Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Dünyada birçok ülke COVID-19 sebebiyle yaşanan sıkıntıların hızla atlatılabilmesi için “Aşı Karnesi” uygulamasını uygulamaya koymaya çalışıyor. Avrupa Birliği (AB) aşı pasaportu olarak bilinen “AB Dijital COVID Sertifikası” üzerinde anlaşma sağladı. Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği IATA da havayolları için “Travel Pass” uygulamasını geliştirdi. Bazı havayolları kullanmaya başladı.

ABD ve Avrupa’da kabul edilen aşılar içinde tek doz uygulanan sadece bir aşı dışındakiler için de çift doz uygulanmış olması ve ikinci dozun üzerinden de 15 gün geçmiş olma şartı aranıyor. Yani çift doz olmak bile yetmiyor üzerinden aşının etkili olacağı sürenin geçmesi isteniyor. Türkiye’de bilindiği üzere iki tip aşı; PhfizerBioNTech ve Çin Sinovac çift doz olarak uygulanıyor. Seyahatlerde ilgili ülkeler tanınan aşıların tanımlanan şekilde uygulanmış olduğunu gösteren aşı karnesi oluşturulmasını istiyor. İşte bu noktada Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu’ndan ilginç bir değerlendirme geldi.

Hastalığı atlatıp, ilk doz aşısını BioNTech yaptıranlarda tek doz aşı uygulamasına geçildiğini,bu sisteme göre tek doz aşı olanlara da ikinci doz aşısı yapılmış kabul edilerek aşı kartı oluşturulacağını duyurdu. Umarım bu karar gri pasaport olayı gibi bir yan etki göstermez. Çift doz BioNTech aşı olan T.C. vatandaşlarına AB’de veya başka ülkelerde sorun çıkarılmaz.

Bir tanıdığım böyle bir sürprizle karşılaşmış. İkinci doz BioNTech aşısı olmadığı halde e-Nabız uygulamasında ikinci doz tarihi verilmeden yapılmış gibi gösterilmiş. İkinci doz yerine önümüzdeki günlerde COVID-19 geçirmiştir notu düşülecekmiş. Sistem üzerinde aşı kartları da bu şekilde oluşturulacakmış. Şu an ilk doz aşısını yaptıran ve ikincisi için randevu almak isteyenler e-Nabız uygulamasında ikinci doz aşı ‘yapıldı’notuyla karşılaşıyor.

Şimdi asıl mesele şu; İki doz BionNTech aşısını olup, başta Avrupa olmak üzere diğer ülkelere aşı karnesiyle rahat seyahat edecekler için tek dozu çift doz gibi gösterme riski söz konusu. Türk pasaportu taşıyanların “Aşı Karneleri” bu yaklaşımlar usulsüz kullanımı ortaya çıkan gri pasaportta olduğu gibi tartışmalı olacak mı, olmayacak mı?

İstanbul Havalimanı tam temassız olacak!

Korona virüs salgınıyla tanışmadan önce havalimanlarında temassız seyahat için ciddi çalışmalar yapılıyordu. Teknolojideki her gelişme temassız seyahatin hizmetine sunuluyor, ülkelerdeki ilgili otoritelerin ve düzenleyici kuruluşların adım atması bekleniyordu. COVİD-19 salgın süreci ise temassız seyahate geçişi hızlandırdı, yetkilerini temassız uygulamalarla paylaşmakta isteksiz davranan kamu otoritelerini de ikna etti denebilir. Geçen hafta bu konuda önemli bir bilgiyi moderatör olduğum etkinlikte İstanbul Havalimanı (İGA) Genel Müdür Yardımcısı Ersin İnankul’dan öğrendim;

“İstanbul Havalimanı 6 ay sonra tam temassız uygulamaya geçecek. Pasaportunuzu, harç pulunuzu, biniş kartınızı kimseye göstermeden, onaylatmadan, sadece belli noktalarda sistem üzerinden kendiniz işlemler yaparak uçağa binebileceksiniz.”

MICE (Meetings, Incentives, Conferences, Exhibitions) ve turizm sektörü profesyonellerini biraya getiren ACE of MICE Fuarı’nda İnankul, YDA Dalaman Havalimanı Operasyon ve İş Geliştirme Direktörü Ahmet Orçun Songur ve FRAPORT TAV Antalya Havalimanı Genel Müdürü Deniz Varol’a “Bıraktığınız gibi değil. Turizm sektöründe havacılığın seyri / önemi” başlığı altında sorular yönelttim. COVİD-19 sebebiyle alınan önlemler ve bunlar arasında kalıcı olanları konuştuk.

Havacılığın bıraktığımız gibi olmadığını biliyoruz. Nelerin değiştiğini ve gelişmelerin neler olduğunu elbette merak ediyoruz. İşte bu soruma İstanbul Havalimanı adına İnankul cevap verdi. Dünyanın ilk temassız seyahat deneyimi yaşatan Singapur Havalimanı Terminal 4 olmuş, ben de gidip test etmiştim. Şimdi benzer uygulama İstanbul Havalimanı’nda yaklaşık 6 ay sonra hayata geçmek üzere çalışma yapılıyor. Başta İçişleri Bakanlığı olmak üzere, Ulaştırma, Ticaret, Dışişleri, Sağlık ve diğer ilgili bakanlık ve kurumlarla görüşülüp prosedürler aşılmış.

En fazla merak ettiğim harç pulu meselesiydi. Devlet haraç keser gibi yurtdışına çıkandan 50 TL alıyor. Üstelik dijital çağda bir de kâğıt israfı yapıyor. Bu konuda da yenilikler olacakmış. Devlet aldığı 50 TL’den vazgeçmeyecekmiş, ama ödeme ve kontrol şeklinde temassız seyahate engel olunmayacak şekilde düzenleme yapılacakmış. Pasaport veya kimlik kontrolü için İçişleri Bakanlığı salgından önce önemli gelişmeler kaydetmişti. Sadece bir iki pürüz kalmıştı. Onlar da çözülmüş anlaşılan. Bakalım kimseyle temas etmeden, bilet işlemlerini, bagaj teslimini, pasaport kontrolünü ve uçağa biniş işlemlerini 6 ay sonra İstanbul Havalimanı’nda nasıl deneyimleyeceğiz…

COVID-19’da en sert kural uygulayan 5 ülke

Ülkelerin COVID-19 sürecinde kapılarını açmaması ve bazı ülkelerin sert kurallar uygulaması havacılık sektörünün en önemli sıkıntısı. Dünyada salgın esnasında ortak kurallar alınmadığı için meydana çıkan karmaşa sektörün geri dönüşündeki en büyük engel olarak gözüküyor. Şirketlerin hükümetlerden istedikleri ortak akılve iş birliğiyle kapıların aynı kurallarla açılması konusu bir türlü uygulanamadı. Çünkü her ülke kendine göre kurallar belirledi. Ortak kuralların hızlıca belirlenememesi havacılık ve turizm sektörüne büyük darbe vurdu. Halen daha en sert kuralları uygulayan ülkeler var. Bazıları dış dünyaya kapalı, bazıları sadece kendi vatandaşlarına açık bazıları ise açık ama ulaşılması, seyahat edilmesi zor ülkelerden oluşuyor. Şu günlerde seyahat edilmesi zor 5 ülkeye bir göz atalım.

  • Hong Kong

Çin’in Hong Kong Özel İdari Bölgesi, geçtiğimiz hafta koronavirüs tedbirleri kapsamında 1 Temmuz itibarıyla İngiltere’den yolcu uçuşlarını yasaklama kararı aldı. Bundan öncesinde de birçok havayolunun uçuşlarını durdurma kararı almıştı. Hong Kong yönetimi şu an; Brezilya, Hindistan, Endonezya, Nepal, Pakistan, Filipinler ve Güney Afrika gibi ülkeleri de “aşırı yüksek riskli” kategorisinde değerlendiriyor. Salgın boyunca da ülke en çok havayolu uçuşlarını yasaklayan ülke olarak dikkat çekmişti. Herhangi bir havayolunun uçağında 5 kişiden fazla korona virüslü yolcu tespit edildiğinde,ilgili havayoluna 2 hafta uçuş yasağı koydu. Bu durumdan Emirates, KLM ve British Airways en çok etkilenenler şirketler oldu.

