'Onlar da can taşıyor!'
İnsanların hayvanlara eziyet çektirmesiyle ilgili haberler, videolar sosyal medyada büyük tepki çekiyor. Öte yandan, olağan karşılanan avcılık gibi sistematik eziyetler de var. Polonya - Çekya sınırındaki Klodzko Vadisi’nde geçen “İz”, sadece avcılığı değil, onun arkasındaki zihniyeti de sorguluyor. Öykü, kasabanın dışındaki dağ evinde tek başına yaşayan İngilizce öğretmeni Janina Duszejko’nun iki köpeğinin kaybolmasıyla başlayıp, esrarengiz seri cinayetlerle sürüyor... Olga Tokarczuk’un romanından uyarlanan filmde, avcılık kasabayı sarmış bir tür faşist ittifaktan farksız. Janina ve arkadaşları; tilki kürkü ticaretiyle uğraşan parababası suçlular, rüşvetçi polisler ve yozlaşmış yerel yöneticilerden oluşan ağa karşı duruyorlar. Ama Janina’nın tüm çabalarına karşılık hayvanlara eziyeti yasaklayan yasalar uygulanmıyor. Yerel yöneticiler ve üniformalıların çoğu, zaten zevk için avlanan kişiler.
Kilise de sert biçimde eleştiriliyor. Rahip, Janina’yı hayvanlarla insanları eşit görmemesi için ısrarla uyarıyor. Bir vaazında insanın doğanın asıl sahibi olduğunu ve doğaya hükmetmesi gerektiğini söyleyerek avcılığı savunuyor. Filmin ajitatif ruhu, Janina’nın rahibe, polise ya da avcılara isyan ettiği bu anlarda billurlaşıyor. Yönetmen Agnieszka Holland, Janina’yı tuhaf ve uyumsuz göstermekten kaçınmıyor; çünkü hayvanları öldürmeyi olağan hale getirmiş bir toplumla uyum içinde yaşaması zaten mümkün değil. Janina’nın astrolojiye olan inancı, filmin Hıristiyanlık karşıtı paganist tavrının bir yansıması...
Filmde Janina ve arkadaşlarının toplumla olan uyumsuzluklarından beslenen ince bir mizah duygusu da var. Böcekbilimci Boros, ekibin genç bilişimcisi Dyzio bir yana “Her şey için polise gitmemize gerek yok” diyen sakin komşu Matoga, filmin anarşizmini yansıtan anahtar bir karakter. Holland bu insanların statükonun güçlü olduğu bir dünyada uyumsuz olmaya mahkûm olduklarının altını çiziyor. Hatta, uyumsuz muhalifler için toplumdan uzakta bir tür komün hayatı önerisi getirdiğini söylemek mümkün.
Karakterlerine ironiyle yaklaşan Holland, hayvan katliamına ise haklı olarak mizah malzemesi olarak yaklaşmıyor. Janina’nın kötü adamlara bağırarak sürekli ders verdiği sahneler belki samimi ama filme ajitatif bir hava veriyor. İyiler ve kötülerin keskin çizgilerle birbirinden ayrılması, ana karakterin “şiddetle çözüm” konusunda kendiyle çelişkiye düşmesi gibi sorunlar da inkâr edilemez.
Öte yandan, “İz” görsel açıdan sağlam bir yönetmenliğin ürünü. Sabahın alacakaranlığında çekilmiş açılış planlarından başlayarak filmde doğa ve vadideki ışık çok güzel kullanılıyor. Holland, kadrajlarıyla doğanın vadideki yaşama hükmettiğini ve insanın sadece onun bir parçası olduğunu hissettiriyor. Hayvanların çaresiz ve masum, insanlarınsa kirli olduğu bir dünya resmederken avcılığın korkunç şiddetini de yansıtıyor. Bu arada, Janina’da Agnieszka Mandat- Grabka’nın duygusal performansını unutmayalım. Sonuçta tam da ana karakteri gibi bir film bu; duygusal, öfkeli ve agresif...
- Yapay zekâdan yargıç olur mu?12 dakika önce
- 20. Yüzyıl klasiğine 21. Yüzyıl yorumu5 dakika önce
- Zombiler bile masum kalıyor3 gün önce
- Çok satan roman uyarlaması5 gün önce
- Japonya'da yalnız bir Amerikalı19 dakika önce
- Hiperaktif spor filmi1 hafta önce
- 2025'in en iyi 20 filmi51 dakika önce
- Bu da kült olur mu?2 hafta önce
- Sinemanın gücüne övgü4 hafta önce
- Hind Rajab'ın sesini duymak4 hafta önce