Haşim, Veli ve karanfil
Orhan Veli, Ahmet Haşim’in belalısıdır. Takılmadan duramaz. Aslında takıldığı Haşim’in kişiliği değil, şiiridir. Zira Haşim, Yahya Kemal’le birlikte Orhan Veli ve arkadaşlarının başkaldırdığı eski şiirin sembolüdür, şiiri “yüksek sanat” olarak görür.
*
*
Orhan Veli onun bu mısralarını şu şekilde “ti”ye alır:
“Degüstasyon” Balık Pazarı’nın içinde bir meyhanedir. Veli’nin Canan’ı göklerden inmiş sağda solda sürtüyor. Ama işte zalim Canan bir tek şairin müdavimi olduğu Balık Pazarı içindeki Degüstasyon’a uğramıyor! Uğrasa şair ona ne yapacağını biliyor ya gelmiyor işte.
*
Orhan Veli burada durmuyor, ille de eski şiirin sembolü Haşim’i gezindiği yüksek katlardan indirip ahalinin içine karıştıracak.
Haşim’in “Bir Günün Sonunda Arzu” şiiri şöyle biter:
Orhan Veli durur mu? “Eskiler Alıyorum” şiirinde Haşim’e şöyle takılır:
Haşim’in şiirine en büyük “taşı” da “Karanfil” şiirinde atar Orhan Veli. Haşim’in “Karanfil” şiiri şöyledir:
Orhan Veli, savaşı basamak yaparak taşlamaya başlar Haşim’i; aynı adla bir şiir yazar, onun “Karanfil”i ise şöyledir:
*
Karanfil ki en çok yakışandır şiire. Hemen hemen her şairin ya yakasında ya ağzının kenarında bir karanfil vardır.
Edip Cansever der ki;
“Yüreğine bir karanfil sokulmuş” olan şair İsmet Özel ise, “Kalk Gidelim Düğüne”de; “incesin/bardakta bir karanfile benzemiyor inceliğin,” diyor.
*
Efsanesi çoktur karanfilin. En çok bilineni şöyledir:
Tanrıça Artemis ava çıkar. Döner dolaşır, kısmetsiz bir gündür, yoluna hiçbir av çıkmaz, eli boş eve dönerken ormanda flüt çalan bir çobana rastlar. Aman Tanrım bu nasıl müziktir böyle! Demek bu densiz çoban bütün gün kavaldan bu sesleri çıkartarak hayvanları ürkütmüş, uzaklaştırmıştır buralardan. Öfkeden kudurur. Çobanı yatırır yere, gözlerini oyar. Yerde duran o masum gözlere bakarken yaptığı hayatı görür, işlediği günahı anlar. Kendini tutamamış, öfkesinin kurbanı olmuştur Tanrıça. Pişman olur ama son pişmanlık fayda vermez, elinden bir şey gelmez.
Bakar öyle yerde duran gözlere. Kısa bir süre sonra o iki göz, birer karanfile dönüşür, biter toprakta. İki kan kırmızısı karanfile…
*
Şairlerin içinde en karanfil kokanı, “Yerçekimli Karanfil”in yazarı Edip Cansever değil “Karanfil Sokağı”nın yazarı Ahmed Arif’tir derler. Ağzının bir köşesinde karanfil, durmadan çiğnedi durdu. Sigarası da karanfil koktu, üstü başı da...
*
Yazıya Orhan Veli’yle başladık, onun en yakın arkadaşı, “Şu anda dışarda yağmur yağıyor/Ve bulutlar geçiyor aynadan/Ve bugünlerde Melih'le ben/Aynı kızı seviyoruz” dediği Melih Cevdet’in şiirinden iki mısrayla bitirelim o halde:
- "Asabiyet"ten mustarip bir komitacının portresi23 saniye önce
- "Beau Chérif"ten "Boş Herif"e; Şerif Paşa57 dakika önce
- Yaklaşan felaket!2 gün önce
- İdama giden Dostoyevski'nin son 15 dakikası55 dakika önce
- Dostoyevski neyimiz olur?48 dakika önce
- Yeni yılda mutluluk temennisi beyhude mi?12 saat önce
- "Suphi'yi kim öldürdü?"2 gün önce
- Gazoz!32 dakika önce
- Yol ayrımında bir serbesti denemesi57 dakika önce
- Atatürk, Kemalist değildi!4 hafta önce