İstanbul Cuma namazı saati, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yayınladığı haftalık ezan ve namaz saatleri tablosunda yer aldı. Bugünkü cuma namazı için ise hazırlıklar tamamlanıyor. Ramazan ayının gelmesi ile birlikte Diyanet İşleri Başkanlığı tüm camilerde okunması için yayımladığı Cuma Hutbesi teması ise " Peygamberimizin tarifiyle hayırlı Müslüman" oldu. İşte 17 Mayıs Diyanet Cuma Hutbesi ve il il Cuma namazı saati ile İstanbul Cuma saati...

İSTANBUL CUMA SAATİ - 17 MAYIS 2019

Diyanet İşleri Başkanlığı'na göre İstanbul'da Cuma namazı bugün saati 13:05'te okunan öğle ezanıyla birlikte kılınacak. İşte İstanbul'un haftalık ezan ve namaz saatleri takvimi şöyle;

İstanbul İçin Haftalık Namaz Vakitleri
Miladi TarihİmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
17 Mayıs 2019 Cuma03:5105:3813:0517:0120:2322:03
18 Mayıs 2019 Cumartesi03:4905:3713:0617:0120:2422:04
19 Mayıs 2019 Pazar03:4805:3613:0617:0220:2522:05
20 Mayıs 2019 Pazartesi03:4605:3513:0617:0220:2622:07
21 Mayıs 2019 Salı03:4505:3513:0617:0220:2722:08
22 Mayıs 2019 Çarşamba03:4405:3413:0617:0320:2822:10
23 Mayıs 2019 Perşembe03:4205:3313:0617:0320:2922:11

CUMA NAMAZI SAAT KAÇTA BİTİYOR?

Cuma namazı ortalama 45 dakika ile 1 saat arası sürebilmektedir. Yukarıdaki cuma namazı saatlerine bakıp cuma namazı bitiş süresini hesaplayabilirsiniz.

İL İL CUMA NAMAZI SAATLERİ İÇİN TIKLAYINIZ

CUMA HUTBESİ 17 MAYIS 2019

Muhterem Müslümanlar!

Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! Allah’a karşı hakkıyla
takva sahibi olun ve ancak Müslüman olarak can verin.”1
Okuduğum hadis-i şerifte ise Resûl-i Ekrem (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Müslüman, elinden ve dilinden Müslümanların zarar görmediği kimsedir.”2

Aziz Müminler!

Müslümanın en kıymetli hazinesi imanıdır. İman, bizi dünyada huzura, âhirette kurtuluşa kavuşturacak en büyük nimettir. Peygamber Efendimiz (s.a.s) bu nimete sahip olanları şöyle müjdelemektedir: “Kim gönülden tasdik ederek Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Resûlü olduğuna şehâdet ederse Allah ona cehennemi haram kılar.”3

İman eşsiz bir cevher, benzersiz bir imkândır. İman dertlere derman, günahlara kalkandır. Mümini her durumda kötülükten koruyan ve iyiliğe yönlendiren bir güçtür. İmanın kıymetini bilen insan, imanında sebat etmeli, imanına yaraşır bir hayat sürmeye özen göstermelidir. İşte o zaman Rabbine daha çok yaklaşacak, boş arzuların ve geçici heveslerin esiri olmaktan kurtulacaktır.

Değerli Müslümanlar!

Yüreğimizdeki imanı perçinlemenin yolu, ibadetlerimizi aksatmamaktan geçer. Çünkü iman ibadetle beslenir. İbadet kulluğun özü, insanın yaratılış gayesidir. İnsanın, aracısız ve vasıtasız bir şekilde hâlini Rabbine arz etmesidir. Allah Resûlü (s.a.s) bu hususta mümine şöyle nasihat etmektedir: “Allah’a şirk koşmadan ibadet etmeye devam et, farz namazı kıl, farz olan zekâtı ver, Ramazan orucunu tut. İnsanların sana nasıl davranmasını istiyorsan sen de onlara öyle davran.”4
O halde tevhide bağlılığın, Allah’a imanın gereği, öncelikle namaz, oruç, zekât ve hac gibi farz ibadetleri yerine getirmektir. Nafilelerle Rabbinin rızasını kazanmak için gayret etmek de Müslümanın meziyetidir.

