Yerel seçimleri kim kazanacak?
Siyasi kampanyalar da özünde bir ürün pazarlama sanatıdır ve sandıktan çıkan oy piyasada hangi ürünün tuttuğunu gösterir.
Steve JobsPazarlamaya giriş dersinde öğretildiği gibi piyasadan pay kapmak isteyenler tüketiciye mevcuttan farklı bir ürün satmak zorundadır. Hiç değilse farklıymış gibi gözükmelidir, “Annenizin margarini” kampanyası gibi. Bütün deterjanların beyazlatma iddiası vardır, ama Alo “beyaz ötesi” vaadinde bulunur. “Nasıl yani” demeye fırsat kalmadan aklımızda bu algı yer etmiştir.
Eğer bir farkınız, söyleyecek yeni bir sözünüz yoksa sektör lideri her zaman avantajlıdır; bilindik ve güvenilir olana basar oyunu, çünkü risk almaktan daha güvenlidir.
Halbuki tıpkı iPad’i satın alan milyonlarca insan gibi aslında seçmen de ne istediğini bilmez. Robert College mezunu şair veya İmam Hatip’ten çıkan amatör futbolcuya mı ihtiyaç vardı siyasette? Ama bu özgün karakterler meydana çıktı ve yerleşik düzeni darmadağın etti. Bir anda kendi taklitlerini yarattılar.
Muhalefet partileri yine alışıldık ezberlere dayanarak bilindik tipolojiye uygun adaylarla seçime girerse hüsranla çıkacak. Ankara’yı bırakın, garanti gördükleri İzmir’i bile kaybedebilirler.
Ama yine de bir seçenek var.
Adı belediye başkanı adayları arasından geçen AK Parti’den Mehmet Özhaseki geçenlerde İzmir’de yaşayan insanların özgürlüklerine, demokrasiye daha düşkün olduklarını söyledi. Muhalefet için seçim kazandıracak sihirli formül de bu cümlede gizli, ama anlaşılmadı.
Mehmet ÖzhasekiNe İYİ Parti, ne CHP belediyecilikte yıllardır bir marka olan sektör lideriyle yarışacak kapasitede değil. Sana, Selpak, Coca-Cola gibi AK Parti seçmene yetiyor. Önemli olan bu insanlara ihtiyaçlarının olmadığını düşündükleri bir ürünü pazarlamak, yeni bir ihtiyaç kategorisi yaratmak.
Çöp toplamak, park-bahçe yapmak gibi klişe vaatlerin yerine muhalefete bu seçimde kazandıracak tek vaat daha fazla demokrasi.
Seçmen ise daha fazla demokrasi vaat edecek bir belediye başkanına ihtiyacı olduğunun farkında değil.
Geçenlerde ABD’de yapılan bir araştırmaya göre genç seçmenin büyük bölümünün siyasetten öncelikli beklentileri demokrasi. Bu uzakta bir kıtaya özgü bir fenomen değil; nüfusun çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu Türkiye’de Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu trendin farkındaydı. Son derece bilinçli bir taktikle seçimden önce açıkladığı manifestoda daha fazla özgürlük ve demokrasi vaat etti. Sonuçta temel hizmetler yerli yerine oturmuş, işliyordu. Geriye dikkat çekecek tek bir konu kalmıştı.
Gözlerini internete açan, başka dünyaların da var olduğunu gören seçmeni sadece daha fazla demokrasi ve özgürlük tavlar. Ancak sığınak şehirler kuracağını iddia eden, Türkiye’nin diğer şehirlerini de İzmir ve Eskişehir gibi özgürlükle anılan vahalara dönüştürmeyi vaat eden bir aday çıkmıyor. Üzerinde düşünülmüyor bile.
Bu seçimlerde gençlerin parklarda rahat rahat öpüşebileceği, mini etekle kadınların geceleri sokakta dolaşabileceği, kırmızı sokakların, yasakların olmadığı, özel hayata karışılmayan şehirler vaat eden fark yaratabilir ancak. Sadece İzmir’de değil, Trabzon’da, Diyarbakır’da da.
- Yeni bir dünya kurulur ve Türkiye ne olur8 dakika önce
- Bir rejim nasıl değiştirilir14 saat önce
- Bu bir direniş çağrısı3 gün önce
- Trump'ın tarihi kumarı1 hafta önce
- Bu yıldan aklımda kalan12 saat önce
- Şişman ilacı1 hafta önce
- Beyaz perdenin ölüm ilanı1 ay önce
- Bolu mu Boulud mu4 hafta önce
- Et halinde bir festival sabahı1 ay önce
- Yılın en korkutucu filmi1 ay önce