Şöhretler, tehditler ve Türkçe Pop
YÜCE: Radyonun dışında Ahmet San’la çalışıyordum, o yüzden bütün sanatçıları dinliyordum. Görüyorum, Türkçe Pop için doğru zamandı. Türkçe dinlemeyenlere de Türkçe programı yapacağım, öyle bir seçeceğim ki hiç sıkılmayacaklar, geçmeyecekler, boş yok diye girdim.
CEMİNAY: Stüdyoya konuklar geliyor, Nilüfer oturuyor, Kayahan oturuyor karşımda. Oturup George Michael mı çalacağım. Onların şarkılarını çaldık tabii ki. Cem Hakko ona da müsamaha etti. Etrafının etkisinde kalan bir arkadaştır, benim gibi.
BAY J: Bana çok özgür alan bıraktı. Sanırım güvendi. Yakın çevresindeki bazı insanların ona söylediği şeylerden çabuk etkilenen bir insan. Yakın çevresi de sevdiğini, tuttuğunu söyleyince dokunmamış olabilir.
CEMİNAY: Herhalde dokunma dediler. O bir saat içinde bana o özgürlüğü verdi. En fazla bir saat tahammül edebildi zaten.
YÜCE: Aylarca Cem Hakko’ya yalvardım. Programa başladık, altı ay içinde Turkcell sponsor olarak geldi. Herkesi çalmam, diyordum. Çok rahattım. Benden başka Türkçe müziğe hâkim kimse yoktu radyoda. İstediğimi çalıp istemediğimi çalmayacağım diyordum. Benim müşterime uygun değil diyordum. Böyle bir şımarıklık ve kibir vardı, tatlı bir şekilde yapmaya çalışıyordum. Ama yapıyordum.
GEVEZE: Adını sanını duymadığımız cıvıl cıvıl gençler çıkıyor. Her hafta 50 tane yeni CD geliyordu, 50 tane yeni isim. Radyoda ilk yaptığım programda ‘Kim daha büyük olacak, Tayfun mu Tarkan mı,’ diye anket yaptım. Tayfun iki sene sonra yok oldu.
YÜCE: Tarkan’ın Moskova’da konseri var, Cem Hakko’ya gidebilir miyim diye sordum. Git, dedi. DAT’la röportaj yapıyoruz. ‘Dün gece bir beste yaptım,’ dedi. ‘Sana söyleyeyim, yeni şeyler yapmak için heyecanlıyım.’ Bir anda başladı: İşte kuzu kuzu geldim… Biz bu kaydı aynen böyle radyoda yayınladık. Reha Muhtar an’ı gibiydi, ‘Az sonraaaa’ diye.
HAKKO: Türkçe pop’unda sound’u değiştirmeye çalıştık, Avrupa standardını getirmeye çalıştık. ‘Kuzu Kuzu’yu yaptığı zaman Tarkan başka bir sound’du o. Bizim bir kere çalacağımız belli bir formatta, akustikte parçalar vardı. Onlar arasında anket yapıyorduk ve her parçayı çalmıyorduk.
CUMBUL: O zamanlar Burak Kut’la çıkıyorum, Power FM de David Morales’le çalışmak istiyordu. ‘David Morales neden Burak Kut’un şarkısına remix yapmasın ki?’ dedim. ‘Derdim Var Anlatamam İnsanlara’ single’ı öyle çıktı; [Genel Müdür] Birol Giray, Burak Kut ve ben birlikte New York’a gelip David Morales’le çalıştık.
“EROL KÖSE SİLAHLI ADAMLARINI YOLLADI”
YÜCE: Sezen Aksu bir saat stüdyoya geldi; Goran Bregoviç’le yaptığı albümün tanıtımı için. Ama Tarkan bütün programların içinde en eğlencelisiydi. Bir saat bitti, radyo da dakiktir, haberler girecek. Hemen Cem Hakko’yu aradım, uzatabilir miyim diye. Uzat, dedi. Tarkan da kalırım dedi. Program bittiğinde Vakkorama’nın içinde kıpırdayacak yer yoktu. Polis geldi, kordon açtı, Tarkan’ı öyle çıkardık.
ŞEN: Universal’ın başında Hasan Ferit Giresunlu vardı. ‘Bir çocuk var, bir şarkı yapmış, sen dinlesene,’ diye aradılar. Bir demo geldi. Sadece 45 saniye dinledim. ‘Her şeyi durduruyorsun, sadece ben çalıyorum,’ diye aradım. Bir çaldık, iki haftada hit oldu: Yalın’ın ‘Zalim’i.
YÜCE: Asla bu radyoda Atilla Taş çalamaz diyorum. Canlı yayındayım, iki tane adam geldi. Kapıyı açtılar, silah çıkardılar. Erol Köse yollamış. Ben gayet sakin, ‘Şu anda canlı yayındayım, çıkamam; siz radyonun müdürüyle görüşün,’ dedim. Gittiler, tutturdular çalacaksın diye. İnatlaştık, sonra yıllarca küs kaldık. 10 yıl sonra Erol Köse bana ‘Bacım vergi borçları bile 10 yılda iptal ediliyor, barışalım,’ dedi.
Çağan Yüce ve sonradan ABD'ye yerleşen Aykut Akcaoğlu“MICHAEL JACKSON’IN YANINDA O ÇOCUK DA VARDI”
RANA ERKAN TABANCA (née PİRİNÇÇİOĞLU, TURİZMCİ, DJ, MC): İstanbul’a geldiğinde Michael Jackson’ı gezdirmiştim. Havalimanında karşıladık, Fahir Atakoğlu bir şarkı yazmıştı; o piyano çaldı, çocuk korosu şarkıyı söyledi. Hatta o besteyi daha sonra Levent Yüksel de şarkı yaptı. O zamanlar Maslak’ta Mövenpick’ti, orada kaldı. Otelde sonradan belgesellere çıkan, bütün olayları anlatan o çocuk da vardı. İstanbul’u dolaştırdık biraz. Dolmabahçe Sarayı’na gittik, tuvalete girmek istedi; orada alaturka bir tuvalet, güvenlikçilere soruyor nasıl yapılır diye, ben iki bacağımı koyup gösteriyorum… Arabada ben bir türlü ben olamadım, o kadar heyecanlıydım ki…
YÜCE: Dedim ki ne vakit geçirdin, anlat diye. Rana programa konuk geldi. Derken Cem Hakko da ‘Hadi program yap sen,’ dedi. Böyle radyocu oldu.
TABANCA: Turizm işlerim vardı, çok yoğundum. O zaman ayda bir ‘Dolunay Geceleri’ diye bir programa başladım. Funky ‘C’ bana DJ’lik yapıyordu. İki saat boyunca biraz dolunay üzerine, hafif ezoterik, astrolojik bir programdı. Dolunay gecelerinde ben de kurda dönüşürüm… Sonra hoşuma gitti. 13 sene haftada beş gün, bir ara da altı gün, 10:00-13:00 arası Coffee Time diye bir programım vardı.
CEMİNAY: İshak Alaton’la Haydar Aliyev birbirine birebir benzer. Alaton bize yayına geleceği gün ‘Azerbaycan Konsolosluğu’ndan,’ diye aradım. ‘İshak Bey çok özür dilerim, son dakikada bir şey oldu. Haydar Aliyev bu akşam Swissôtel’de bir davete gelip bir konuşma yapacaktı ama gelemeyecek. Konuşmayı yapmanıza gerek yok, ama siz orada bulunup protokolde gösterseniz. Biz size smokin de ayarlarız,’ dedim. ‘Benim kendi smokinim,’ var dedi, orada koptum zaten. ‘Çok benzediğimizi biliyorum,’ dedi. Bir gelip 10 saniye görünmesini, el sallamasını istedim. ‘Saat kaçta,’ diye sordu. 19:00’u kabul etti. ‘Nereye gidiyorsun ben Cem Ceminay, 19:00’da bana geliyorsun!’ dedim. Sonra geldiğinde dedi ki Murat Karayalçın daha önce ona yine Swissôtel’de bir davette ‘Sizi Haydar Bey sandım,’ demiş. Nasıl tutturmuşum ama.
TABANCA: Daha yeni Beyoğlu’nda çıktığı yıllarda bir akşam Cem Yılmaz’a gittik. Kahkahalarla güldük. Bir bardak hikayesi anlattı. Ben de ertesi gün radyoda anlatıyordum, stüdyoda kırmızı ışık yandı. ‘Cem Yılmaz arıyor, bağlanmak istiyor,’ dediler. Birisi benimle dalga geçiyor diye düşündüm. ‘Bardak,’ deyince anladım, hakikaten dinliyormuş.
“MADONNA’YA POWER FM DEDİRTTİM”
YÜCE: Madonna konser günü erken geldi stada. Basın danışmanı ‘Seninle konuşmak istiyor,’ dedi, birlikte soyunma odasına gittik. Makyajı yapılırken yanında durmamı istedi, Madonna’yla aynadan birbirimize bakarak muhabbet ettik. Çok ayrıntılı sorular sordu: Michael Jackson konseri nasıldı, burada AIDS bilinci nedir, eşcinselleri algılama nasıl, ne kadar insan İngilizce anlayacak… Birkaç Türkçe kelime öğrettim. Benim de DAT kayıt aletim var, radyo için küçük röportajlar yapıyorum. Çok teşekkür ederim, dedi. ‘Benim için bir şey yapabilir misiniz?’ dedim. ‘Of course,’ dedi. ‘Merhaba, ben Madonna şu anda Power FM 100 dinliyorsunuz,’ der misiniz, dedim. Aynen benim dediğim gibi söyledi: ‘Hi, this is Madonna. You’re listening to Power FM 100.’ VIP’de Cem Hakko oturuyordu, ‘Madonna’ya Power FM dedirttim,’ dedim. Sonra Bettina söylüyor bana, ‘Cem heyecandan konseri algılayamadı bence,’ diye…
Ricky Martin ilk kez İstanbul’da Power FM gecesinde sahneye çıktı.ŞEN: Yurtdışındaki birçok firmaya özellikle üye olup, bunlara paralar ödeyip yayınlanmadan şarkılara sahip olmak için uğraştık. Ricky Martin’i öyle bulduk. Adamı bulduğumuz zaman diyor ki ‘Beni nereden buldunuz, daha şarkının remix’ini yapıyorum, yayınlanmadı bile.’
HAKKO: Kuruçeşme’deki Pasha’da 1500-2000 kişinin davetli olduğu Beyaz Geceler yapıyoruz. Davetli olmayan giremiyor, davetli olanlar da onları geçemediği için giremiyor. O zaman telsiz, telefon da yok. O ona soruyor, o öbürüne söylüyor. O akşam Ricky Martin çıkacak. Birisi ‘Müziği başlat,’ diyecek, Ricky Martin’in şarkısı çalacak, o da sahneye çıkacak. Şarkı başladı ama biz Ricky Martin’e söylemeye unutmuşuz. Teknede bekliyormuş.
TABANCA: İki şarkı söyleyecekmiş zaten, bozulmuş.
ŞEN: İlk konserimi hiç unutmayacağım, dedi ama. Porto Riko dışındaki ilk konseri Pasha’ydı.
CEMİNAY: Spice Girls’ü ilk ben çıkardım. Victoria da dahil hepsi… Çırağan’daki otel odalarında banda aldık. Türkiye’deki konserlerinde de onları ben sundum. Kısıtlı teknik imkanlar vardı, radyoyla bağlantısı pek iyi olmadı maalesef.
- Bu bir direniş çağrısı3 gün önce
- Trump'ın tarihi kumarı1 hafta önce
- Bu yıldan aklımda kalan12 saat önce
- Şişman ilacı1 hafta önce
- Beyaz perdenin ölüm ilanı1 ay önce
- Bolu mu Boulud mu4 hafta önce
- Et halinde bir festival sabahı1 ay önce
- Yılın en korkutucu filmi1 ay önce
- ATH-M50X1 ay önce
- Atatürk'ü Zohran'a kim öğretti1 ay önce