Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Mike GIGLIO/ HABERTÜRK PAZAR

Amerikalılar Suriye’de adeta birbirleriyle savaş halinde. Washington’daki iç çekişme, Obama yönetiminin giderek içinden çıkılmaz hale gelen Suriye politikasındaki çelişkileri daha da derinleştiriyor. ABD’nin Suriye’ye daha etkili biçimde dâhil olmasıyla bu durum artık savaş alanında da yansıyor.

ABD yönetiminin bir kolu tarafından desteklenen Suriyeli bir grubun lideri, başka bir grubun da Amerikan yönetiminin başka bir kolu tarafından desteklendiğini söylüyor.

Halep’te ABD destekli Kürtlerin saldırısına uğrayan, yine ABD destekli muhalif Sultan Murat Tugayı’nın komutanı Ahmed Osman, “Durum gerçekten çok garip, anlayamıyorum” diyor. Bölgedeki kaynaklara göre Sultan Murat Tugayı, DAEŞ ile savaşmak üzere ABD ve müttefiklerinden silah temin ediyor.

Yani CIA tarafından denetlenen gizli bir program eşliğinde ABD, Beşar Esad’a karşı savaşan muhaliflere yardım ediyor. Öte yandan bölgedeki Kürt gruplar da DAEŞ’le savaşmak üzere Pentagon’dan silah ve destek alıyor.

YPG hava kuvvetleri tarafından düzenli olarak koordine ediliyor. Dahası Esad ve müttefiki Rusya da aynı topa giriyor ve YPG diğer gruplardan böylece rol çalıyor.

‘ARTIK BİZİ DİNLEMİYORLAR’

YPG bu şekilde Halep ve İdlip’in kuzeyindeki önemli köyleri ele geçirdi. Şimdi de Türkiye ile sınırı olan ve muhaliflerin uzun süre malzeme temin ettiği Azez’i tehdit ediyor.

Dolayısıyla Türkiye, cevap olarak Azez’i bombalamaya başladı ki bu Türkiye’yle NATO müttefiki olan ABD için oldukça zorlu bir senaryo. Buna rağmen ABD, Rusya ve Şam’ın hedef aldığı ılımlı isyancıların halini seyrederken YPG’nin saldırılarını engellemekte başarısız oluyor.

Washington Yakın Doğu Araştırmaları Enstitüsü’nden Andrew Tabler’a göre bu büyük bir problem. Zira Tabler, “Bu durum Rusya üzerindeki nüfuzumuzu hızla kaybettiğimizi ve insanların artık bizi dinlemediğini gösteriyor” diyor. Sultan Murat Tugayı’nın komutanı Osman ise YPG’nin her iki tarafta da can kayıplarına yok açacak şekilde Halep’te 2 bölgeyi ele geçirmeye çalıştığından söz ediyor.

Osman’ın bağlı olduğu grup, hem Esad hem de DAEŞ’e karşı kullandıkları TOW güdümlü antitank füzeleri de dahil silahlarını ABD ve müttefiklerinden almış. Ve bu yardım, CIA’in Kongre tarafından da onaylanan uzun çabalarının bir sonucu.

Organizasyon, Suudi Arabistan gibi müttefiklerin katılımıyla Türkiye’de bir operasyon odasında yapılmış. Osman, ortaya çıkabilecek sorunlarla ilgil ABD ile sürekli olarak temas halinde olduklarını belirtiyor ve ekliyor: “Amerikalılar YPG’yi durdurmalı. Onlara ‘Sizi desteklediğimiz gibi onları da destekliyoruz’ demeliler ama yalnızca oturup izliyorlar.”

Aynı “oda”dan destek alan ve Suriye’nin kuzeyinde YPG ile mücadele eden en az 3 grup daha var. Bunlardan birine mensup Ahmed Hamada’ya göre aralarından bazıları geçmişte ABD’de eğitilmiş.

