Uzayda 'bizim aile'
Serinin ilk filmi, yersiz ve yurtsuz beş yalnız karakterin bir ekip, daha doğrusu “aile” olmasını anlatıyordu. Yeni filmse “aile içi” sorunlar üzerinden ilerliyor. Peter Quill (Chris Pratt), babasız geçen hayatının manevi acılarıyla uğraşırken, Gamora (Zoe Saldana) kız kardeşi Nebula’yla (Karen Gillan) yaşadığı “ezeli rekabet”i çözmeye çalışıyor... Ekibin en arızalı elemanı Rocket (Bradley Cooper) mühendisler tarafından yaratılmanın öfkesiyle sorunlu aile ilişkilerini dahi kıskanıyor. Şirin Groot artık ailenin bebeği durumunda. Drax (Dave Bautista) ise ekibin en rahat, samimi ve muhabbetli üyesi... Peter’ı hırsız olarak yetiştiren “manevi babası” Yondu’nun (Michael Rooker) vicdani sıkıntılarıyla anahtar bir karakter olarak ön saflarda yer aldığı yeni filmde Kurt Russell, kendi gezegenini yaratan Ego karakterini canlandı- rıyor. Dokunduğu insanların duygusunu okuyabilen antenli Mantis’i (Pom Klementieff) de unutmayalım.
İlk film, gerçek bir kahraman olmanın yolunun öncelikle birey olmaktan geçtiğini vurguluyor, birey olmak için toplum dışı kalmaktan korkmamak gerektiğinin altını çiziyordu. Yeni film açıkçası yeni bir şey söylemiyor. Ama kendilerini üstün ırk olarak gören Sovereign halkının kibirli halleri ve Ego’nun egosantrizmi üzerinden dipten dibe Batı dünyasına yönelik bir eleştiriden söz edilebilir. İleri teknolojileriyle gerçek savaşı bile video oyununa çeviren Sovereign halkının gücü ve Ego’nun iktidar hırsına karşılık bizimkiler, birbirlerine duydukları sevgi ve bağlılıkla ayakta duruyorlar. Dolayısıyla, “Galaksinin Koruyucuları 2” özellikle finale doğru Ertem Eğilmez filmlerini hatırlatacak kadar göz yaşartıcı ve duygusal olabiliyor. Karakterlerin yalnızlığı ve dışlanmışlığı dokunaklı sahnelere dönüşüyor. Ama tüm bunlar, filmin eğlenceli ve komik olmasını engellemiyor.
Yönetmen James Gunn hikâyeyi yine klişelerden olu- şan bir iskelet olarak kullanıyor. İlk filmde bizimkiler bir küre peşinde koşuyordu. Bu kez herkes onların peşinde... Zaten öykü değil karakterler ve aralarındaki duygusal ilişkiler önemli... Aksiyon sahnelerinin gizli yıldızı ise mizah... Gunn, özellikle heyecanın doruğa çıktığı sahnelerde bir anlığına her şeye dışardan bakmamızı sağlayarak mizahı öne çıkarıyor. Sözgelimi bizimkiler arka planda canavara karşı canhıraş bir savaş verirken Bebek Groot her şeyden habersiz dans ediyor. Bu arada “Cheers”, “Kara Şimşek” (Knight Rider) ya da “Mary Poppins” gibi nostaljik popüler kültür göndermelerini unutmayalım. Her kuşağa seslenen bir film bu...
James Gunn, “Galaksinin Koruyucuları” serisinin alametifarikası haline gelen “1970’li yılların şarkıları eşliğinde çatışma sahneleri” fikrinden yine vazgeçmiyor. İleri teknoloji özel efektleri izlerken fonda geçmişin nostaljik nağmelerini dinlemek seriye özgün bir kişilik katıyor ve aksiyon sahneleri baleye dönüşüyor.
İlk filmin formülüne hiçbir şey eklememiş dahi olsa yeni film kendini baştan sona ilgiyle seyrettiriyor. “Galaksinin Koruyucuları”, karakterleri ve kendine özgü nostaljik duygusallı- ğıyla bence son yılların en iyi süper kahraman serilerinden biri.
- 20. Yüzyıl klasiğine 21. Yüzyıl yorumu5 dakika önce
- Zombiler bile masum kalıyor3 gün önce
- Çok satan roman uyarlaması5 gün önce
- Japonya'da yalnız bir Amerikalı19 dakika önce
- Hiperaktif spor filmi1 hafta önce
- 2025'in en iyi 20 filmi51 dakika önce
- Bu da kült olur mu?2 hafta önce
- Sinemanın gücüne övgü11 dakika önce
- Hind Rajab'ın sesini duymak4 hafta önce
- Avatar, nereye kadar gider?3 hafta önce