Hangi süper kahraman olmak isterdiniz?
Çocukken dünyevi sorunlarınızı çözemediğiniz zaman süper kahraman olsaydım da, o sorunları kökten çözseydim diye iç geçirdiğiniz anlar oldu mu? Olmuştur elbet… Hiç birimiz güçlünün, güçsüzü bir böcek misali ezdiği toplum yapısına izin vermeyiz öyle değil mi? Hiyerarşik düzenin hâkim olduğu, dünya düzenine karşı çıkan aykırı kişiler ya anarşist ya da halk kahramanı olarak anılıyor. O an devreye giren ütopyalar ise bize şunu sorgulatıyor: dünyadaki insanlar hiyerarşik düzene ya da haksızlığa boyun eğmeseydi şu an böyle olmazdık.
Süper kahramanları hepimiz sever ve hayranlık duyarız. Hatta çoğu zaman süper kahramanların, birer ütopyadan ibaret olduklarını unutuverip şunu düşünürüz: acaba hangi süper kahraman olsam da, dünyayı kurtarsam…? Dünyada bu kadar yozlaşma varken hangi süper kahraman olursak olalım, dünyayı kurtaramayız. Sizin de bildiğiniz gibi, çocukken dünyayı kurtarabilmek adına kendimize güçlü, kuvvetli bir kahraman seçer ve o kahraman hayallerimizi donatırdı. Çocuk aklımızla dünyayı kurtarmanın yollarını ararken, perdede izlediklerimiz bizi öyle bir büyülerdi ki, dış dünyadan beslenmek yerine, filmlerden beslenirdik. İçimizde her zaman dışarı çıkmak isteyen bir süper kahraman vardı. Hatta bazen birden fazla süper kahraman… O süper kahramanlar çocukluğumuzu yaşatan en güzel maceralardan biriydi. Görüyoruz ki o macera halen varlığını sürdürmekte…
YENİ NESİL SÜPER KAHRAMAN FİLMLERİNİN YAVANLIĞI
Geçmişle bugün arasında köprü kuran süper kahramanlar, yeni nesil filmleri süslüyorlar. Süslüyorlar süslemesine ama, tabloda çok büyük bir eksik var. O da süper kahramanların temcit pilavı gibi ısıtılıp ısıtılıp önümüze konması. Artık farklı şeyler görmek istiyoruz. Özellikle şu son zamanlarda süper kahramanların mizah sosuna bulanarak beyazperdeye mıhlanıyor oluşu biraz can sıkıcı. Ayrıca süper kahramanların bilerek ‘komiklik’ yapmaları da filmlerin ruhuna zarar veriyor. Seyirci gülmüyor, aksine irite oluyor. Yenilik arayışları bu şekilde olmamalı diye düşünüyoruz. Bunun en önemli sebebi de viral pazarlamanın zirveye çıkması. Süper kahraman oyuncaklarının satılması için yapılan ‘kapitalist oyunlar’ film endüstrisinde sorun yaratmaya başladı. Sürekli aynı konuları, komik olmaya çalışan süper kahramanlar üzerinden seyrediyoruz. 30 Nisan’da vizyona giren “İnanılmaz Örümcek Adam 2” bu yazılanları doğrular nitelikte. “Örümcek Adam” serisini eğlenceli hale getirmek için çabalayan senaristler bu sefer kendi tuzaklarına düştüler. Çünkü film izleyiciyi güldürmeyi başaramadı. Eğer film kimleri güldürdü diye soracak olursanız, cevabımız hazır: teenageleri!
YENİLİĞE İHTİYAÇ VAR!
Her geçen gün çıtayı bir tık daha düşüren ve ‘teen comedy’ türünü öne çıkartan süper kahraman filmleri resmen piyasanın esiri oldular. Ah nerede o eski süper kahraman filmleri… Nostalji nostaljide kalmalı, ya da risk alınarak yeni kahraman filmleri yapılmalı. Sürekli geriye doğru giden film endüstrisi, inovasyonlar yaparak yalnızca gençleri değil, herkesi sinema salonlarına çekebilir. Burada asıl önemli olan hedef kitledir. Acaba bütün süper kahramanlar aynı filme toplansaydı nasıl olurdu? Farklı olacağı aşikar, onun dışında söylenecek pek fazla şey yok. Peki, çok fazla aşina olmadığımız süper kahramanlar kimler? Örneğin “Arrow”, “The Cape” ve daha niceleri… Konusu (burada bahsetmeyeceğim) oldukça ilginç olan “Arrow” süper kahraman olarak doyurucu. Ama “Arrow” da kendine göre dezavantaja sahip. Diğer super kahramanlara oranla hem sert hem de yumuşak, bu dezavantajına rağmen lider koltuğuna oturuyor. Temennimiz en kısa zamanda “Arrow” un beyazperdeye uyarlanması.
