Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Elif KEY/ GAZETE HABERTÜRK-PAZAR

ADAM GRANT KİM?

Adam Grant’in son kitabının adı “Originals”. Grant, bir öğretim üyesi. Ödüllü bir araştırmacı ve eğitimci. BusinessWeek’in en başarılı akademisyenleri arasında gösterilmesinin yanı sıra dünyadaki kırk yaşın altındaki en iyi işletme profesörlerinden biri olarak ün yapmış. Grant son kitabında yeni fikirleri, düşünceleri ve pratikleri her şeyi ama her şeyi riske atmadan, bütün motivasyonumuzu kaybetmeden, paraları batırmadan nasıl yaratabileceğimizi tartışıyor. Karar vermek için en doğru zaman nedir? Kendini ezdirmeden fikrini nasıl söylersin? Endişe ve şüpheyle nasıl baş edersin? Eğitmenler ve ebeveynler çocuklarının içindeki yaratıcılığı nasıl besler? Grant özetle şunu söylüyor: “Ey ahali! Konformistler hep aynı yolu yürür. Orijinallik ise az yürünmüş yoldan geçer.”

SAFARİ Mİ İNTERNET EXPLORER MI?

Ekonomist Michael Housman bir araştırma için çalışırken, müşteri servislerinde çalışan insanların kimisinin niye hep aynı işte kaldığına bazılarınınsa niye hemen istifa ettiğine bakmaya başlıyor. İşe bağımlılık araştırması yaparken bulduğu şey ilginç: Bilgisayarında Firefox ve Chrome kullananların yüzde 15’i, Safari ve İnternet Explorer kullananlardan daha az istifa ediyor. Bu insanların satış rakamlarına bakınca, yine Firefox ve Chrome kullananların daha yüksek rakamlarda satış yaptıklarını görüyor. Firefox ve Chrome kullananlar bir satış hedefine ulaşmak için 90 gün çalışırken, diğer ikisini kullananlar 120 gün çalışıyor. Burada web programlarının başarısı söz konusu değil. Burada söz konusu olan şu: Firefox ve Chrome kullananlar verilmiş olanı kabul etmeyen, farklı yöntemler, yollar deneyen insanlar. Halbuki Internet Explorer ve Safari kullananlar sadece onlara verileni yapıyor, denileni dinliyor ve uyguluyor. Mutsuz olduklarında da derhal istifa edip gidiyorlar. Firefox’çular ise verileni beğenmemişse, zorluyor ve değiştiriyor.

ÇOCUĞUNUZ MÜKEMMEL BİR KOYUN MU?

Bugünlerde çok paylaşılan Adam Grant imzalı bir makale gördüyseniz, hani şu çocuğunuzun kafasından inin temalı, “Originals” kitabından alıntı. Grant aynen şöyle diyor: “Yetenekli çocuklara bakarsanız hepsi 2 yaşında okumayı öğreniyorlar, 4 yaşındayken Bach çalıyorlar; 6 yaşındayken matematik hesapları yapıyor, 8 yaşındayken yabancı dilleri akıcı bir şekilde konuşabiliyorlar. Sınıf arkadaşları kıskançlıktan çatlarken, anne babaları kendilerini piyangodan büyük ikramiye kazanmış gibi hissediyor. Ama bu çocukların kariyerleri büyük ses getireceğine hafif bir iç çekişle sonlanıyor.” Çünkü Grant’e göre bu çocuklar evet yetenekliler ama dünyayı değiştirecekler mi? Bu çocuklar, özgün olmayı öğrenmedikleri için geri kalıyorlar. Her zaman ebeveynleri tarafından onaylanmak ve öğretmenlerinin hayranlığını kazanmak için çaba harcıyorlar. Yetenekli çocuklar Mozart’ın eserlerini muhteşem bir şekilde çalabilirler ama çok ender olarak kendi özgün bestelerini yaparlar. Bütün enerjilerini mevcut bilimsel bilgilere harcar, yeni anlayışlar geliştirmezler. Kendi kurallarını icat etmektense, kodlanmış kurallar çerçevesinde hareket ederler. Eleştirmen William Deresiewicz’in ifadesiyle, bu öğrenciler mükemmel birer koyun oluyorlar

İSTİFA ETMEK Mİ ETMEMEK Mİ?

Aklınıza şahane bir iş geldi, memuriyetinize son vereceksiniz ve kendinizi yeni işinize adayacaksınız. İstifa etmeniz gerekiyor. Ne yapmalısınız? Grant diyor ki: Etmeyin. Çünkü istifa etmeden yeni iş kuranların yüzde 33’ü işlerini batırmamış. Sebebi de şu: Eğer risk kontrollü gidiyorsanız ve fikrinizin fizibilitesine dair bazı şüpheler taşıyorsanız firmanızı bunları göze alarak kuracaksınız ve başarılı olacaksanız. Ama zaten hayatta zar ata ata yaşıyorsanız, istifayı da basmışsanız, muhtemelen yeni işlerinizdeki riski de görmeyecek ve başarısız olacaksınız. En iyisi istifa etmeden bir deneyin! Geçmişe bir bakarsanız, Brian May Queen’e katıldığında hâlâ astrofizik doktorasını yapıyordu, Stephen King ilk hikâyesini yazarken öğretmenlik, kapıcılık yapıyor ve bir benzincide çalışıyordu.

SEINFELD SAÇMA, HARRY POTTER ÇOK UZUN!

Seinfeld’in senaryosu yazıldı, NBC yetkililerinin önüne gitti. İstemediler. Niyesi şuydu: Televizyondaki hiçbir şeye benzemiyor, geçmişte de buna benzer bir şey yok! Harry Potter kitabevi yöneticilerinin önüne geldiğinde de benzer cümleler duyuldu: “Bu bir çocuk kitabı olmak için fazla uzun!” Seinfeld’i komedi dünyasına kazandıran insan o departmanda çalışmayan alakasız bir isimdi: Rick Ludwin. Ludwin önce dizinin her bölümünü ikiye böldü, yarım saatlik bölümler haline getirdi ve başka departmanların bütçelerinden ufak paralar ayırarak dizinin diğer bölümlerinin çekilmesi için bütçe yarattı. Larry David ve Jerry Seinfeld hayatlarında komedi yazmamıştı, Rick Ludwin de bir komedi nasıl olur bilmiyordu. Tarihin en acayip dizilerinden birini yapan kadronun aslında ne yaptıklarına dair hiçbir fikri yoktu!

NOBEL’İ KAZANMAK İÇİN SANAT

Tahminlerimiz neler? Bir laboratuvara girip yıllarca çıkmamak ya da yüz binlerce sayfa yazmak, Nobel için herkesle ilişiğini kesip canını dişine takmak mı? Hiç böyle şeyler söylemiyor Grant. Nobel’i kazananlar evet alanlarında çok uzman insanlar ama yakından bakarsanız hepsi aslında sanatla iç içe insanlar. Müzikle ilgilenenlerin tipik bilim insanlarına göre Nobel’i kazanma ihtimali iki kere, heykelle resimle uğraşanların yine bu ödülü kazanma ihtimalleri yedi kere, tahtayla mekanik işlerle uğraşanların kazanma ihtimali 7.5 kere, kısa hikâyeler, şiirler, oyunlar yazanların kazanma ihtimali 12 kere, amatör aktörlük, dansçılık, sihirbazlık yapanların ise kazanma ihtimali 22 kere fazlaymış! Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan Orhan Pamuk’un aynı zamanda ressam olması örneği de bir kenarda dursun.

STRATEJİK TEMBELLİK BAŞARI GETİRİR

“Erken kalkan yol alır” doğru. Ancak Adam Grant bazen ve hatta aslında stratejik tembelliğin, yani bilinçli bir yayılma halinin başarı getirdiğini söylüyor. İlk örneği Martin Luther King. King tarihi konuşmasını, yazmaya, konuşmayı yapacağı sabaha karşı saat 3’te başlıyor. O saate kadar önündeki boş kâğıt ona, o boş kâğıda bakıyor. Grant’e göre King aslında ne konuşacağını elbette biliyordu ve sadece yazması gerekiyordu. Grant bazen fazla beklemenin de riskler taşıdığını, atı alanın da Üsküdar’ı geçtiğini söylese de, yavaş hareket etmek her zaman beraberinde hata ya da başarısızlık getirmiyor. Ağırdan almak üretkenliğin en büyük düşmanı olsa da yaratıcılığın kaynağı aslında bu! Araştırmalara göre Leonardo da Vinci, Mona Lisa tablosuna başladığında sene 1503, bitirdiğinde 1519’du!

DÜNYADAKİ 1500 CEO’NUN YÜZDE 43’Ü İLK ÇOCUK

Ekonomist Marco Bertoni ve Giorgio Brunello oturup doğum sıralarına göre kardeşlerin başarı durumlarını araştırmaya başlamışlar. Dört bin kardeşten daha fazla insana bakarken karşılaştıkları sonuçlar çarpıcı. Dünyadaki 1500 CEO’dan yüzde 43’ü ailenin ilk çocuğu. Kardeşler arasında işe yüzde 14 daha yüksek maaşla başlayanlar da genelde ilk çocuklar. Ama buna rağmen daha mücadeleci olan, istediği maaşı daha hızlı edinenler ise ailenin ikinci, üçüncü çocukları. Birinci çocuklar daha dominant, daha tutkulu olurken, kardeşler daha fazla risk alıyor ve orijinal fikirlere daha açık insanlar. Birinci çocuklar statüko düşkünü, kardeşler ise devrimci! Büyürken birinci çocuklar anne baba kurallarından oluşan dünyada yaşarken, ikinciler daha çok ağabey ve ablanın kurallarıyla büyüyor. Yani bir anne baba kadar cezalandırıcı olmadan ve kuralları da kendine göre koyarak. Dolayısıyla küçük kardeşler korunaklı bir dünyada kafalarına göre yaşıyor. Birinci çocuğu disiplinden fenalaştıran ebeveynler, ikincide kuralları gevşetiyor. Yaratıcı çocukların ebeveynleri ise kuralları çok da takmayan insanlar. Spesifik toplumsal kurallar yerine etik ve ahlaki kurallarla büyüyen çocuklar daha yaratıcı oluyor. Bu arada Adam Grant’e göre, çocuklarına fiiller yerine sıfatlarla konuşan anne babaların çocuk eğitiminde daha başarılı olduğu aşikâr. Yani sizin oğlan bir kopyacılık yapıyorsa, “Kopya çekmeyeceksin” yerine “Kopyacı olma” demeniz gerekiyor. Yaptığı resime “Aaa ne yaratıcı bir resim” demek yerine de “Ne kadar yaratıcısın” derseniz farkı göreceğiniz iddia ediliyor