Atatürk'le İnönü arasında bir yazar…
Yakup Kadri Karaosmanoğlu mühim bir yazardır. Romanla çıkmış arenaya. “Fecri Ati”edebiyat topluluğunun kurucularındandır. İnönü zaferinden sonra Falih Rıfkı Atay’la birlikte İzmir’deki Mustafa Kemal’in yanına gittikleri gün kaderi değişti. O artık Atatürk’ün sofrasında, sofra takımı kadar değişmez bir demirbaştır.
Milli mücadele sonrasında çok önemli bir rol üstlendi.
*
Çok güzel romanların yanında çok güzel hatıra kitapları da yazdı Yakup Kadri. “Gençlik ve Edebiyat Hatıraları”, “Zoraki Diplomat”, “Anamın Kitabı”, “Vatan Yolunda” ve “Politikada 45 Yıl”…
Eski şairlerden Avni’nin, “dünyada hiçbir gerçek saklı kalmasın” anlamına gelen “Bir hakikat kalmasın alemde Allahım nihan” sözünü kitabına epigraf yapmış ve bu ilkeden hareketle o kadar ilginç, o kadar bilinmedik (en azından benim bilmediğim) hadise anlatıyor ki, şaşırtıcı.
*
O sırada Başvekil Rauf Orbay, Hariciye Vekili de İsmet İnönü’dür. İkilinin arası oldukça açıktır. Arada Mustafa Kemal var. İnönü henüz Lozan’dan dönmemiş.
İşte o günlerde Mustafa Kemal bu krizi atlatmak için bir Başvekil arayışındadır. Yakup Kadri’nin de aralarında bulunduğu birkaç vekile fikir danışır, herkesin aklına gelen ilk isim İsmet İnönü’dür kuşkusuz, yakında Lozan’dan “3. İnönü Meydan Muharebesini” kazanmış muzaffer bir komutan olarak dönecek yurda, ondan iyisi Şam’da kaysı…
Mustafa Kemal hepsini ayrı ayrı dinledikten sonra şunu söyler onlara:
Orada bulunanlar Mustafa Kemal Paşa’ya “ama bu durum Lozan Konferansında mahzur teşkil etmedi, aylardır müzakere sürdürüyor o sağır haliyle” derlerse de Paşa çoktan kararını vermiş; Başvekil “çocukluk arkadaşı, yakın dostu, dert ve fikir ortağı” Fethi Okyar olacak!
*
“Okyar Hükümeti” kısa ömürlü bir hükümettir, 22 Kasım 1924’te kuruldu, üç ay sonra, 3 Mart 1925’te ömrünü tamamladı.
O günlerde Çankaya Köşkü’nde yenen bir yemekten sonra birkaç oyun masası kurulmuş, birinde Mustafa Kemal, Yakup Kadri ve birkaç kişiyle poker; İsmet İnönü de Fethi Bey ve iki arkadaşıyla başka bir masada briç oynuyorlar. O sırada bir yaver Mustafa Kemal’e bir telgraf getirir. Atatürk oyunu bırakır telgrafı okur ve aynı yavere telgrafı Başvekile vermesini söyler. Fethi Bey telgrafa hızlıca göz gezdirir, yavere geri verir, hiçbir şey olmamış gibi oyuna devam eder. Yaver şaşkınlıkla telgrafı Atatürk’e geri getiri. Atatürk bu kez, “Şimdi İsmet Paşa’ya götür,” der yavere. İsmet Paşa telgrafı alır, okur ve birden ayağa kalkar, telaşlı telaşlı etrafına bakar, derken eline bir sigara alır, kibriti arar, sonra vazgeçer, kendini toplar yerine oturur. Bu sahneyi göz ucuyla takip eden Atatürk, masasında bulunanlara dönerek yavaşça şunları söyler:
*
Ama İnönü ile Atatürk arasındaki “çekişme” sadece bu hadiselerle ilgili değildi. Birbirini çok seven ama zaman zaman da birbirinden hiç haz etmeyen bir ikili oldular hep. Arada “haber” getirip götürenler de vardı. Bir yığın hadiseden sonra mesele çok “ciddileşti”, en sonunda İnönü son bir defa onu görmeden Atatürk vefat etti.
Atatürk’ün vefatından sonra “yerine İsmet Paşa gelirse halimiz nice olur” diye düşünen müzmin muhalifleri Cumhurbaşkanlığı için kah Fevzi Çakmak kah Abdülhaluk Renda’nın adını ortaya atarlar ancak belliydi; hiçbir güç Meclis’in İnönü’yü Cumhurbaşkanı olarak seçmesinin önüne geçemeyecekti.
İsmet Paşa’dan korkanların korktukları kısa sürede başlarına geldi. İnönü Cumhurbaşkanı oldu ve işe hızlı başladı. Yakup Kadri şunları yazar:
Elini korkak alıştırmadı.
O yaşadığı için kendine “Milli Şef” unvanını uygun gördü, Atatürk’e de “Ebedi Şef” dedi…
Yakup Kadri, bu devirde kendisini en çok üzen hadisenin Atatürk’ün naaşının “yıllarca Etnografya Müzesi’nin eşyaları arasında bırakılmış” olması olduğunu yazar. Anıtkabir inşası bir komisyona havale edildi. O komisyonda Falih Rıfkı Atay da vardı. Falih Rıfkı, Atatürk’ün Çankaya’ya gömülmek istediğini vasiyet ettiğini söyler Yakup Kadri’ye ancak Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Kemal Gedeleç, “Demek ki İnönü’ye bir türbedarlık vazifesi verilecek” diyerek işi yokuşa sürdü, en sonunda da yine Gedeleç’in ısrarlı teklifiyle bugünkü Anıtkabir yeri tespit edildi. Gerisini Yakup Kadri şöyle anlatır:
Yakup Kadri der ki:
*
Her hatıra kitabı sormadığı sorulara cevap vermez ama o hatırat Yakup Kadri gibi bir kıymetli yazarın kaleminden çıkmışsa, sormadığı soruların cevabını da bulursunuz o kitapta.
- "Asabiyet"ten mustarip bir komitacının portresi23 saniye önce
- "Beau Chérif"ten "Boş Herif"e; Şerif Paşa57 dakika önce
- Yaklaşan felaket!2 gün önce
- İdama giden Dostoyevski'nin son 15 dakikası55 dakika önce
- Dostoyevski neyimiz olur?48 dakika önce
- Yeni yılda mutluluk temennisi beyhude mi?12 saat önce
- "Suphi'yi kim öldürdü?"2 gün önce
- Gazoz!32 dakika önce
- Yol ayrımında bir serbesti denemesi57 dakika önce
- Atatürk, Kemalist değildi!4 hafta önce