Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

Yönetmen Richard Linklater’in 12 yılda çektiği “Boyhood”, Oscar’ın bu yılki en büyük favorisi. Ellar Coltrane’in canlandırdığı Mason’ın 6-18 yaş arasında, çocukluktan ergenliğe geçiş döneminde yaşadıklarını konu alan film, Türkiye’de DVD olarak yayınlandı

Mavi gökyüzündeki bulutlara bakıp tuhaf şeyler düşünmeyen herhalde çok az çocuk vardır. Coldplay’in “Yellow” şarkısı eşliğinde seyrettiğimiz, afişte de kullanılan bu açılış sahnesi, sadece bir çocuğun hayal gücüne değil, önünde uzanan belirsiz geleceğe de vurgu yapıyor. “Boyhood”, Mason’ın çocukluğuyla başlayıp üniversiteye girdiği günlere kadar uzanıyor, “büyümek” denen sancılı süreci anlatıyor. Başka “büyüme öyküleri”nden farkı ise oyuncuların da filmle birlikte büyümesi. Böylelikle Ellar Coltrane, makyaj ya da özel efekt desteği olmadan Mason’ın 6-18 yaş arasındaki bütün dönemlerini tek başına canlandırabiliyor. Samantha’yı oynayan yönetmen Linklater’ın kızı Lorelei Linklater başta olmak üzere diğer oyuncular için de aynısı geçerli. Dolayısıyla film, pürüzsüz ve çarpıcı bir “biyolojik gerçeklik” sunuyor. Dahası, Mason’ın farklı saç tıraşlarını, ergenlik sivilcelerini, boyunun uzamasını sinema dilinin mükemmel bir parçası haline getiriyor Linklater. Filmde “2 yıl sonra”, “3 ay sonra” gibi ifadeler yok. Zamanın geçişini Mason’ın fiziksel değişimi üzerinden hissediyoruz. Linklater olayların hangi yılda geçtiğini anlatmak içinse Irak Savaşı ya da Obama’nın seçim kampanyası gibi olayları ve başta filmler olmak üzere popüler kültürü kullanıyor. Zaman hakkında fikir veren bir başka unsur da Gameboy’lardan video oyunlarına, iPod’lardan akıllı telefonlara uzanan dijital teknolojinin gelişimi.

KADINLIĞA VE ANNELİĞE ÖVGÜ

“Boyhood”da Hollywood usulü romantizm ve duygusal aşırılıklar yok. Karakterler, filmde olağanüstü mutlu ya da mutsuz anlar yaşamıyor. Bunların yerine gündelik hayatın sıkıntıları, sevinçleri ve küçük mutlulukları var. Linklater’in boşanmış bir anne babanın çocuğu olarak Houston civarlarında geçirdiği kendi çocukluğundan da izler taşıyan öykü; evlilikler, ilişkiler ve kariyer sorunları nedeniyle yerleşik düzene geçmekte zorlanan bir anne (Patricia Arquette) ile iki çocuğun 12 yılına bakıyor. “Boyhood”, Amerikan usulü bir destan bekleyenleri hayal kırıklığına uğratabilir. “Alkolik üvey baba” gibi bence filme pek yararı dokunmayan klişeleri bir yana bırakırsak “Boyhood” öyküdeki incelikleriyle öne çıkan, karakterin iç dünyasına derinlemesine bakabilen bir film. Mason 16 yaşına kadar aslında pek konuşmuyor. Ama annesinin hayatına giren erkeklerle olan ilişkisini keşfettiği anlarda olduğu gibi, Mason’ın içinde olup bitenleri hep hissediyoruz. Birkaç sahne hariç olayları Mason’ın cephesinden takip ediyoruz. Annesinin aslında hayatının gizli süper kahramanı olduğunu, yıllarca bir öğrenci gibi yaşayan babasının (Ethan Hawke) ise geç olgunlaşıp büyüdüğünü biz de Mason’la birlikte keşfediyoruz. Mason’ın filmde dinleyici olarak katıldığı iki ders önemli: İlkinde üvey babası biyolojik bir gerçeklik olarak seksten, ikincisinde ise annesi “anne sevgisi”nden söz ediyor. Aslında bütün filmi anneliğin, kadınlığın övgüsü olarak okumak mümkün.

‘HEPİMİZ DOĞAÇLAMA YAPIYORUZ’

Mason, babasıyla politika, Star Wars, müzik ve kızlar üzerine konuşuyor, kamp yapıyor, iyi vakit geçiriyor, ona hayatın anlamını soruyor. Annesine ise böyle bir soru sormayacağı kesin çünkü o hayatın özünü temsil edercesine hep yanı başında zaten. Hoşlandığı, birlikte olduğu kızların da annesi gibi aklı başında, gerçekçi tipler olması tesadüf değil. Film Mason’ın kafasındaki bir tuhaflıkla başlıyor ve genç bir kızın “anı yakalamak” klişesine karşı getirdiği zekice bir itirazın ardından Mason’ın, tam olarak ne yapamayacağını bilemediği heyecanlı bir yerde bitiyor. O noktada Linklater’in Mason’ın babasına söylettiği bir lafı hatırlamak mümkün: “Hepimiz hayat denen bu oyunda aslında doğaçlama yapmıyor muyuz?” Yaptıklarımızın yanlış ya da doğru olduğuna ise zaman karar veriyor. “Boyhood”un benim için en hoş yanlarından biri de, büyümenin, olgunlaşmanın aslında hiç bitmeyecek oluşunu hissettirebilmesi...

Filmin notu: 7.5

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar