Futbolcu eşleri dizi olmalı!
DÖN dolaş hep aynı 5-10 isim etrafında dönüp duran ‘magazin âlemi’ bence futbolcu eşlerine gereken ilgiyi yeterince göstermiyor.
Oysa her biri en az popçular, mankenler ya da oyuncular kadar hatta onlardan da fazla haber değeri taşıyor.
Ülkenin en sevilen spor dalının, en gözde isimleriyle evli ya da sevgililer; güzeller, havalılar... En pahalı çantaları, ayakkabıları, takıları, kıyafetleri giyiyorlar. En hızlı ve lüks otomobillere biniyorlar. Hepsi olmasa da birçoğu göz önünde olmayı, kendisi hakkında konuşulmasını seviyor, istiyor.
Anlayacağınız bir magazin gazetesi için gerekli olan ve hatta fazlası futbolcu eşlerinde mevcut.
Dün gazetelerde Galatasaraylı Sabri Sarıoğlu’nun eşi Yağmur Sarıoğlu’nun 3.5 milyon liralık Lamborghini Aventador’la İstanbul sokaklarında test sürüşüne çıktığını okurken aklıma yıllar önce İngiltere’de yayınlanan ‘Footballers Wives’ (Futbolcuların Eşleri) dizisi geldi.
IŞIL REÇBER SENARYO DANIŞMANI
Sadece magazinciler değil son zamanlarda bir kısırdöngüye giren ve sürekli aynı konuları işleyen televizyon dizileri için de futbolcu eşleri farklı bir pencere olabilir.
Özgün bir şeyler yapmak yerine ‘adaptasyonlara’ daha meraklı olan yapımcılarımız için ‘Footballers Wives’ nefis bir örnek!
2002-2006 arası ITV kanalında yayınlanan (sanırım bizde e2’deydi) dizide, hayali Premier Lig takımı Earls Park F.C.’nin futbolcularının ve eşlerinin hayatları anlatılıyordu. Orta sınıf ailelerden gelip milyon pound’lar kazanmaya başlayan futbolcuların eşleri ve sevgilileriyle ilişkileri, bunun kariyerlerine etkisi, kadınların birbirleriyle çekişmesi, aldatmalar, ayrılıklar, kavuşmalar, entrikalarla dizide yok yoktu resmen.
Geçenlerde Esin Övet’e tüm yaşadıklarını anlatacağı ve isim de vereceğini söylediği kitabını eşi Rüştü Reçber’in sansürlediğini açıklayan Işıl Reçber, bence böyle bir dizi için mükemmel bir senaryo danışmanı olur...
Spielberg’ün 30 yıl kovaladığı oyuncu
SON yıllarda ‘ışığını’ iyiden iyiye kaybeden Oscar’larda parlayan yegâne yıldız Mark Rylance oldu bence... Kariyerinin başından itibaren Oscar’ı kovalayan Leonardo DiCaprio hayaline 6’ncı adaylığında kavuşurken, Rylance daha ilk adaylığında ‘En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’ ödülünü kucakladı. İronik bir durum aslında. Usta yönetmen Steven Spielberg’ün yaklaşık 30 yıldır bu büyük oyuncunun peşinde olduğunu düşünürsek daha da ilginç bir durum bence.
Spielberg, “En olağanüstü oyunculardan biri” dediği Rylance’a ilk rolü 1987 tarihli ‘Empire of The Sun’ filmi için teklif etmiş. Tiyatro sevdalısı Rylance, o gün Hollywood’u değil sahneyi seçmiş. Spielberg 30 yıldır peşinde olduğu usta oyuncuyla nihayet ‘Bridge of Spies’ filminde çalışmayı başarmış ve sonuç Oscar!
Bugünlerde Rylance için “Yeni James Bond filminde muhteşem bir kötü adam olur” diye yorumlar çıkıyor. Ama onun gönlü hâlâ tiyatroda... Daha Oscar’ın ateşi sönmeden, önceki gün Britanya’nın en prestijli tiyatro ödülü Oliver’da ‘Farinelli and the King’ oyunundaki rolüyle ‘En İyi Erkek Oyuncu’ dalında aday oldu. Rakipleri arasında ise ‘Hamlet’ Benedict Cumberbatch var...
Bizim genç oyuncuların Rylance’ın öyküsünden çıkaracağı çok ders var ama eminim onlar şu anda bir diziye kapağı atmakla uğraştıklarından ‘bu derse çalışacak’ vakitleri yoktur!