İyi ki Obama var: Seçim yolundan notlar-2
Tamamen dışarıdan gelen biri önümüzdeki Salı günü Amerika’da gerçekleşecek genel seçimde Donald Trump’ın rakibinin Barack Obama olduğunu düşünebilir. Yasal olarak üçüncü kez seçilmesi mümkün olmayan eski başkan dün burada yine meydandaydı. Seçimin son virajında Obama’nın yaptığı üçüncü miting bu, çünkü Joe Biden ekibi elindeki son koz olarak onu öne sürüyor. Önce Philadelphia’da kalabalığa seslendi, sonra Miami’de, dün de bir kez daha yine Florida’da.
Obama o kadar iyi çözmüş ki Trump’ı… En büyük derdinin medyada görünmek olduğunu biliyor, 'reklamın iyisi kötüsü olmaz’cılardan Trump.
Seçime bir haftadan daha az süre kala "Kemal Biden" sonunda meydanlara çıkmaya başladı. Ama hafif bir miting takvimi uyguluyor, rakibi günde üç eyaleti turlarken o zar zor bir tanesine gidiyor. Önceki gün programında olmadığı halde Pennsylvania’daydı. Perşembe günü de nihayet Florida’ya geliyor.
Çünkü Florida’yı kazanamadan başkanlığı kazanamayacağını biliyor. Geleneksel olarak seçimlerde en belirleyici eyalet burası, birçok seçim de sonunda Florida’ya kilitleniyor.
Donald Trump geçen seçimde sadece 1.2 puan farkla taşımıştı eyaleti. Obama da iki seçimde az farkla kazanıp başkan seçildi. Latin Amerika kökenli seçmenin belirleyici olduğu eyalette Biden’ın pek bir albenisi yok. Hatta nedense Biden’ın seçim kampanyası bu seçmen grubuyla pek temas etmedi sayılır. Medyadaki Latino ve Latina gazeteciler bile Biden’ın kendilerine öncelik vermediğinden yakınıyordu. Geçtiğimiz yıllarda iyi derecede İspanyolca konuşan Bush kardeşler bu demografikte önemli kazanımlar elde etmişti.
Bu sene Demokrat Parti’nin elinde Alexandria Ocasio-Cortez gibi önemli bir silah olmasına rağmen kurultayda ön plana çıkarmadılar. Partinin sosyalist tabanını temsil ettiği için geleneksel seçmeni ürkütmekten korktular. Biden kampanyası böyle hesapların ortasında kaldığı için olmadık yerlerde tökezliyor.
Obama’nın Florida’daki mitingi bu yüzden önemliydi. Biden’ın sendelediği yerlerde onun adına seçmene ulaşıp ikna etmeye çalışıyor. Genç Latin ve siyah seçmende az da olsa Trump’a yönelik bir kayma veya sempati var; az bir oynama bile anketlerde başa baş gözüken Trump ve Biden için belirleyici olabilir.
Zamanında Küba’dan kaçıp Miami’ye yerleşmiş bu insanlar önemli konumlara geldiler. Maddi olarak güç kazandılar, siyasette de etkili oldular. Obama’nın başkanlığı döneminde Küba’yı ziyaret etmesi, Küba rejimiyle ilişkileri yeniden başlatması hiç hoşlarına gitmedi. Çünkü Amerikan devletinden bekledikleri kendilerini yerlerinden yurtlarından ve mallarından eden Castro’nun intikamını almaktı.
Bu konu sadece Obama’nın değil, Demokratlar’ın da üzerinde bir gölge gibi dolaşıyor. Bernie Sanders’ın da en büyük stratejik hatalarından biri geçmişte Castro rejiminin bazı unsurlarını—okuryazarlık oranı ve sağlık sistemi—övmesiydi.
Beni uyaran burada önemli bir haber kanalında çalışan gazeteci arkadaşım oldu. Sadece Küba değil, bir ve Venezuelalı seçmeni dikkate almamı söyledi önceki gün akşam yemeğinde. Trump’ın Maduro’ya karşı mücadele etmesi, darbeyle göreve gelen diğer başkanı “Ulusa Sesleniş” konuşmasında Kongre’ye davet edip Venezuela’nın yeni lideri olarak resmen kabul etmesi Florida’daki bir diğer önemli seçmen grubunun hoşuna gitti.
Yine de Küba ve Venezuela’nın seçime etkisinden bahsederken daha yaşlı nüfusu kastettiğimin altını çizmem gerek. Ama Florida yaşlı seçmenin çoğunlukta olduğu bir yer, dahası bütün azınlık gruplarının ötesinde yaşlı beyaz seçmenin hala büyük ağırlığı var. Tam da bu yüzden Demokratlar ne kadar mücadele etseler de yüzde 49’u bir türlü aşamıyorlar; 2018’de Florida tam da Demokrat vali seçecekti ama kıl payı gitti. Gelecek adına umut var, ama yakın gelecek, yani bir hafta sonrası için ne kadar umut var tartışmalı.
Demokrat Parti’nin Georgia, Florida ve Pennsylvania gibi eyaletlerde güvendiği kitle eğitimli, genç, şehir merkezlerinde yaşayan nüfus. Mavi yakalı ve muhafazakar-beyaz-yaşlı seçmen sayısı azalırken çok kültürlü, eğitimli, farklı etnik kökenlerden gelenlerin sayısı artıyor. Bu insanlar giderek oy vermeyi de benimsemeye başladı, o yüzden parti kendi geleceğini bu yeni seçmen grubuna bakarak belirliyor.
Ama ister Florida’da ister başka eyalette olsun bu hesabın önünde ufak bir engel var: Demografi yeteri kadar hızlı değişmiyor. Birçok yeni seçmen var ama 2020 seçimlerinde yeteri kadar etkili olacaklar mı, henüz belli değil. Biden bu eyaletleri kazanırsa tabandaki değişim hızlı bir şekilde kendini hissettirmiş olacak Amerikan seçimlerinde. Kaybederse de dört sene Trump yönetimi bir felaket senaryosu gibi gözükse de aslında 2024’te Demokratlar için çok daha kolay bir seçim zaferinin altyapısı hazırlanmış olabilir. Tek bir faktör belirleyici değil elbette, ama dört sene sonra değişen demografik etkisini daha net gösterecek.
- Bir rejim nasıl değiştirilir14 saat önce
- Bu bir direniş çağrısı3 gün önce
- Trump'ın tarihi kumarı1 hafta önce
- Bu yıldan aklımda kalan12 saat önce
- Şişman ilacı1 hafta önce
- Beyaz perdenin ölüm ilanı1 ay önce
- Bolu mu Boulud mu4 hafta önce
- Et halinde bir festival sabahı1 ay önce
- Yılın en korkutucu filmi1 ay önce
- ATH-M50X1 ay önce