Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Sinemalarda neredeyse artık her hafta üç boyutlu bir film görmek mümkün. Hollywood, giderek gelişen “ev sineması”na karşı büyük perdede film seyretmeyi benzersiz bir tecrübe haline getirmeyi hedefliyor. Bu hafta son yılların en iyi 3D filmlerini seçtik

        1- Avatar 2009

        Yönetmen: James Cameron

        Cameron teknolojinin istediği seviyeye gelmesini yıllarca sabırla bekledi. Filmin senaryosunu ve sahne tasarımlarını 3D estetiğine göre hazırladı. Çekimler başladığında çoğu kişi sinemayı değiştireceğini biliyordu. İlk tanıtım kopyalarını seyredenler müjdeyi dünyaya duyurdu: Daha önce görülmemiş bir 3D formatı geliyordu. Perdeden size uzanan nesnelerin ötesine geçilmişti. Bir başka gezegene gidiyor, kahramanlarla birlikte adeta uçuyordunuz. ABD’nin ülke dışı askeri operasyonlarını eleştiren öykü de yabana atılır gibi değildi.

        2- Yerçekimi 2013 (Gravity)

        Yönetmen: Alfonso Cuaron

        Yönetmenlik bazı filmlerde bir tür sinema mühendisliğine dönüşür. Daha önce hiç kimsenin yapmadığı çekimleri yapıp yeni bir görsel dünya kurarsınız. “Yerçekimi” bunun en iyi örneklerinden biri. Cuaron’un tasarımına ve ön hazırlığına yıllarını verdiği film, gezegenimizin yörüngesinde, uzayda geçen bir “yaşamda kalma öyküsü” anlatıyor ve dijital 3D formatının katkısıyla seyirciyi uzaya, kahramanların yanı başına götürüyor.

        3- Hugo 2011

        Yönetmen: Martin Scorsese

        Çektiği ilk 3D filmde Scorsese, seyirciyi 1930’lu yıllar Paris’ine götürüyor. Sinemadaki özel efektlerin ilk ustası Fransız yönetmen Georges Melies’e selam duran “Hugo”, yedinci sanatı adeta kutsayan bir film. Scorsese, 3D’nin film gramerine ve öyküleme tekniğine olan katkılarını araştırırken 3D’nin aksiyon, animasyon, bilimkurgu ve serüven filmlerinin dışında da çok güzel bir biçimde kullanılabileceğini kanıtlıyor.

        4- Ejderhanı Nasıl Eğitirsin 2010

        (How to Train Your Dragon) Yönetmen: Dean DuBlois, Chris Sanders

        Dreamworks şirketinin Disney animasyonlarına meydan okumak için hiçbir fedakârlıktan kaçınmadığı film, 3D animasyon formatını daha önce örneğini görmediğimiz özgün bir görsel atmosferle buluşturuyor. Üstelik hikâye de muhteşem. Yaşadığı toplumun militer geleneklerini sorgulayarak “ejderhaya” kendi eşiti gibi bakan ve böylelikle oyunun kurallarını değiştiren zoraki kahraman Hiccup unutulmaz bir karakter. Hiccup ile Dişsiz’in gökyüzünde süzüldüğü sahneler şahane.

        5- Pi’nin Yaşamı 2012

        (Life of Pi) Yönetmen: Ang Lee

        Deniz kazasının ardından bir kaplanla aynı sandalda yaşam savaşı veren bir gencin öyküsü... Ang Lee, görüntü yönetmeni Claudio Miranda ile birlikte 3D formatını daha önce hiç kimsenin girmediği sulara götürüyor; canlı, doğal, sıcak renkler eşliğinde seyirciye cam gibi berrak bir görsel dünya sunuyor. Özellikle sandalda kaplanı birkaç adım ötenizde hissettiğiniz sahneler çok başarılı. Suyun altından çekim yapılan havuz sahnesini de unutmayalım.

        6- Oyuncak Hikâyesi 3 2010

        (Toy Story 3) Yönetmen: Lee Unkrich

        Disney, serinin yeni filmini sinema teknolojisinin en son imkânlarıyla buluşturmakla kalmıyor, ilk iki filmin gerisinde kalmayan bir öyküyle geliyor karşımıza. “En iyi devam filmleri” seçkimizde de yer alan “Oyuncak Hikâyesi 3”, harika bir açılış sahnesinin ardından hepimizi oyuncaklarımızla ayrılmak zorunda olduğumuz günlere götürüyor. Evsiz ve sahipsiz kalan oyuncakların kendilerine yeni bir yuva aradığı film, duygusal finaliyle de “göz dolduruyor”.

        7- Beowulf 2007

        Yönetmen: Robert Zemeckis

        Bilgisayar kökenli görüntüler sayesinde sinema sanatının nerelere kadar gidebileceğini, bütçe izin verirse yönetmenlerin artık hayal güçlerine sınır getirmek zorunda kalmadığını gösteren ilk filmlerden biri. Dijital çağın teknolojisini yüzlerce yıl önce yazılmış destanlardan biriyle buluşturan filmde Zemeckis, kurduğu benzersiz görsel atmosferle seyirciyi baştan çıkarmayı başarıyor.

        8- Tenten’in Maceraları 2011

        (The Adventures of Tin tin) Yönetmen: Steven Spielberg

        Tenten’in çağdaş bir aksiyon figürüne dönüşmesini sevmeyebilirsiniz. Ben de çok sevmemiştim ama bu, filmin tekniğine hayran kalmanıza engel değil. Spielberg, ilk bilgisayar animasyonunu neredeyse “canlı bir film”e dönüştürüyor. Sadece detay zenginliği ve görüntü derinliğinden söz etmiyoruz. “Tenten’in Maceraları”, kamera hareketleri, açı ve ölçekleriyle neredeyse sette çekilmiş bir filme benziyor. Özetle, animasyon türünün bildiğimiz canlı filme en çok yaklaştığı işlerden biri.

        9- Alis Harikalar Diyarında 2010

        (Alice in Wonderland) Yönetmen: Tim Burton

        Tim Burton’ın, Alis’i gözüpek bir girişimci, güçlü bir genç kız olarak tasvir ettiği bu çağdaş “Alis Harikalar Diyarında” uyarlamasını çok beğendiğim söylenemez ama yarattığı görsel dünyaya şapka çıkarmak gerektiği kesin. Burton, sineması her zamanki gibi bir sanatçının dokunuşundan izler taşıyor. Filmi üç boyutlu bir sergiyiyi dolaşır gibi seyredebilir, Burton’ın hayal dünyasının keyfini çıkarabilirsiniz...

        10- Transformers: Ay’ın Karanlık Yüzü 2011

        (Transformers: Dark of the Moon) Yönetmen: Michael Bay

        Belki serinin en iyisi değil ama 3D teknolojisi açısından önemli olduğu kesin. Özellikle IMAX 3D formatında seyredildiğinde savaş sahnelerinde Michael Bay ve ekibinin, sinema tekniği anlamında “Avatar”ı yakaladığı, hatta yer yer geçtiği bölümler var. Teknik işçilik çok üst seviyede. Büyük ölçekli genel planlardaki derinlik hissi ve detaylardaki zenginlik görülmeye değer. Sadece gökdelenlerin arasında geçen aksiyon sahneleri değil, sıradan şehir görüntüleri bile etkileyici.

        Diğer Yazılar