Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

Epey oldu, ama ancak sıra geldi. Akademi’nin Kevin Spacey’sinin geçenlerde Orhan Pamuk’un Türkçe bilmediğini iddia eden bir videosu dolaşıyordu. Pamuk’un Türkçesi bitmek bilmez bir tartışmadır, eski sevgilisi bile bana “Benim Adım Kırmızı”daki cümleleri teker teker düzelttiğini söylemişti. Artık doğru mu değil mi, bilmem.

Bir ara Pamuk’un romanlarını İngilizce yazdığı bile iddia edilirdi; bizzat sormuştum, “Keşke roman yazabilecek kadar İngilizce bilsem,” demişti. Elbette Türkçe yazıyor, kimilerine göre zor okunuyor, kimilerine göre de Türkçe değil.

Ben hiçbir zaman Pamuk’un neden zor okunduğunu anlamadım. Hemen herkesin satın alıp sehpada bıraktığı “Yeni Hayat” romanını bir solukta okumuştum. Belki geleneksel Türkçe okura Pamuk’un yazı dili, tek paragraflık uzun cümleleri zor geliyor olabilir.

Bunun nedeni Pamuk’un İngilizce okuyup Türkçe yazması olabilir mi? Robert College’den beri Pamuk ağırlıklı olarak İngilizce okuyor, kütüphanesi, masasının üstü İngilizce kitaplarla dolu. Kültürel tüketimi İngilizce, üretimi Türkçe olunca da ortaya zaman zaman “dublaj” bir dil çıkabiliyor.

Bu durumu çok iyi biliyorum, çünkü benim de zaman zaman benzer bir sorunla karşılaştığım oluyor. Mesela bu sayfada ve başka platformlarda köşe yazılarımı sesli dinleyebiliyorsunuz, ama hemen hemen hiçbir zaman benim kendi kafamdaki ahenkle yazıyı seslendirenin vurguları birbirini tutmuyor.

Mesleğin ilk yıllarından kalma alışkanlıkla yazımı bitirir bitirmez bazen sesli, bazen içimden sesliymiş gibi kendi kendime okuyorum akışı tutturmak için. Bazen tutmadığı oluyor, bazen aceleden ahenkle uğraşmaya vakit olmuyor. Yazılı bir metnin sesli okunması başlı başına problem zaten, ama bir başkası seslendirdiğinde yazarın kendi kurduğu melodinin, notanın aktarımda kaybolması kaçınılmaz.

Benzer bir durum Orhan Pamuk’un romanları için de geçerli mi acaba? Onun kurduğu notalar bir başkasının zihninde farklı bir melodi mi oluşturuyor? Belki Pamuk’un Türkçesi geleneksel dilcilere yabancı geliyor, ama ironik bir biçimde yabancı dil bilenler rahat rahat okuyor onu sanki.

Öte yandan, asla ama ahengi olmayan bir yazara örnek vermem gerekirse bu tartışmayı başlatan İlber Ortaylı’yı işaret ederim. Herhangi bir yazısına başlayıp sonuna kadar getirmek mümkün değil. Hakkı Devrim bir keresinde “Onda bir sentaks sorunu var,” demişti bana. Seçtiği kelimeler, o kelimelerin sıralaması, birbirini takip eden cümlelerin uyumsuzluğu okumayı güçleştiriyor. Belki de bu yüzden Ortaylı daha çok sözel bir aydın; konuşmalarıyla daha çok seviliyor.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar