Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Haberturk//App//Altsayfalar//HABERICI//300x250 Haberturk//App//Altsayfalar//HABERICI//300x250 Haberturk//App//Altsayfalar//HABERICI//300x250 Haberturk//App//Altsayfalar//HABERICI//300x250 Haberturk//App//Altsayfalar//HABERICI//300x250 Haberturk//App//Altsayfalar//HABERICI//300x250 Haberturk//App//Altsayfalar//HABERICI//300x250 Haberturk//App//Altsayfalar//HABERICI//300x250 Haberturk//App//Altsayfalar//HABERICI//300x250 Haberturk//App//Altsayfalar//HABERICI//300x250 Haberturk//App//Altsayfalar//HABERICI//300x250 Haberturk//App//Altsayfalar//HABERICI//300x250 Haberturk//App//Altsayfalar//HABERICI//300x250

Sizin çevirdiğiniz Salinger’ın “Franny ve Zooey” kitabında karakterlerden biri “Sorun biz, bizler ‘freak’ (tuhaf-çarpık) yaratıklarız ve anne-babalarımız bizi kendi çarpık standartlarıyla yetiştirip bizi birer ‘freak’e çevirdiler,” diyor. Siz de çocuklarınızı kendi standartlarınızla yetiştirdikten sonra, bu kadar kolay kenara çekilebilir misiniz?

Ama ikili anlamak lazım belki o cümleyi de. Birincisi bütün ana-babalar adına görmek gerek. Sadece o kitaptaki Glass ailesi için değil; onlar hakikaten eksantrik bir aile. Sanatçı ve muazzam aile bağlarıyla birbirine bağlı ama aynı zamanda da sonsuza yakın bir özgürlüğün sorumluluk duygusundan yoksunlar. Yolda kaybedilen şeylerden birisi de o. Anlamını bile yitirmiş durumda… ‘Freak’ standartları ben koymadım, tek başıma. Belki bizim evde de kendi başıma koyduğum çarpık standartlarım vardır ve onların bedelini ödüyordur çocuklarım. Tıpkı anne-babamın bana koyduğu ya da koyamadıkları çeşitli standartlar gibi. Ama genel anlamda, insanların geldiği yerde de bir acayiplik olduğu muhakkak.

Sizin aile de bir tür Glass ailesine dönüştü mü?

Tutunamayanlardan oluşuyor büyük ölçüde. Büyük oğlumun üç yaşında bana yazdığı bir mektup var. Üç yaşında okuma yazma öğrenip bir de mektup yazıyor. Bu elimde benim; dolayısıyla zeka ve beli bir gelişkinlik yaşı olarak hayli ilerideydi. Götürdük, ölçtürdük ve öyle çıktı. Peki ne yapacağız? Farklı durumda olan insanı farklı bir eğitim modeli içinde yetiştirmek gerek, özel durumuna uygun olarak. Öyle bir okul yok ama.

Sonradan kalkıp gitti ve şimdilik henüz 31 yaşında ve henüz öğrenci olmak dışında bir şey olamadı. Gitti Fransa’da master gibi bir şey—o bile değil—bitirdi ve geri döndü… Olamadı ama kesinlikle çok ciddi bir antropolojik duygusu, duyusu ve duruşu vardır. O öyle gitti.

Öbürü müzisyenlik yapmaya çalışıyor ve başarılı bazı şeyler yaptı ama şimdi o da kararsız bir noktada durmuş vaziyette.

Üçüncüsü de her türlü güzel sanat dalında, çizim olarak özellikle sıra dışı. Türkçe kullanımı sıra dışı. Annesi Piyale Madra’ya bakılırsa kendisinden uzun zamandır iyi çiziyor. Sadece bilgisayarın mouse’uyla yaptığı çizimlere inanamazsın. El gibi kullanıyor. Tek bir proporsiyon hatası yapmadan istediği çizimi yapabilir. Doldurur, boyar. Şimdi 13 yaşına giriyor. Hikaye, şiir yazıyor, tiyatro oynuyor ama bunu nasıl kanalize ederiz, uygun bir okul bulur muyuz, bulamaz mıyız, çok da tereddütteyiz açıkçası. Ya çok da fazla düşünmemeye çalışıyorum. Yoksa kendimi şu altıncı kattan aşağı atmam gerekirdi.

Kendinizi ne zaman fark ettiniz?

İlkokulda bir macera romanı yazmıştım, 80 sayfalık. Annem kaybetti… Ailemde en çok baltaya sap olmuş insan muhtemelen benim. Şansım vardı. Herhalde, biraz da düşünsel boyutu eyleme dönüştürecek bir iradi güç ihtiyacı vardı ve bunu muhtemelen konjonktür ve şansın yardımıyla hayta geçirebilmiş durumdayım. Oğluma verdiğim nutuklar da son zamanlarda bu konuda. Olay potansiyel meselesi değil, onu eyleme dönüştürme.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar