özür dilemesi gerektiği bile öğretilmemiş. Hiçbir genç adamın başa çıkamayacağı özgürlüklere sahip olmuş...” Miller, Ethan’da “affluenza” sendromu olduğunu söylüyor. Yani, varlıklı ailelerde büyüyen bireylerin, ayrıcalıklı yetiştiriliş tarzlarından ötürü kendilerini toplumun sosyal normlarıyla bağlı hissetmemeleri, doğru ile yanlış arasındaki farkı ayırt edememeleri... Ethan’ın ailesinin yetiştirme tarzının kurbanı olduğunu savunan Miller, çocuğun sorumluluk duygusundan arındırılmış şekilde yetiştirildiğini belirtip ekliyor: “Hastalıklı bir ortamda büyümüş. Bir başka hastalıklı ortam olan hapishaneye konulması, rehabilitasyonu açısından hiçbir fayda sağlamayacaktır.”

Affluenza tanısı, Amerikan Psikiyatrlar Birliği tarafından tıbbi bir tanı olarak kabul edilmiyor. Ancak mahkeme yukarıdaki argümanları ikna edici bulmuş olacak ki Ethan’a hapis cezası vermedi. İhtiyacı olan “yoğun terapi”yi devlete ait tesislerde görmesi zor diye, özel bir rehabilitasyon kliniğinde tedavi görmesi için serbest bıraktı. Savunma ekibi, California’da yıllığı 450 bin dolar olan bir kliniği önererek ailenin masrafları ödemeye hazır olduğunu belirtti.

"PARANIN GÜCÜNE ŞAHİT OLDUM"

Öte yandan, kazada eşi Holly ve kızı Shelby’yi kaybeden Eric Boyles’un isyanı, adalet duygusunun ne kadar kökten sarsıldığını tüm çıplaklığıyla gösteriyordu: “Hayatımda ilk defa bugün gerçekten paranın gücüne bizzat şahit oldum. Adalet sistemimizin nasıl bu noktaya geldiğini anlayamıyorum.” Tedavinin minimum süresi bile belirtilmezken, tahmin edebileceğiniz gibi, Ethan’ın da değişmeye hiç niyeti yoktu... Ethan, 10 Aralık 2015 günü şartlı tahliye memuru ile yapacağı görüşmeye gitmedi. İçkili bir partide “bira pinponu” oynarken çekilmiş görüntüleri birkaç hafta önce internete düşmüştü ve içkiden uzak durması salıverilme şartlarından biriydi. İhlalin ortaya çıkması, 10 yıla kadar hapis yatmasıyla sonuçlanabilirdi. O da çareyi annesiyle birlikte Meksika’ya kaçmakta buldu.

Ama bitmedi... Ethan ve annesi, 28 Aralık günü, saklandıkları daireye pizza siparişi vermek için kendilerine ait telefonu kullandı. Telefonda açık adreslerini veren ikili, birkaç saat içinde yakalandı. Sınır dışı edilmelerine kesin gözüyle bakılırken, Ethan’ın şansı yine yaver gitti. Sınır dışı kararının hukuki incelemesi bitene kadar Meksika’da kalmaya hak kazandı. Ancak bundan paçayı sıyırması zor. En azından birkaç yıl hapis yatacağı neredeyse kesinleşmiş durumda. Yahut; kimbilir belki de ABD’ye dönene kadar yeni bir sendrom icat edilir!

O SUÇU AİLESİ DAR GELİRLİ BİR ÇOCUK İŞLESEYDİ!

Gerçi avukatları, Ethan’ı hapisten kurtaranın varlıklı olması değil sorunlu yetiştirilme tarzı olduğunu söylüyor. Peki ama, sorunlu yetiştirilme tarzı sadece varlıklı ailelerde mi görülüyor? Dar gelirli bir ailede büyüyen biri aynı suçu işlese sonuç ne olurdu? Merakınızı gidermek mümkün, çünkü Ethan’ın davasına bakan Hâkim Jean Boyd, 2004’te de benzer bir davaya bakmış.

16 yaşındaki Eric Miller, bir süpermarketin önünde içki içerken, çalışır durumda bırakılan bir araç görür ve binip hız yapmaya başlar. Kısa süre sonra 19 yaşındaki Philip Andress’e çarparak öldürür. Alkol düzeyi Ethan’ın yarısından azdır. Babası evi terk etmiş olan Eric’in annesi uyuşturucu bağımlısıdır. Çoğunlukla dedesi tarafından büyütülmüştür. Kronik depresyon ve çift kutupluluk gibi ciddi, bilimsel olarak tanımlanmış psikolojik problemleri vardır. Dedesinin maddi şartları ise son derece kısıtlıdır...

Ve... Ethan’ı şartlı olarak salıveren Hâkim Boyd, Eric’i 20 yıl hapis cezasına çarptırır. Oysa Eric’in savunmasında da zorlu yetişme şartları gündeme gelmiştir. Ancak Boyd, “sanığın zor bir çocukluk geçirdiğinin farkında olduğunu ancak en azından ona sahip çıkan bir dedesi olduğu için şanslı olduğunu” belirtir.

Ortada 16 yaşında 2 genç, 2 de aşırı alkol sonrası ölümlü trafik kazası var. Eric’in kullandığı aracı çalmış olması ve kazadan sonra olay yerinden kaçması, hatta suçu başkasına atmaya çalışması sebebiyle belki iki dava arasında tam bir paralellik kurmak mümkün olmayabilir. Ama belki de mesele, Eric’in ailesinin onu “daha iyi tedavi görebileceği”, yıllığı 450 bin dolar olan tam teşekküllü bir kliniğe yatıracak parasının olmamasıdır. Takdir okurlarımızın...