Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Rusya-Ukrayna savaşında ikinci haftayı geride bıraktık. Belirsizlikler daha arttı, korku daha büyüdü. Avrupa’nın en büyük nükleer santralinde yangın tam olarak çözülemedi, kim yaptı, yangın nerede, sızıntı var mı, net bilinmiyor. Korkuyu büyüten gelişmelerden biri bu.

        İkincisi hemen her büyük savaşta ortaya çıktığı gibi, kıtlık ve fiyat artışları kendini gösterdi. İki ülkeyi birlikte ele aldığımızda temel gıdalardan buğday ambarı özelliği taşıyor. İki ülke dünya buğday ihracatının üçte birini yapıyor. Savaşın olduğu yerde üretim de, nakliye de, ticaret de doğru dürüst yapılamaz.

        ➔ Nitekim bu durumun ortaya çıkmasıyla buğday fiyatları 2008 sonrasının en yükseğine çıktı. Son bir haftada yüzde 45, sıcak çatışmanın başlangıcını 22 Şubat olarak alırsak o tarihten beri yüzde 69 yükseldi.

        #resim#901498#

        ➔ Fiyat artışının yaşandığı diğer ürün ise enerji. Rusya hem doğalgazda hem petrolde dünyanın ilk üçünde yer alıyor. Küresel ödeme sisteminden dışlandı. Petrol ve doğalgaz ticaretinin nasıl süreceği, ödemelerin yapılıp yapılamayacağı belirsizliğini koruyor.

        ➔ İran’ı yeniden oyunun içine sokacak nükleer görüşmelerde ise sona çok yaklaşıldı. Ama bu ülke tam kapasitesiyle hemen devreye giremez.

        REKLAM

        ACI SINIRI 125 DOLAR

        ➔ Petrolün daha fazla tüketileceği yaz ayları da yaklaşıyor. Covid-19 önlemlerini ülkeler kaldırıyor. Seyahatler artacak, turizm canlanacak. OPEC de geçen hafta toplandı ama üretimi artışı yine yok.

        ➔ Sonuç ise petrol fiyatlarının 120 dolarla 2008 sonrasında en yüksek düzeye çıkması oldu. Fiyat geçen hafta yüzde 20, 22 Şubat’a göre de yüzde 25 arttı. Temel enerji kaynağı ve bütün maliyetlerin içine giren üründe iki hatada dörtte birlik fiyat artışı kalıcı olursa, enflasyon açısından yıkıcı da olur.

        ➔ Uluslararası piyasalarda 125 dolarlık fiyattan acı sınırı olarak bahsediliyordu. İşte oraya geldik.

        ➔ Doğalgaz fiyatlarının uçuşa geçtiğini de belirtmek gerekiyor. Vana Rusya’nın elinde ve mevsim de kış olunca Avrupa gaz fiyatları geçen hafta yüzde 95, 22 Şubata göre yüzde 141 yükseldi. Fiyat 213.895 euro ile rekor kırdı.

        İKİ FATURASI OLACAK

        ➔ Savaşın kendisi zaten bir büyük bilinmez ve korku kaynağı, tüketim ve risk iştahını bitiren temel bir faktör. Savaşın ne yöne evrileceği ve seyri tahmin edilemez.

        ➔ Ateşkes elbette olabileceklerin en iyisi. En kötüsü ise savaşın uzaması, genişlemesi ve geçen hafta olduğu gibi, nükleer santrallerden birinin bilerek ve bilmeyerek patlatılması ya da zarar görmesiyle olur.

        ➔ Ancak ateşkes olsa bile, Rusya’nın yeniden küresel enerji oyununa dahil edilmesi uzak bir ihtimal. Bir büyük oyuncu bu piyasadan çekilmiş olacak. Ya da oluşacak iki ayrı bloklaşmada karşı bir blok içinde yer alacak.

        ➔ Bu nedenle petrol fiyatları, henüz en çok kullanılacağı mevsime gelmeden tırmanışa geçti. Petrol, doğalgaz, kömür en başta olmak üzere, gıda, metal, hatta gübre fiyatlarında yükseliş, zaten en önemli ekonomik sorun haline gelen küresel enflasyona bir tur daha bindirecek gibi.

        REKLAM

        ➔ Gıda ve diğer emtia fiyatlarını da dahil edersek enflasyon artışına kesin gözüyle bakabiliriz.

        Petrolün, maliyetleri artırması ve enflasyon yaratmasının ikinci faturası da, ekonomilerde durgunluğa yol açması olacak.

        ➔ Bütün bu gelişmeler finansal piyasalarda önceden fiyatlanabilir.

        DÜZELTME TAMAM, DEVAMI BAŞKA OLUR

        ➔ Şimdiye kadar borsalardaki düşüşlerin, faizlerdeki değişimin, savaşan iki ülke dışındaki para birimleri ile kripto paralardaki fiyat oynaklıklarının henüz düzeltme boyutunda kaldığı söylenebilir. Değişim çoğunlukla yüzde 10-18 arasında kaldı. Henüz yüzde 20’yi aşan bir değer kaybı yaşanmadı. Tabi ki buna savaştaki iki ülkenin para birimleri ve borsaları dahil değil.

        ➔ Ancak petrol fiyatları yükseldikçe ya da savaş ortamında başka tetikleyici gelişme olursa negatif fiyatlamaların devamı gelebilir. Düzeltme hareketleri yaşandığından, yeni sert fiyatlamalar kalıcı olabilir ve çöküşlere yol açabilir. Durumun nereye evrileceği açısından en kritik haftalardan birine giriyoruz.

        ➔ Gündem olarak bu haftanın Perşembe günü çok yoğun. AB Liderler Zirvesi başlayacak. Avrupa Merkez Bankası faiz kararını verecek. Savaş sonrası tutumundaki değişmeyi göreceğiz.

        ➔ Bir de ABD şubat ayı tüketici enflasyonu açıklanacak. Yıllık enflasyonun yüzde 7.5’ten yüzde 7.9’a çıkması bekleniyor. Fed’in toplantısı da gelecek hafta.

        DÜNYA İKİYE BÖLÜNDÜ

        ➔ Buğdayın, petrolün ve doğalgazın yaratacağı enflasyona paralel merkez bankaları “savaş ortamında bir şey yapamayız” diyemeyecekler. Ancak yapacakları fazla etkili olmayacak.

        ➔ Çünkü pandemiyle başlayan arz ve tedarik sorunu var. Üzerine gelen savaş bu sorunu çok daha büyüttü. Rusya gibi bir petrol ve doğalgaz devinin küresel ekonomiyle entegrasyonunu kopardı. Sınırlar yeniden yükseldi. Demirperde indi ve soğuk savaş geri geldi.

        REKLAM

        ➔ Dünyanın ekonomi kazanı artık ikiye bölündü. Taraflar artık kendi kazanında aşını kaynatacak. Bunun nasıl olacağı henüz belli değil ama iş oraya doğru gidiyor. Şimdilik bölünme gerçekleşti.

        Bölünmüşlüğün kuralları, haritası ve yapısı da ortaya çıkacak. Mesela Rusya Çin ile birlikte hareket edebilir. Ama Hindistan ne olacak? Çin ile düşmanlığı, Rusya ile tarihi bağları var. Amerika’nın vazgeçebileceği bir ülke değil ama Çin-Rusya ekseninde kalabilir.

        ➔ Türkiye ekonomi açısından tarafsız ama askeri olarak NATO’da Batı ile birlikte. Boğazları savaş gemilerine kapatması bir büyük adım. Kime nasıl yaradığı ayrı bir konu ama ülkenin önemini yeniden gösterdi.

        MERKEZ BANKALARI NE YAPACAK?

        ➔ Merkez bankalarının verecekleri kararlara yeniden dönersek, Batı blokunda enerjide arz boşluğu kolay kolay dolmayacak. Küreselleşme ve ekonomi değişirken maliyetler yükselecek.

        ➔ 1970’liyıllara benzer gelişmeler gündeme gelebilir. O zaman da jeopolitik kaynaklı petrol şokları gündemdeydi. Şimdi hem petrol, hem doğalgaz şoku ikisi birden yaşanıyor. 1970’li yılların ikinci yarısında Fed aldığı önlemlerle enflasyonu bir türlü kontrol altına alamamıştı. 1980’lerin başında ise radikal bir adımla faizleri tavana vurdurdu ve enflasyonu durdurdu ama ekonomiyi resesyona da soktu.

        ➔ Şimdi de merkez bankaları bir tarafı düzeltmek için, başka bir tarafın yıkılmasını göze almak zorunda kalacaklar. Henüz o aşamaya yakın değiliz, daha yol var. Ancak gidilecek yer orasıysa sonuç yine değişmeyecek.

        Diğer Yazılar