IŞİD'i püskürtemeyen PKK devletini kucağında bulur
İKİ gündür Suriye’de olup bitenlerden yola çıkarak Türkiye’nin IŞİD’e karşı operasyon yapması gerektiğini yazıyorum. Tabii eleştiriler de geliyor. “IŞİD kötü mötü ama bize zarar vermiyor ki, bilakis PYD-PKK’nın elini zayıflatıyor, şimdi neden bu örgütle çatışmak için Suriye bataklığına çekilelim?” diyorlar. Hemen cevap vereyim: “Bu argümanda insafsızlık kadar irkiltici olan husus, IŞİD’in doğrudan yaptıkları ile dolaylı olarak neden olduğu sonuçları idrak edememektir.”
Birincisi, Suriye’nin kuzey hattında olanları dış politika zannetmek aymazlıktır. İkincisi IŞİD, PYD-PKK’ya bağlı silahlı YPG güçleriyle savaştı diye muteber sayılma noktasına geldiyse vay halimize. Son Kobani katliamında öldürülenler kadınlar, çocuklar, Güneydoğu illerimizde, köylerimizde yaşayanların akrabalarıydı. Öldürdüğü ve kadınlarını sattığı Ezidiler sıradan sivillerdi. IŞİD’in Suriyeli muhalifleri yakaladığı yerde katlettiğini, iki rekat namaz kılmasına bile izin vermeden öldürdükleri Ahrar-üş Şam üyelerini, Esad’ın bombalayarak muhaliflerden temizlediği yerlere IŞİD üyelerinin yerleştiğini bilmeyen kaldı mı? IŞİD, Beşar Esad’a karşı verilen muhalefeti kirlettiği gibi, Esad’ın Batı’ya, “Bakın ben ‘Radikallere karşı savaşıyorum’ derken bunu kastetmiştim” söyleminin de içini doldurdu.
“IŞİD Telabyad’da olduğu dönemde Türkmenlere eziyet ediyordu, ama kurallarına uyduğun sürece ses etmiyordu. PYD ise Türkmenleri sürdü, topraklarından etti” deniliyor, doğru. Peki PYD-PKK çizgisi Türkiye’ye ve dünyaya “barış, demokrasi, çiçek” edebiyatı yaparken arka planda coğrafyayı silahla ve kendi lehine dönüştürme gücünü nereden alıyor sanıyorsunuz? Bu soruya verilecek evsaflı bir cevap, “IŞİD, PKK ve PYD’yi durduruyor, IŞİD olmasa adamlar çoktan devlet kurmuştu” argümanını da yerle bir eden cevaptır.
Yaptığı gösterişli ve artistik katliamlarla, zulümlerle PYD-PKK’nın Suriye gerçeğinden kopuk ve Türkiye topraklarını da içine alacak ve büyük bir felakete neden olabilecek egemenlik hedeflerini temize çekiyor, “mağdur ve haklı” görünmesine, muhayyel devlet fikrine meşruiyet zemini sağlıyor. Türkiye’yi IŞİD destekçisi gibi göstermek PYD-PKK için bu yüzden önemliydi, “Hayatta kalmam için bu devleti kurmam lazım. Türkiye’ye rağmen mi? Evet hatta Türkiye’ye karşı. Çünkü Türkiye, IŞİD’le birlik oldu, bunu hak ediyor” diyebilmek için. Bu yüzden Kandil’in de bunu demeye yetecek miktarda bir IŞİD gerçeğine/aracına ihtiyacı var. Bu yüzden Türkiye’nin Kürt halkını IŞİD’den kurtaracak bir işe girişmesini istemiyor Karayılan. “Gelirse saldırırız” diyor.
O vakit silahlı çatışma olasılıklarını kendi içimizde göğüslemek durumunda kalırız.
Türkiye, Karayılan’ın tehditlerine filan aldırmayıp IŞİD tehlikesini bertaraf etme kararı verdiğinde de, kuşkusuz bedel öder. Ama “kullanışlı bir faktör” olarak IŞİD’i bertaraf etmek ve PYD’nin elinden “N’apayım, hepsi halkımı korumak için” enstrümanını çekip almak daha büyük bir felaketi önler.
Bu arada hava saldırısının kör dövüşü olduğunu, Türkiye’nin bu karşılaşmayı bizzat sahada göğüslemesi gerektiği de açık. Yazdıklarım “benden söylemesi” bağlamında ve kişisel görüşlerim, bilinmesini isterim.
- SDG'nin 48 saati: Otonomi hayali bölgesel realiteye çarptı4 saat önce
- İstanbul'un güvenlik rakamları bize ne anlatıyor?27 dakika önce
- Trump kanunu: Aldım, vurdum, susturdum3 gün önce
- Halep'in ortasına kanton barikatı kurmak...49 dakika önce
- Gazoz erkeği2 gün önce
- Ormandaki çocuklar4 hafta önce
- Pedal dönüyor ama yol da uzuyor4 hafta önce
- Michael Jackson'u bitiren yazdığı Filistin şiiri miydi?1 ay önce
- 21. Yüzyılın Frankenstein'ı Yapay Zekâ mı?1 ay önce
- Hesaplar tutarsa umut var1 ay önce