Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

23 Şubat’ta yola koyuldular. Hedef 5 bin 895 metre; Afrika’nın gözbebeği Kilimanjaro Dağı. Arçelik çalışanları küresel ısınmaya dikkat çekmek için tırmanıyor. Ekibin neredeyse tamamı tecrübesiz ama hevesli... Bir süre tırmandıktan sonra Kilimanjaro’da alışılmadık bir kar yağışı başladı. Ama yılmadılar. Pek yapılmayanı yapıp 15 saat boyunca yürüyerek ekip ruhu ve azimle zirveye ulaştılar. Ekipte tek dağ tırmanışı yapan, Ağrı Dağı ve Elbruz’a tırmanan, Arçelik A.Ş. Üretim ve Teknolojiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Oğuzhan Öztürk’tü. Öztürk’le Kilimanjaro Dağı tırmanışını konuştuk. HT Cumartesi'nden Mete Aker'in haberi...

Kilimanjaro’ya tırmanış kararı nasıl alındı?

8 sene önce bazı hedeflerimiz vardı. Afrika’da pazar lideri olmayı hedefliyorduk. Kilimanjaro dünyadaki global ısınmaya bağlı olarak buzulların eridiği ve son birkaç buzul parçasının kaldığı bir dağ; kritik bir yer. “Madem Afrika’da lider olmak istiyoruz, tanıyalım ve oraya en yüksekten bakalım” diyerek başladığımız bir aktivite oldu. Gerçekten orada hem fiziksel hem de mental zorluklardan kaynaklanan bir takım ruhu oluştu. Yaptığınız herhangi bir aktiviteyi 1 sene sonra hatırlamıyorsunuz ama dağda yaşadıklarınızı, yardımlaşmayı unutamıyorsunuz. Çok keyifli bir ortam olmasa da orada eğlenebilmek inanılmazdı.

Bu sizin için nasıl bir deneyim oldu?

Yağmur ormanlarında başlayıp bambaşka bir floranın içerisinde, kendinizi ve gücünüzü keşfettiğiniz, ekip olmayı öğrendiğiniz çok iyi bir yolculuk. Kadınlar kendilerini daha fazla keşfetti. O kadar güçlü olduklarını bilmediklerini söylediler. İş hayatına çok benziyor. Doğru planlanmışsa, doğru bir ekip varsa, ekip birbiriyle yardımlaşıyorsa, doğru bir stratejiniz varsa en zor koşulların bile altından kalkabileceğinizin inanılmaz bir simülasyonu bu.

‘ZİRVEDE HARMANDALI’

Peki tırmanışta neler yaşandı?

İnsanlar eşlerini daha iyi tanıyor, inanılmaz bir yardımlaşma oluyor. Dağ, güçlü şeyleri güçlendiriyor, zayıflıkları ortaya çıkarıyor. İnanılmaz bir dostluk oluşuyor. O fiziksel koşullarda bile çok eğlendik. Vur patlasın, çal oynasın. 6 bin metre, 0.4 atmosfer. Harmandalı oynadım zirvede. Oysa 15 dakika öncesinde zombi adımlarıyla ilerliyorduk. 1 nefes, 1 adım. Dağın en komik yanı ise tuvalettir.

Tuvalet demişken, zorluklar nelerdi?

Birisi “Zirveye ne kadar kaldı?” derse “Neredeyse geldik” diyoruz. Bizim o günkü çıkışımız ve inişimiz toplamda 15 saat sürdü. Kilimanjaro’da alışılmadık bir kar yağışı başladı. Pek görülmüş bir şey değil. 15 saat boyunca böyle bir şeyi yürümek aslında normalde insanın yapabileceği bir şey değil. 4 bin 500 metrede bir tane fare gördük. Fareden korkan insanlar orada fareyle ilgilendiler. İnsanda böyle değişiklikler yapıyor.

‘BEYAZ PEYNİR, ZEYTİN’

Bu zorlukların yanında ne yemek yediniz?

Yükseklikte insanın iştahı kapanır. O yüzden Türklerin vazgeçmeyeceği beyaz peynir, zeytin götürdük... Ama biraz da abartmışız. O yüksekte pastırma ve sucuğumuz bile vardı.

Dağla ilgilendiğinize göre dağ filmlerine de meraklısınızdır...

Dünyadaki tüm yayınlanmış filmleri seyrettim. Netflix’te The Climb isimli bir film var. Sevgilisine kendisini kanıtlamak için Everest’e çıkıyor. İzlemek gerek. Meru da önemli bir film.

Arçelik son dönemde küresel ısınmayla ilgili neler yapıyor?

Her zaman sağlıklı ve fit olmaya çok önem veriyoruz. Sağlıklı yaşama yönelik ciddi bir ürün gamı geliştiriyoruz. Fabrikalarımızda da kullandığımız enerjinin 85’i yeşil enerji. Toplam enerjinin ne kadar az harcayacağına yönelik projelendirme önemli. Bize destek olabilecek ileri teknolojilere yatırım yapıyoruz. Sadece rekabet için değil, bu bir kültür.

Gelecek için hangi soruyu cevaplamaya çalışıyorsunuz?

Şu anda, “Acaba yıkama yaptığımız suyu yeniden kazanabilir miyiz?” sorusuna çalışıyoruz.

Küresel ısınmayla ilgili biz neler yapabiliriz?

Türk kültüründe geçmişten gelen çok doğru bir kültür var. İsraf kültürünün önüne geçmek lazım. Hep beraber enerji verimliliği yüksek ürünleri teşvik edebiliriz. Enerji konusunda atılacak her adımın çok boyutlu kazanımı var. Enerji verimliliği konusunda hiçbir çalışma insanın ruhuna bu kadar iyi gelmez.

2020 hedefleri

Arçelik, iklim değişikliğiyle mücadele konusundaki çalışmalarıyla; üretimden kaynaklanan sera gazı emisyonlarını 2010 ve 2016 yılları arasında yüzde 56 azalttı.

Bilim Temelli Hedefler girişimini imzalayarak, üretimde sera gazı salınımını bilimsel verilere dayanarak hesaplamayı ve azaltmayı taahhüt etti.

Üretimde kullandığı enerji tüketimini 2010’a göre ürün başına yüzde 34 düşürdü. Şirketin 2020 hedefi ise ürün başına enerji tüketimini yüzde 45 azaltmak.

Ürün başı su çekiminde 2012 yılına göre yüzde 31 tasarruf sağlanırken, 2020’de bu oranın yüzde 35’e yükseltilmesi amaçlanıyor.

Türkiye’deki fabrikalarında yenilenebilir enerji kaynaklarından temin edilen elektrik payını yüzde 88’e çıkaran şirket, 2020’de kullandığı elektriğin yüzde 100’ünü yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlamayı planlıyor.

Kurumsal sürdürülebilirlik alanında en yüksek standartları temsil eden Dow Jones Sürdürülebilirlik Endeksi’ne (DJSI) Türkiye’den bu yıl giriş yapan tek sanayi şirketi Arçelik oldu.

Dünyanın en önemli ve en yaygın çevre girişimlerinden biri olan Karbon Saydamlık Projesi’nin (Carbon Disclosure Project-CDP) hem iklim hem de su programında A listesine giren şirket, dünyada bu başarıyı elde eden 25 şirket arasında yer alıyor.

Saatlerce süren yürüyüş sonrası Afrika’nın en yüksek zirvesine ulaşan Oğuzhan Öztürk’ten mutluluk pozu.