Türkiye'nin başarıya ulaşan ilk sivil itaatsizlik eylemi
HAKKO: Korsandık. İlk özel radyoyu Cem Uzan açtı, Ahmet Özal’la olan ortaklığından dolayı haziran ayının sonuna doğru yayına girdi. Hemen arkasından Genç Radyo başladı. Genç Radyo çok önemlidir.
OSMAN ATAMAN (GENÇ RADYO KURUCUSU): Genç Radyo’da dokuz kişilik adı üstünde genç bir ekiptik. 18-27 yaş arası tiplerdik.
OKAN TANŞU (GENÇ RADYO EKİBİNDEN): Trabzonlu çok köklü bir ailenin oğludur Osman. Aile o zaman siyasetin de içinde olduğu için onda bir deli cesareti vardı. Bizler alelade ailelerin çocuklarıydık ama inanıyorduk yapabileceğimize. Bizde de vardı o deli cesareti. Londra’dan yayın yapıyoruz diye Levent’ten atıp tutmak eğlenceliydi.
ATAMAN: İbrahim Cevahir’in oteli vardı, çatısına radyo anteni kurmak istiyordum. Yanımda da kıramayacağı biri vardı, bizi şantiyeye yolladı. Vericilerimizi kuran arkadaşımız senin arabanın teybi kızaklı mı deyip birkaç radyoyu kasetten yayına verdiler. Bir gün kasetle devam edemeyeceğimiz ortaya çıktı. Canlı yayına geçelim diye stüdyo yeri aradık ve bulduk. Etiler girişinde bize daireyi bulan emlakçı Hakan Ural. Ev sahibimiz de TRT ve Star’ın eski genel müdürü, o sırada ANAP milletvekili Tunca Toskay’dı. Onun evinden radyo yayını yaptığımızı hala bilmiyor. Hiç Londra’da olmadık ama ‘Yayınlarımızı Londra’dan adını masum ve mahzun verdiğimiz iki uydu aracılığıyla iletiyoruz,’ dedik.
MELTEM CUMBUL (OYUNCU, SUNUCU): 1991’de Londra’da Royal Shakespeare Company’deyken bir yandan da TRT’de Ömer Karacan’ın yapımcılığında ‘Genç Çizgi’ programını sunuyordum. Karacanlar radyo kuruyorlardı ama yasa çıkmadığı için aslında herkes korsan yayıncılık yapmaya başlamıştı. O sırada Kanal 6’dan bir teklif aldım. Onlar da radyo kuracaklarını söylediler, önceliği onlara verdim ve Radyotek’in kuruluşu için Londra’ya gittim. Biz gerçekten Londra’da kanalın yanından yayın yapıyorduk ve herkesten önce yayına girdik.
HAKKO: Biz de hazırdık ama mağaza içi yayın yapıyorduk. Demirel’in açıklamasını bekledik. Ne zamanki ‘Artık bu radyolar ‘de facto’ olmuştur,’ dedi, hemen birkaç gün sonra, 5 Kasım’da yayına girdik. 5 Kasım benim Vakkorama’nın anahtarını babamdan aldığım gündür. Bu sene de 5 Kasım’da Vakkorama’nın anahtarını kendi oğluma teslim edeceğim.
“BİZ DEVLETİZ, KAPATIRIZ”
ATAMAN: Daha düşünce aşamasında bile Anayasa suçu işleyecektik. TRT tekeline aykırıydık, telsiz yasasına aykırıydık, TRT yasasına aykırıydık. Vericileri de Türkiye’den alamayacağımız için ya kaçak yolla birinden alacağız ya da kaçak yolla biz getirecektik. Suç ortağı önemlidir, dolayısıyla hiçbir zaman Power FM’e ya da başkalarına rakip gözüyle bakmadım.
HAKKO: Altı ay sonra mağazanın içine ellerinde sigaralarla 18 kişilik dumanlar içinde bir grup girdi. Ben arka kapıdan gittim Beyoğlu’na geziyorum ama dünyam bitti. Mühürlediler.
CUMBUL: 1 Nisan’da bütün radyolarla birlikte bizim Radyotek de kapatıldı. Yasa da daha çıkmamış, ben Türkiye’ye geri dönüş sağladım. İlk röportajım da Blue Jean’de çıkmıştı, radyolar kapanınca ‘Meltem Sustu’ diye başlık atmışlardı.
ATAMAN: İki tane başarısız kapama girişim oldu. Bir tanesi Eylül ayındaydı. Biz apar topar organize ettik, Ankara’ya gittik. Demirel kapatmak istemiyordu, MGK baskı yapıyordu. O ilk denemeleri atlattık. Ocak ayında ikincisi İçişleri Bakanlığı genelgesiyle geldi, onu da atlattık. Üçüncü genelde 1 Nisan’da geldi, Ulaştırma Bakanlığı’ndan.
HAKKO: Kurban Bayramı’ndan bir gün önce kapandık. Demirel kapatıyoruz dedi. Biz de kapatamazsınız, çünkü TV’leri de kapatmanız lazım dedik. Bugün hala radyo ve TV tek kanun altında geçiyor. ‘Yok TV’leri kapatmayacağız,’ dedi.
