Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Pandemi döneminden aklımızda kalacak çok sahne var. İşte bir tanesi: Birkaç ay önce Brooklyn’de bir pizza’cının kaldırıma koyduğu bir masada iki maskeli kadın karşılıklı içki içiyorlar. Maskelerini sadece içkilerinden bir yudum alacakken aşağıya kaydırıyor, sonra apar topar tekrar yüzlerini kapatıyorlar. Hem kamu sağlığını hem kendi sağlıklarını düşünen iki bilinçli kadın görünüşte. Açık havada da olsalar, aralarında bir masa kadar mesafe de olsa bulaşma riskini asgariye indiriyorlar. Kendilerince.

Geçen senenin başlarında, virüs hakkında pek bir şey bilmediğimiz zamanlarda dışarıdan gelen paketleri uzun uzun silmek, açık havadan bile korkmak anlaşılırdı. Tıp dünyası da araştıra araştıra öğrendi. Bugün yüzeylerden bulaşma riskinin hemen hemen hiç olmadığını söylüyor geçen sene paketleri iyice ovmamızı tavsiye eden aynı uzmanlar. Geçen sene virüsün havadan bulaşmadığını söyleyen uzmanlar daha sonra sadece havadan bulaştığını, açık havada bile maske takmamız gerektiğini öğütlüyordu. Bugün açık havada bulaşma riskinin yok denecek kadar az olduğu ortaya çıktı. Buna rağmen hala sokakta, parklarda, plajlarda maske takanlar var. Uzman ve maske yorgunuysanız, yalnız değilsiniz. Ama ortam henüz sesinizi duymaya müsait değil.

SAÇMALIĞA DÖNÜŞTÜ

Tıp her zaman doğruyu söylemiyor, ya da çoğu zaman fazla tedbirli davranıyor. Amerika’daki Salgın Hastalıkları Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) geçtiğimiz günlerde açık havada maske takmakla ilgili tavsiyelerini güncelledi. CDC’ye göre aşılanmış insanlar açık havada kalabalıklara bulaşmadıkları sürece maske takmayabilirmiş. Sağ olsunlar… Ama yine de mesafeyi koruyamazlarsa maske takılması tavsiye ediliyor. Aylar önce aşılanan Joe Biden ve eşi hala açık havada bile maske takıyor, onu destekleyenler bile bu işi bir şova dönüştürdüğünü çaktırmadan itiraf ediyorlar. Geçen gün maskeli öpüşen Kamala Harris ve eşi saçmalığın çıtasını yükselttiler.

CDC’nin yer yer karmaşık, birbiriyle çelişen açıklamaları mantığı zorlayan bu görüntülerin nedeni. Kurum virüsün açık havada bulaşma hızının yüzde 10’un altında olduğunu açıklıyor, bütün medya da bu rakamın üzerine atlıyor. Oysa dün New York Times’ın dikkat çektiği gibi yapılan araştırmalarda bu oran yüzde 0.1. Aritmetik olarak elbette 0.1 yüzde 10’un altında. Ama CDC ısrarla korku yaratmaya, riski olduğundan daha büyükmüş gibi göstermeye devam ediyor.

Dün Kongre’de de senatörler ülkenin – özellikle okulların – hala açılmamasını CDC’nin açıklamalarına bağladı, kurumun başındaki Dr. Rochelle Walensky’yi iyice sorguladılar. Ancak ona sert yüklenen daha çok Cumhuriyetçiler oldu. Maske, ABD’deki kültür savaşlarının simgesi olduğundan Demokratlar imajlarını korumak için bu konuda itiraz etmiyorlar, CDC’ye laf söyletmiyorlar. Yaygın ezbere göre maskesiz Trump sorumsuz ve tehlikeliydi, maskeli Biden ise bilinçli ve sorumlu. Bilimsel araştırmalar bile kültürel ayrımları yok etmeye yetmiyor. Sokakta da aynı ezberin yansıması var: Karşılıklı bira içerken maskelerini suratlarından indirmeyen kadınlar ele güne karşı kendilerinin daha bilinçli olduğu mesajını verip, kendi kendilerine edindikleri üstünlükle gurur duyuyorlar.

Alaska senatörü devletin maske zorunluluğundaki bir saçmalığa dikkat çekiyor: Okyanusta görev yapan balıkçılar suratlarına sürekli su yedikleri halde maskelerini çıkarmıyorlar, çünkü sahil güvenliğin kendilerini yakalayıp ceza kesmesinden korkuyorlar. Denizin üstünde, rüzgar yerken, etraflarında hiç kimse olmasa bile. Bunun mantığını anlamak çok zor.

Açık havada virüsün yayılmasının neredeyse imkansız olduğu sadece bilimsel araştırmalarda ortaya çıkmıyor. Geçen yaz başlayan “Black Lives Matter” protestoları sırasında büyük bir virüs patlaması bekleniyordu, olmadı. Hadi göstericiler bilinçli ve maskeliydi o zaman. Hemen hiç kimsenin maske takmadığı 6 Ocak’taki Kongre baskınından sonra da bulaşma oranı artmadı. Benzer şekilde, maske zorunluluğunun – iç mekanda bile – çoktan kalktığı Teksas ve Florida gibi eyaletlerde de virüs kontrolden çıkmadı. Aşılamanın henüz yaygınlaşmadığı zamanlarda bile.

YAKIN GELECEKTE YOK

Maske gerçekten işe yarıyor mu, yaramıyor mu sorusunun bile tam yanıtı belli değil. Maskeyi sonuna kadar savunan doktorlar olduğu gibi hiçbir işe yaramadığını iddia edenler de var. Kim doğru söylüyor, karar vermek mümkün değil ama. Çünkü önümüzde değerlendireceğimiz nesnel bilgi yok. Amerikan medyası maske karşıtı tıp uzmanlarına mikrofon vermiyor. CDC ya da Anthony Fauci ne derse ferman kabul ediliyor ama. Zaten bir senedir dünyanın her yerinde bir tıp kült’ü yaratıldı, tıp dünyası sorgulanamaz, meydan okunamaz bir yere oturtuldu. Körü körüne dediklerine inanmamız, söylediklerini uygulamamız bekleniyor. Bir senedir birbiriyle çelişen açıklamalarını da görmezden gelip ne derlerse inanmamızı istiyorlar.

Bu gidişle maskeden öyle yakın zamanda kurtulacakmışız gibi de gözükmüyor. Baskı artıyor ama tapınılan CDC hala açık havadan da korkuyor. ABD’de devletin maske zorunluluğu (uçakları, havalimanlarını, toplu taşımayı kapsıyor) şimdilik Eylül sonuna kadar uzatıldı. ABD’de “bile” maske devam ettikten sonra Türkiye’de de dayatmanın esnemesini beklemek saflık olur.

Üstelik Türkiye maske işini çok sevmişe benziyor. Takmayı değil, ama takmayanı ihbar etmeye bayılıyor muhbir toplumumuz. “Bilinçli” vatandaş maskesiz sokakta gördüğünü ihbar etmeyi kendine görev edindi, polis de çok kıymetli kaynaklarını maske takmayanı avlamaya. Medya da rastgele ünlülerin “Sokakta maskesiz yakalandı,” haberleriyle bu ortamın altyapısını sağlıyor. Dışarıda virüsün bulaşma oranı 0.1, bu net. Muhbir toplumun yarattığı tehlikenin bir ölçüsü var mı, bilmiyorum.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00