YÖNETMEN CHRİSTOPHER NOLAN’IN KENDİNE ÖZGÜ TEKNİKLERİ
Buraya kadar herşey çok olumsuz belki ama, önemli bir detayı da es geçmemek lazım. Günümüzde süper kahraman Batman’i kendine özgü tarzıyla ötekileştiren de hiç şüphesiz Christopher Nolan oldu. Batman’i sıradanlıktan kurtaran Nolan, adeta Batman’i yeniden yarattı ve hikayeye yeni ilaveler yaparak hedef kitleyi maksimum seviyeye çıkardı. Böylece bütün sinemaseverler sinema salonlarına doğru akın etti. Hafızalarımızdan silinmeyen sahneler de cabası oldu. Yarı gotik, yarı karanlık biçimde tasarlanan süper kahraman Batman gecelerimizin korkulu rüyasıydı sanki… Modifiye ettiği motorsikletiyle ‘grotesk’ atmosferi solumamıza vesile oldu. Ama hiçbir zaman eğlence unsuru öne çıkmadı. Çıkış yolu bulamayınca komediye başvuran yönetmenlerin ya da senaristlerin artış gösteriyor oluşu süper kahraman filmlerini yavanlaştırıyor. Aynı durum “Örümcek Adam” serisi için de geçerli.
Gelelim önemli bir kıstasa… Örümcek Adam’ı canlandıran Tobey Maguire’in ekipten ayrılışı Örümcek Adam’ın oradan oraya savrulmasının sebeplerinden biri oldu. Birçoğumuz Örümcek Adam’ı Tobey Maguire ile özdeşleştirmiştik. Ne yazık ki mutluluğumuz kısa sürdü. Halen Maguire’ın neden ekipten ayrıldığı konusunda net bir bilgiye sahip değiliz. Zaten Örümcek Adam’ın sırf bu sebeple izlenme oranları düştü. Mesela Christopher Nolan her zaman aynı kadroyla çalışmayı tercih eder. Kanımca; şu ana kadar en çok başarı yakalayan süper kahraman filmleri Batman, Süperman ve V for Vendettaydı.
V FOR VENDETTA İLE BEYAZPERDEYİ SALLAYAN WACHOWSKİ KARDEŞLER
Wachowski kardeşlerin itina ile beyazperdeye yaftaladığı çizgi roman uyarlaması “V For Vendetta” hakkında söylenecek o kadar çok şey var ki... Son derece baskıcı bir toplum düzenine karşı çıkan anarşist süper kahramanımız V, türlü yasaklar ve engellerle, idare edilen halkı şiddetten kurtarmaya çalışır. Arbedenin arasında kalan V belayı mıknatıs gibi çeken bir süper kahramandır. Toplumun uyanışını tetikleyen ve baş kaldırıyı başlatan unsur V’nin anarşik yapısıdır. V insanlık adına bir ayaklanma başlatır. V’nin karakteristik özelliklerinin düzgün bir biçimde işlenişi de, filmi en yüksek noktaya taşımıştır. Gerçi, “V For Vendetta” diğer süper kahraman filmleri gibi seri olarak devam etmedi. Seri olarak devam eden süper kahraman filmleri, maalesef aynı şeyleri yineleyip duruyor. Bu da bir yerden sonra iyice kabak tadı veriyor insana…
Geldik işin en önemli kısmına… Arşivlerde gömülü kalan çizgi romanların beyazperdeye adapte edilmesini hepimiz çok arzu ediyoruz ama, çizgi roman okuyucusu olmayanlar, çoğu süper kahramandan bihaberler…Çocukluğunda dahi eline hiç çizgi roman almamış insanlar var, üzülerek söylüyorum ki, üst-kültürümüz buna müsait değil. Zaten çoğu çizgi romana ulaşamıyoruz. Aslında bu bizim suçumuz değil. Çünkü bunları bize öğreten olmadı. Oysa, o çizgi romanları okumak öyle bir keyiftir ki, o havayı bir kez bile solusanız yeter. Unutmayın, filmlerdeki süper kahramanlar, çizgi romanlardaki gibi değiller.
Sonuç itibariyle; eğer süper kahramanlar dizi projesi olarak yapılmayıp, mantık çerçevesinde beyazperdeye uyarlanırsa bu kısır döngüden rahatça kurtulabiliriz. Yoksa özünü yitirmiş süper kahramanlarla idare etmek zorunda kalacağız. Tekrar söylüyorum, süper kahraman insanı eğlendirmemeli, süper kahraman şehri kötücül insanların gazabından korumalı. Yoksa sakar ajanlardan bir farkları kalmayacak.