  • Filipinler

Tahliye uçuşları da dahil dünyada uçuş yapılan ülkeler arasında kokpit ve kabin ekiplerinin en zorlandığı ülke olarak öne çıkıyor. Ülkeye seyahat eden ekipler otel odalarından hiç çıkarılmıyor ve 2 günde bir PCR testi oluyorlar. Yemekleri odalarına geliyor. Odanın dışında hiçbir şekilde vakit geçirilmiyor. Öte yandan Filipinler hafta içi ülkeye giriş çıkış yapabilecek ülkeler listesini yayınladı. 93 ülkede delta varyantı olduğunu iddia eden Filipinler Sağlık Bakanlığı (DOH) Hindistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bangladeş, Nepal, Pakistan ve Sri Lanka’dan gelenlerin ülkeye girişlerine izin vermiyor.

  • Singapur

Singapur’a şu an sadece Singapur vatandaşları ve sürekli oturma izni olanlar seyahat edebiliyor. Karantina kurallarını ihlal edenlere ülkede 10 bin Singapur Doları ceza veriliyor. Bu cezayı ödeyemeyenler ise 6 ay hapis cezası alıyor. Aşılanmada Yeni Zelanda’yla birlikte en hızlı ülke olmayı başaran Singapur, ülkeye gelen vatandaşlarından 21 gün öncesinden PCR testi istiyor ve sonucun negatif çıkması sonucunda ikamet edecekleri evde 7 günlük bir karantina uyguluyor. Bu süreçte de iki PCR testi daha gerekiyor. Bunun yanı sıra yönetim misafirlerden 30 bin ABD Doları seyahat sağlık sigortası istiyor.

  • Avustralya

Salgının başından beri kapılarını dış dünyaya kapatan ilk ülkelerden olan Avustralya’da sadece tahliye uçuşları icra ediliyordu. Ancak tahliye uçuşları da risk oluşturunca bu uçuşlar yılbaşında sonlandırıldı. Hafta içi ise ilginç bir hadise meydana geldi. Avustralya’nın en önemli şehri Sidney’de 32 kişide delta varyantı tespit edildi. Bu rakam ülke genelinde ise 44 olarak kayıtlara geçti. Hükümet yetkilileri bu gelişmenin ardından Sidney’de 2 hafta sokağa çıkma yasağı getirdi. Şu an tüm şehir karantinada. Delta virüsünün geliş nedeni araştırılırken bunun bir havayolu ekibi tarafından ülkeye getirildiği söyleniyor. Çünkü ilk vaka uçuş ekiplerini otele taşıyan bir şoförde görüldüğü düşünülüyor. Bu sebeple salgının başından beri sert kurallar uygulayan ülkede bundan sonra da daha katı kurallar olacak gibi görülüyor.

  • Yeni Zelanda

COVID-19 salgınını en iyi yöneten ülkenin Yeni Zelanda olduğunu söyleyebiliriz. Ülke salgının başlangıcından beri kapılarını dış dünyaya kapatmış durumda. Bugüne kadar ülkeye sadece Yeni Zelanda vatandaşları tahliye uçuşu gerçekleştirebiliyor. Bu tahliye uçuşlarında da 72 saat önceden alınmış PCR testi zorunluluğu bulunuyor. Özellikle Avustralya’yla yapılan karantinasız uçuş uygulaması da Avustralya’da görülen delta varyantı nedeniyle durduruldu. Vatandaşlarının Avustralya’dan ülkelerine dönmeleri askıya alındı.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00