Konstantiniyye’den İstanbul’a Boğaziçi
İstanbul, Boğaziçi'nin çekilen ilk fotoğrafları Saraybosna, Tiran ve Üsküp, Catania'dan sonra şimdi de Belgrad'da sergileniyor. Sergi 13 Mart'a kadar devam edecek
Mehmet Emin DEMİREZEN/GAZETE HABERTÜRK
“Türkiye-Balkanlar Kültürlerarası Sanat Diyalogları” projesi kapsamında Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, İKASD ve Yunus Emre Enstitüsü işbirliğiyle, ‘‘Konstantiniyye’den İstanbul’a” adlı sergi Saraybosna, Tiran ve Üsküp, Catania’dan sonra şimdi de Belgrad’da açılıyor. Küratörü M. Sinan Genim’le serginin macerasını konuştuk.
■ Böyle bir sergi yapma fikri nerden çıktı? 2001’de Suna ve İnan Kıraç Vakfı’nın 867 sayfalık “Konstantiniyye’den İstanbul’a Boğaziçi’nin Rumeli Yakası Fotoğrafları” kitabı, iki cilt halinde yayımlandı ve çok ilgi gördü. Daha sonra fotoğraflar, Pera Müzesi’nde iki sergiyle sanatseverlerin karşısına çıktı. İstanbul’daki çeşitli ülkelerin kordiplomatik temsilcileri bu sergileri gezdikten sonra onları kendi ülkelerine de davet ettiler ve böylelikle bu macera başladı.
■ Neden 19. ve 20. yüzyıllar arası Boğaziçi fotoğrafları? 19. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren yeni bir sanat olarak ortaya çıkan fotoğraf bu konuda o güne kadar anlatılanların ve görsel belgelerin yanı sıra farklı görüntüler sunuyordu. İçinden deniz geçen, tepeler ve onların ayırdığı vadilerden oluşan İstanbul, coğrafi yapı olarak pek çok açıdan fotoğraf çekmeye çok imkân veren bir şehirdi.
■ Sergi daha önce Saraybosna, Tiran ve Üsküp, Catania şimdi de Belgrad’da gerçekleşiyor, anlatır mısınız? Saraybosna, Tiran, Üsküp, Catania ve şimdi de Belgrad. Sergiye talep özellikle Balkan ülkelerinden geldi, çünkü bazı fotoğrafların çekildiği dönem İstanbul tüm bu coğrafyanın başkentiydi. Sergileri gezenleri büyük bir çoğunluğu İstanbul’a gelmiş, onun içinde dolaşmıştı. Herkes seyrettiği fotoğraflarda yeni bir şeyler görüp mutlu oldu.
■ Sergide İstanbul hakkında neler öğreniyorlar? Bazı ezberlerin bozulmasını sağlıyor. Örneğin, çoğunluğun sandığının aksine geçmişin İstanbul’u günümüz İstanbul’una nazaran çok daha az yeşil. Sarayların, köşklerin, yalıların yanı sıra çok daha mütevazı konutlara sahip. Özellikle suriçi bölgesindeki yapılaşma çok yoğun. Boğaziçi köylerinin çoğu kendi içlerine kapalı, şehirle organik bağları olmayan birer yerleşme yeri olarak varlıklarını sürdürüyor. Buna karşı yoğun bir ticaret hayatı gözleniyor.