‘KOLEKTİF ÇABAYI BALTALIYOR’

Türk yetkililerse YPG’nin hem Moskova’dan hem Washington’dan faydalandığını söylüyor. Bu eleştiriler karşısında verilen resmi cevaplarsa onlar için bir şey ifade etmiyor.

Mesela ABD Merkez Komutanlığı Sözcüsü Patrick J. Ryder, “Çeşitli muhalif gruplar arasındaki potansiyel sürtüşme ile ilgili” başlıklı bir mail ile yaptığı açıklamada durumu şöyle diyor: “Suriye’deki mücadele ortamı giderek daha karmaşık bir hal alıyor. Sizlere DAEŞ’le mücadele eden gruplara desteğimizin sürdüğünü söyleyebilirim.”

Washington’dan adının açıklanmasını istemeyen bir yetkiliyse durumun giderek problemli bir hal aldığını kabul ediyor: “Biz tüm taraflara son dönemde Suriye’nin kuzeyinde gelişen durumun, tansiyonu yükselterek DAEŞ’e karşı ihtiyaç duyduğumuz kolektif çabayı baltaladığını söyledik.” Bütün bu gelişmeler yaşanırken YPG sözcüsü yorum yapmaktan kaçınıyor.

‘YPG’NİN FIRSATÇI HAMLELERİ’

NATO Kuzey Atlantik Konseyi’nde üst düzey yetkili Faysal Itani, “YPG, fiziksel olarak Azez çevresini ele geçirdi, Halep’te Rus bombadımanı güneye doğru ilerliyor.

Bu hareketleri YPG’nin topraklarını genişletmek için yaptığı fırsatçı hamleler olarak görüyorum” diyor. YPG, PKK’nın Suriye uzantısı ve hem Ankara’nın hem Washington’ın terör listesinde bulunuyor.

Yani Türkiye’de öfke artarken ABD, YPG ve PKK’nın aynı şey olmadığını vurgulama çabasında, YPG’yi kilit partner olarak öne sürüyor. Ocak ayının sonunda Başkan Obama’nın anti-DAEŞ koalisyonunda bulunan özel elçisi Brett McGurk, YPG’yi Kobanİ’de ziyaret etti. Bu arada YPG, uzun süre Suriye yönetimiyle ilişkilerini yumuşak tutmayı yeğledi.

Pentagon da YPG egemenliğinde Suriye Demokratik Cephesi adı altında yeni bir askeri koalisyon yarattı ve bazı küçük Arap silahlı grupları bu koalisyona katılmaya teşvik etti.

ABD Savunma Bakanlığı’ndan adının açıklanmasını istemeyen bir yetkili, “Evet, Fırat’ın soğusunda DAEŞ’le olan savaşta YPG’yi destekliyorduk ama bu batıya doğru yeni bir hamle için geçerli değildi” diyor.

“Burada önemli olan bizim bu gruplara doğrudan destek sağlamıyor oluşumuz. Operasyonlarımız Fırat’ın doğusunda DAEŞ’le mücadele eden SDF odaklı.”

WASHINGTON’DAKİ ÇEKİŞME

Washington’daki bu çelişkiler, Obama’nın Suriye politikasındaki iç çekişmeyi yansıtıyor. Güvenlik uzman Nicholas Heras, SDF modelinin başarısız olan “operasyon odası modeli”nin yerini aldığını söylüyor.

Yine de Sultan Murat Tugayı gibi grupların Esad’la olduğu kadar DAEŞ’le de mücadele ettiğine dikkat çekiyor. Washington Enstitüsü’nden Tabler’a göreyse bu çelişkiler ABD’nin DAEŞ’le mücadelesinde önemli yer tutan Arap bileşenini zorlaştırabilir: “Eğer bu durum devam ederse ABD’nin tek bir opsiyonu kalacak, o da YPG. Kürtler Suriye nüfusunun çoğunluğunu oluştursa tamam ama DAEŞ’i yenebilmek için Sünni Araplara ihtiyacımız var.”