Oylamadan sonra fırtınadan önce
Filistinlilerin günlük yaşamında hiç bir şey değişmeyeceği için Birleşmiş Milletler'deki oyu küçümseyenlerin sayısı bir hayli yüksek ABD'de. Nitekim Dışişleri Bakanı Hillary Clinton Mahmut Abbas'ın yanlış ve hatta olmayan barış sürecine zarar verici bir iş yaptığını dahi söyleyebildi. ABD'nin herhangi bir çözümde baş aktör olacağına şüphe yok. Washington'u bu konularda dışlamamak gerektiği de aşikar ancak ABD yönetimi tarihin tersine gitmeye çalıştığı gibi dışına da düşüyor.
BM'deki oylama kuşkusuz Filistinlilerin sorunlarını bitirmeyecek. Bağımsızlık heyecanı Filistin yönetiminin başarılı ve akılcı Başbakanı Salim Feyyad'ın New Yorker dergisinin editörü David Remnick'e söylediği gibi oylamadan sonraki sabah durumda herhangi bir iyileştirme yaratmayacak. Nitekim İsrail kararın ardından Filistin topraklarında yeni bir gasp eylemiyle 3 bin yerleşimci için inşaata başlanacağını ilan etti.
Bunun ardından ne tür cezalandırma yöntemlerine başvuracakları da zaman içinde anlaşılır. Bu dar açıdan bakıldığında yapılan oylamanın ve Filistin devletinin gözlemci sıfatıyla BM'de yer almasının anlamsız bir "alem alışverişte görsün" adımı olduğunu söyleyenler haklı gibi gözükebilirler.
Ne var ki bazı tarihsel anların önemi de sonuçları da ancak zamanla anlaşılır. Bu oylamanın belki de en çarpıcı sonucu Avrupa ülkelerinin Çek Cumhuriyeti hariç ya lehte ya da çekimser oy vermeleriydi. (İlginçtir 1948 yılının Haziran'ında Arap-İsrail savaşında ilk ateşkes ilan edildiğinde, sonuç ortada gibi gözükürken o zamanlar Sovyetler Birliği güdümündeki Çekoslovakya'dan alınan uçaklar savaşı iyice yeni kurulan İsrail devletinin lehine çevirmişti).
Öyle ki genelde anlaşılır tarihsel nedenlerle İsrail söz konusu olduğunda tartışmalı tavır almaktan kaçınan Almanya bile ret oyu vermeyip çekimser kaldı. İskandinav ülkeleri evet derken ABD'nin yakını, eski manda yöneticisi İngiltere bile çekimser kaldı. Clinton'un sözlerini boşlukta bırakan ve asıl ofsayta düşenin ABD olduğunu gösteren bir tablodur bu.
Avrupa ülkeleri yıllar boyunca var olmayan bir barış sürecinin finansörlüğünü yapıp, oyunu belirleme hakkını hep ABD'ye bırakarak gösterdikleri pısırıklıktan en azından bu sembolik oylama vesilesiyle vazgeçtiklerini gösterdiler. İsrail ve ABD'nin dünya kamuoyu indindeki yalnızlıklarını Avrupa oy haritası kadar iyi yansıtan bir gösterge bulmak zordur. Aslında Clinton'un dünyaya bu mesaj nedeniyle müteşekkir olması gerekirdi. Bunun gereğini yapmak üzere de gene Feyyad'ın önerdiği gibi ABD yönetimi nihai çözümle ilgili planını açıklayarak ortaya çıkmalıydı. Ama tabii böyle bir gelişme yaşanmayacak.
İsrail'in dünyaya ilelebet kafa tutabileceklerine inanan sağcıları bu oyun açtığı yolda hayatın gerçekleriyle ister istemez karşı karşıya kalacaklar. İsrail ekonomisi Avrupa'ya büyük ölçüde bağımlıdır. Dahası işgal altındaki topraklarda yerleşimcilerin işletmelerinde üretilen ürünler de Avrupa'ya satılıyor. Yarın en azından bu ürünlerin boykot edilmesine yönelik bir hareketin başlama ihtimali zayıf sayılmaz.
Kısacası, İsrail misilleme yapacak olsa da, ABD bu meseledeki duruşunun kendisine getirdiği maliyeti görmemekte ısrar etse de mesaj açıktır. Filistin meselesi ilelebet askıda kalmayacaktır. ABD ağırlığını çözümden yana kullanmazsa da dünya kendi elinden geleni yapacaktır.
Bu arada bu oylamanın iki adrese daha gönderdiği mesaj vardır. Netanyahu ülkesini bu ölçüde tahammüle edilmez ve yalnız kıldığı için her şeye rağmen İsrailli seçmenden bir darbe yiyebilir. İkincisi ise, Hamas eğer Filistin'in geleceğinde rol oynayacaksa şiddet düşkünlüğünden vazgeçmek zorunda kalacaktır.
- Veda ve teşekkür6 yıl önce
- Bir seçimi kazanmak ya da bugünler için La Bamba6 yıl önce
- NATO'nun belirleyici rolü6 yıl önce
- NATO6 yıl önce
- Trump Amerika'sı6 yıl önce
- Demokrasi olgunluk sınavını veriyor6 yıl önce
- Seçim6 yıl önce
- Yavru köpeğin bakışı, Ayşe Hanım'ın sözleri6 yıl önce
- ABD'nin yolu6 yıl önce
- G-?6 yıl önce