Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
Prof. Dr. Derya Uludüz

Elon Musk ve 2016 yılında kurduğu Neuralink şirketi, bir süredir beyin-makine arayüzleri üzerinde çalışıyordu. Yani, beynin elektriksel uyarılarını bilgisayara aktararak çözülebilir veri elde etme çabasındaydılar. Bu sayede bilgisayar ve beyin arasında simbiyotik bir ilişki kurulacaktı. Bu arayüzler, insanlığın 1970’lerden beri üzerinde çalıştığı ancak pek başarılı olamadığı projeler. İşte tam da geçtiğimiz günlerde Elon Musk ve ekibi, çevrimiçi bir canlı yayınla beyne yerleştirmek üzere geliştirdikleri ve domuzlar üzerinde denemelere başladıkları çipe dair çalışmalarını anlattılar ve bir demo yapmış oldular. Projenin, FDA’ya başvurduğu ve ilerleyen günlerde pek çok hastalığa yönelik potansiyel bir tedavi için klinik deneylere başlayacağı biliniyor.

BU ÇİPLERLE NE YAPILMASI AMAÇLANIYOR?

Öncelikle, insanlarda beyin ve omurga ile ilgili hastalıkları veya doğuştan gelen kusurları tedavi etmek amaçlanıyor. Özellikle felç hastalarının, beyin sinirlerindeki bağlantı kesintisini bir bluetooth bağlantısı aracılığıyla atlayarak yeniden iletişim kurulması ve normal hareketlerini uzaktan yönetilerek yaptırılabilmesi ön görülüyor.

Yürüyemeyen, konuşamayan ve bu gibi yetilerini kaybetmiş insanların bu mikroelektrotlar ile kabiliyetlerinin geri döndürülmesi planlanıyor. Örneğin, bu çip sayesinde beyne doğrudan kamera bağlanıp görsel sorunlar ve körlük iyileştirilecek.
Beyin dalgalarının sürekli takibi sağlanarak, hastalıklara daha erken tedavi yapılabileceği ve tedavi takibinin kolaylaşacağı savunuluyor. Bozulmuş beyin dalgalarının tespiti aynı zamanda erken tanı olanağı sunuyor.

Beyindeki veriler yeterince çözüldükten ve sinirsel bağlantılar okunup kaydedildikten sonra, hafızanın kurtarılabileceği iddia ediliyor. Bunu sağlamak için kısa süreli hafıza merkezi hipokampüs ile uzun süreli hafıza bölgesi frontal alan arasında bir bağlantı yapılması da amaçlanıyor.

Hedefler arasında telepatiyi mümkün hale getirmek de var. Düşünceleri kelimelere çevirme, beyinde büyük bir enerji harcanmasına neden oluyor ve düşüncelerin kelimelere dönüşmeden doğrudan bluetooth bağlantısıyla başka bir insanın çipine aktarılabilmesi sayesinde, beyin enerji dağılımının oldukça değiştirilebileceğine inanılıyor.

BU ÇİPLER GERÇEK Mİ? NASIL ÇALIŞIR?

Beyin-makine arayüzü, beyin ile dış bir cihaz arasında doğrudan iletişimi hedefliyor. Şöyle ki, beyindeki sinir hücreleri, elektriksel sinyaller yoluyla birbiriyle iletişim kurar. Beyin-makine arayüzündeki mantık da bu elektriksel sinyalleri okumak ve aynı zamanda eşdeğer sinyaller üreterek biyolojik organizmaya müdahale edebilmektir. Biz beyinden, plastisitesi yani esnekliği, hücrelerin yenilenebilirliği ve uyum sağlama yeteneği olan bir organ olarak bahsediyoruz. Yani, kafamıza elektriksel sinyaller gönderen bir elektrot koyduğumuzda, beyin bu sinyallere uyum sağlayacak ve davranışlarını değiştirecek yeteneğe sahiptir. Bu yüzden, bu çiplerin beyne sinyaller gönderip bazı nörolojik hastalıkları tedavi etmesi mümkündür.

Öte yandan, biz zaten halihazırda geliştirilmiş bazı yapay zekâ aletleriyle dışarıdan elektriksel uyarı göndererek pek çok hastayı tedavi etmeye çalışıyoruz. FDA tarafından onaylanmış, derin beyin simülasyonu adı verilen bir alet bunlara örnek olarak verilebilir. Bu alet, Parkinson hastalarının beyinlerine uyarı vererek el titremelerini durdurabiliyor. Bir diğer alet ise epilepsi denilen sara hastalığında beynin içine kemik yapının altına bir küçük elektrot koyarak bu epilepsiyle ilgili uyarılar kontrol altında tutulabiliyor. Yine felç hastalarının hem kollarına hem beynindeki belli noktalarına birtakım elektrotlar bağlanarak uzuvların hareket etmesi sağlanıyor.

Bu çipler bir felç hastasının uzaktan kumandayla kontrolü sayesinde hareket etmesine yardımcı olsa da hastalığın oluşmasını engelleyemez. Parkinson, Alzheimer ve epilepsi gibi hastalıkların tedavisinde yardımcı olabilir ama ortaya çıkmasını engelleyemez. Bu çiplerle birlikte, sadece var olan anormallikler tespit edilebilir olduğunu belirtmekte fayda var. Yani hastalıkların erken aşamalarında tanıya yardımcı olabilir ancak semptom göstermeyen hastalıkları tespit etmekte yardımcı olamazlar.

