Bir parodi ustası olarak Hasan Cemal
HASAN Cemal, Harvard Üniversitesi Nieman Vakfı’nın verdiği “Vicdan ve Dürüstlük Ödülü”nü “paşa paşa” almış. Ödül alırken yaptığı konuşma akıllara hakaret, ruhlara zindan olacak türden. Gözünü ödül sevinci bürüyen Cemal, üç A4 kâğıdı dolusu yeni Türkiye tezviratında çekilen zulümlere, gazetecilerin başına gelen türlü badirelere ağırlık vermiş. Gazeteciden kastı Baransu, gerisini düşünün. Hak edilmemiş badireler bahsinde ise sanırım kendi planlı işsizliğinden, kreatif mazlumluğu ile motive oluyor. Konuşmasının tamamı beşinci sınıf mazlum edebiyatı. Sanırsınız sendikası kapatılan madenci, sanırsınız krala itaatsizlik ettiği için hakkında ölüm fermanı yayınlanmış bir asi general de şimdi yeraltında kurduğu ilkel bir matbaayla diktatöre direniyor.
Bir aydınlanma anında kendisi itiraf etmişti: “Biz 12 Mart 1971 darbesinden önce cuntasal faaliyetler içindeydik. Darbe yoluyla siyasi partilerin kapısına kilit vurup, çok partili rejime son verip, tek partili askeri sistemi, yani bir tür Baas rejimini Türkiye’ye getirecektik. Darbe ortamını hazırlamak için de sağa sola bomba atmak ve attırmakla uğraştık. Mesela Ankara’da orduevinin önünde polisin üzerine iki yönden bomba atılacak ve Sıhhiye tarafından gelen gençlik, ‘Ordu-gençlik el ele’ diye bağırtılarak orduevine yürütülecekti. Anlayacağın, bir darbe ortamının hazırlanması için bu ülkede böyle bir sürü şey yapılıyordu. (04.12.2010-Taraf)
Madanoğlu cuntasında aldığı aktif görevle de kalmadı. 80 darbesine rağmen Kenan Evren’le içli dışlıydı. 28 Şubat’ı çağıran ve savunan adamların içinde de yine o vardı.
Bu darbeci sevdasının, sandıktan çıkana nefret duyma refleksinin itirafını yine kendisi yapmıştı bir yazısında:
“Oysa, demokrasi bize yaramazdı.
Halk cahildi!
‘İki hedefimiz vardı:
Biri Demirel, öteki Ecevit.
(...)
Bizde seçim sandığından hep Menderes, Demirel gibi emperyalizmin işbirlikçileri, bir de ‘şeriatçı gericiler’ çıkıyordu.
(...) Her şey darbe içindi!
(...) (25.03.2008-Milliyet)
Bunda bir dürüstlük göremiyorum, reklamcılık görüyorum, ki o alan da Cemal Ailesi’ne yabancı değil. Haftanın 7 günü Erdoğan’a diktatör diyen Hasan Cemal’in eşi Ayşe Sözeri Cemal, merkez medyanın amiral gemisi Hürriyet’in yönetim kurulu üyesi; 20 yılını Hürriyet’in reklam satış departmanına başkanlık yaparak geçirmiş ama kendisini “solcu” olarak gören bir isim.
Yok bu “Hayaller solculuk/gerçekler Hürriyet reklam departmanı” komikliğine girmeyeceğim. Sadece Hasan Cemal’in ödülünü alırken isim vermeden Aydın Doğan’ın mağduriyetine değinmesinin vicdanla-dürüstlükle alakalı olmayabileceği ihtimalini düşünün derim.
Özetle: Hasan Cemal, Erdoğan’a ve onun geldiği hareketi taşıyanlara demokrasi dersi verecek son insandır.
- "Rojava bitti" diyemeyenler, IŞİD'ci aramaya devam ediyor31 dakika önce
- SDG'nin 48 saati: Otonomi hayali bölgesel realiteye çarptı4 saat önce
- İstanbul'un güvenlik rakamları bize ne anlatıyor?27 dakika önce
- Trump kanunu: Aldım, vurdum, susturdum3 gün önce
- Halep'in ortasına kanton barikatı kurmak...49 dakika önce
- Gazoz erkeği2 gün önce
- Ormandaki çocuklar4 hafta önce
- Pedal dönüyor ama yol da uzuyor4 hafta önce
- Michael Jackson'u bitiren yazdığı Filistin şiiri miydi?1 ay önce
- 21. Yüzyılın Frankenstein'ı Yapay Zekâ mı?1 ay önce