ATAMAN: Ali Karacan tüm saflığıyla ‘Ben uydudan yayın yapıyorum, kapatamazsınız,’ diyordu. Ali’nin dizine vurdu Demirel. ‘Ali, biz devletiz, istediğimiz gibi kapatırız,’ dedi.
“MÜHRÜ HAFİFÇE SÖKTÜK”
HAKKO: Mührü hafifçe söküp mağazanın içinde yayın yapmaya başladık. Ve orada kuvvetlendik. Yayıncılığı daha iyi anladık. Fransa ve Amerikan radyolarından kasetler geliyordu, o kasetlerden öğrenmeye çalışıyorduk. Bu arada çalışmaya başladık, siyah kurdeleleri antenlere bağladık.
ROXANNE YURCHAK (DJ): Bizi hiç işsiz bırakmadılar, hepimize Vakko’da iş buldular. Beni de Swatch’ta işe aldılar. Swatch o sırada Paris’te bir sunum yapıyordu Jean-Michel Jarre’la, oraya yolladılar. Radyolar açılınca dönecektim, ‘Biz senden çok memnunuz, burada çalışmaya devam et,’ dediler ama benim işim radyoculuktu.
ATAMAN: Siyah kurdele eylemi The Marmara’da başlarken ben irticalen konuşuyorum, Power FM yayınlıyor, bütün radyolar da ondan alıp yayınlıyor.
SEDEF KABAŞ (POWER FM HABER SPİKERİ): Cem Bey son anonsu benim yapmamı istedi. Ben özel günlerde özel metinler yazardım. 10 Kasım, 29 Ekim, 23 Nisan ya da Anneler Günü gibi… O kalemimin gücüne de inandığı için son anonsu da benim yazmamı istedi. İçten bir metin kaleme aldım, o da onay verdi. O son anonsla Power FM’in son yayını yapıp dinleyicilerimize veda ettik.
ATAMAN: Bir saat içinde bütün Türkiye’yi hükümete karşı eyleme geçirdik. Taksiciler trafiği kilitledi. Başbakanlık ve bakanlıkları faks yağmuruna tuttuk, özgürlüğün sesini kıstırmayın diye bir sayfalık ortak mesaj yayınlattık her yerde.
HAKKO: Radyomu istiyorum diye çalıştık, gençler ayaklandı, derken Tansu Çiller başbakan olacağı zaman ‘Oğlum da radyosunu istiyor,’ dediğinde biz onun altyapısını yapmıştık. Onunla konuştuk. Defalarca söyledik…
“DENİZ GEZMİŞ’İN ASILDIĞI SUÇUN AYNISIYDI”
ATAMAN: Demirel’den sonra DYP’de liderlik yarışı başladı. Star TV’de bütün adayların katılacağı bir açık oturum vardı. İsmet Sezgin ağır abi durumundan katılmadı. Ben Bedrettin Dalan’ı işledim. Çiller’e söyleten arkadaşımız Genç Radyo takımındaydı ama aynı zamanda da DYP’de genel sekreter yardımcısıydı. Bir başkası da Köksal Toptan’a söyletti. Ben ilk kez Dalan ekranda ‘Radyomu istiyorum,’ der diye bekliyordum. Biri orada söylerse diğerleri de boş durmaz, onlar da söyler diye hesap ediyorduk. Sonra Tansu Hanım söyledi ve bütün sempatiyi o topladı. Diğer ikisi de hiçbir şey söylemedi.
HAKKO: Açıldığımız 5 Kasım akşamı acayip bir parti vermiştik. Beş-dört-üç-iki-bir yayındayız diye geriye saymıştık. İkinci kez çok korkarak açtım. Kimse gelip mührü sökmemişti. Tansu Çiller başbakan oldu ama… Korktuk, o heyecanı yaşayamadık.
ATAMAN: 1992-1993 yılını hatırlatayım size, karanlık bir dönemdi. Uğur Mumcu cinayeti, Eşref Bitlis’in öldürülmesi, Sakarya-Hendek’teki faili meçhul cinayetler… Hükümete karşı devrim yaptık, Meclis bastık, eylem yaptık, hiçbirimizin başına iş gelmeden sonuç alarak bitirdik. Biz Anasaya’yı değiştirdik. Cebren anayasayı değiştirme suçu bu. Deniz Gezmiş’in asıldığı suçun aynısıdır. Uzun süre dillendirmedik bunu. 12 Eylül Anayasası’nı ilk delen harekettir. 1995’te üç-beş madde değiştirdiler diye bayram yaptılar. Stratejisi, doğru taktiği ve vizyonu olmayan bir şey sonuca ulaşmaz.
YARIN
- Bu bir direniş çağrısı3 gün önce
- Trump'ın tarihi kumarı1 hafta önce
- Bu yıldan aklımda kalan12 saat önce
- Şişman ilacı1 hafta önce
- Beyaz perdenin ölüm ilanı1 ay önce
- Bolu mu Boulud mu4 hafta önce
- Et halinde bir festival sabahı1 ay önce
- Yılın en korkutucu filmi1 ay önce
- ATH-M50X1 ay önce
- Atatürk'ü Zohran'a kim öğretti1 ay önce