BU ÇİPLERLE İLGİLİ ENDİŞELER NELER?

İnsan Çalışmaları Tehlikesi

Beynin altına çip konulabilmesi için çok ciddi bilimsel verilere ihtiyaç var. Basit bir ilaç çalışmasında bile binlerce hasta üzerinde, yıllarca süren çalışmalar yapılıyor. Beyne ulaşıp beyin sistemine müdahale edebilmek için belki de asırlar gerekiyor. Şu anda birkaç domuzda denenmiş olması bizim açımızdan çok bir şey ifade etmiyor. Çünkü bu çiplerin insan beynindeki dalgalara sürekli ve yoğun olarak müdahalesinin, genel sistemi nasıl etkileyeceğini, uzun vadede kalıcı bir hasara neden olup olmayacağını bilmiyoruz. Bu yüzden erken bir dönemde, klinik deneylerin tamamlanıp üretimine geçilmesi gerçekçi değil.

Yabancı Cisim Alarmı

Ne kadar küçük olsalar da insan beyni çok hassas bir organ olduğundan bu küçüklükte bir elektrot bile vücudun “Yabancı Cisim!” alarmı vermesine yetebiliyor ve bazen bu yabancı cisimler damarlara, sinirlere çok büyük hasar verebiliyor. Bu sorunu çözmek için geliştirilen çiplerde yüksek biyolojik uyumluluk, güvenlik ve uzun ömür sağlayan malzeme özellikleri arandığını biliyoruz. Ancak yine de bazı alerjik bağışıklık tepkilerine yol açabileceğini varsaymamız gerekiyor. İlk insan çalışmalarına katılanlar, bu yönleriyle ciddi sağlık sorunları yaşayabilirler.

Çiplerin Dış Etkenlerden Etkilenme Olasılığı

Çipler, radyofrekans ve elektromanyetik alanlarından etkileniyorsa, beyindeki elektriksel işlevi de bozabilir. Bunun için farklı frekans aralıklarında pek çok cihazla denemeleri yapılması gerekir.

Hacklenme Tehditi

Şu anda her verimiz elektronik sistemlerce kayıt altında tutuluyor ve hukuk sistemimiz bu verilerin güvenliğini sağlamak için her gün daha fazla kendini güncellemek zorunda kalıyor. Doğrudan Amerika tabanlı özel bir şirkete bağlı olarak üretilecek bu aletin, beynimiz üzerinde hakimiyet kurması, pek çok güvenlik sorununu da beraberinde getiriyor. Elon Musk ve ekibi, beyinle iletişimin şifreli ve onaylamalı olacağını söylüyor ve bazı hassas bölgelerin korunacağını söylüyor. Ancak şu anda, pek çok sistemin siber güvenliğinin sağlanamadığının farkındayız. Piyasanın en iyi yazılım ve donanım şirketleri bile, zaman zaman güvenlik açığı sorunu yaşıyor. Ayrıca, bu güvenliği sağlayacak olanın ve verileri elinde bulunduranın yine şirket çalışanları olduğunu biliyoruz. Devlet sırları, şantaj için kişisel bilgiler, ticari sırlar ve diğer pek çok şey, bilgisayar korsanları veya menfaati olan çalışanlar tarafından üçüncü kişiler lehine kullanılabilir.

Etik ve Sosyo-psikolojik Sorunlar

Bu çipler sosyolojik olarak toplumlarda ve insan psikolojisinde ciddi değişimlere neden olabilir. Bu çiplerin kullanılabilir olmaya başladığını varsayalım, insanlarda ne tür kişilik değişiklikleri, bağımlılık yapan davranışlar veya kronik psikolojik bozuklukların ortaya çıkacağını bilemeyiz. İnsanlar uzun vadeli etkiler tam olarak anlaşılmadan bu beyinlerini “akıllı telefonlara” dönüştürme teknolojisine bağımlı hale gelirlerse bu bir felaket anlamına gelebilir. Örneğin, gelecekte bir noktada zihinsel yeteneklerinizi geliştirmek için veya eğlence amaçlı bir Neuralink implantı alırsanız, bu implanta sahip olan ve verilere ve işlevlerine erişimi olan şirkete karşı bağımlılığınız olacak. Belki güncellemeleri, yükseltme planları olacak ve ödeme yapmadığınız sürece cihaz devre dışı kalacak. Telefonunuzdaki bir uygulama ile zihninizi keskinleştirebildiğinizi veya hafıza tutma oranını artırabildiğinizi veya bir düğmeye basarak ruh halinizi değiştirebildiğinizi hayal edin.

Özetle Neurolink'in pek çok hastalığın tedavisinde ve erken tanıda işe yarayacağı kesin gibi görünüyor. Ancak duygu ve düşüncelerin dış kontrollerle eyleme geçirilmesi şu an biraz ütopik görünüyor ve bunun için uzun yıllar gerekiyor.