Kıymetli Müminler!
İmanı ve ibadeti kemale erdiren ise ancak güzel ahlaktır. Allah Resûlü (s.a.s) bir hadislerinde “Müminlerin iman bakımından en olgunu, ahlak bakımından en güzel olanıdır.”5 buyurmaktadır. Ahlakî erdemleri benimsemek ve kötü huylardan uzak durmak
mümin için vazgeçilmez bir sorumluluktur. Mümin, “güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilen”6 Peygamberimizi hayatının her alanında örnek alır. Küçüklerine merhamet, büyüklerine hürmet gösterir. Çevresine güven verir; emanete riayet eder. Doğru sözlüdür; yalana bulaşmaz. Cömerttir; cimrilik etmez. Anne babasına, eşine, çocuklarına, canlı cansız bütün mahlûkata şefkatle davranır; şiddete asla başvurmaz.

Muhterem Müslümanlar!

Muhammed ümmetinden olmak, ne büyük bir şereftir! Ama insanlık ailesi içinden seçilmiş en hayırlı ümmetin fertleri olmak, aynı zamanda sorumluluk ister. Sevgili Peygamberimizin hadis-i şeriflerini okuduğumuzda, bir Müslüman’ın şöyle tanımlandığına şahit oluruz: Müslüman, iman etmedikçe cennete giremeyeceğini, kardeşlerini sevmedikçe de gerçek
anlamda iman etmiş olamayacağını bilen kişidir.7

Müslüman, bir iyilik yaptığında sevinen, bir kötülük yaptığında ise üzülen insandır.8 
Müslüman, insanları karalamaz, lanet etmez, kaba ve kötü söz söylemez, hayâsızlık yapmaz.9 
Kötülüklerin anası olan içkiden, ömrünü zayi eden kumardan, Allah’ın gazabını gerektiren zinadan uzak durur.10 Müslüman şirkten kaçınır, cana kıymaz, faiz yemez, yetim malına el uzatmaz. Müslüman, kardeşine iftira etmez, laf taşımaz, fitne ve fesada ortak olmaz.11

Aziz Müminler!

Allah Resûlü (s.a.s) bir hadislerinde şöyle buyuruyor: “Sizin en hayırlınız, kendisinden hayır beklenilen ve kötülüğünden emin olunandır; en şerliniz ise kendisinden hayır beklenmeyen ve kötülüğünden de emin olunmayandır.”12 O halde Peygamber Efendimizin bize öğrettiği gibi hayırlı bir Müslüman olmak için çaba gösterelim. Kalplerimizi imanla nurlandıralım. İbadetlerle
besleyelim. Salih amel ve güzel ahlakla cilalayalım. Hayatımızın her safhasında hayrın anahtarı, şerrin kilidi olalım.

Muhterem Müslümanlar!

Hutbeme son verirken bir hususu sizlerle paylaşmak istiyorum. Diyanet İşleri Başkanlığımız ve Türkiye Diyanet Vakfımız öncülüğünde, fedakâr milletimizin desteğiyle ülkemizin her köşesine ve Dünya’nın dört bir yanına hizmet götürülmektedir. Öğrencilerimize sağlıklı barınma ortamı hazırlanmakta, burs, eğitim ve kültür desteği verilmekte, yetim ve yoksul kardeşlerimize ücretsiz eğitim sunulmaktadır. Ramazan ayının bu eşsiz ikliminde sizler de zekât, fıtır sadakası ve bağışlarınızla binlerce gencimize umut ışığı olabilir, onların ihtiyaçlarını karşılayabilirsiniz. Bu kapsamda Cuma namazını müteakip
sevgi, muhabbet ve kardeşlik yüklü yardımlarınıza yeniden başvuracağız. Cenab-ı Hâk, yapmış olduğumuz ve yapacağımız bütün yardımları dergâh-ı izzetinde kabul eylesin.

1 Âl-i İmrân, 3/102. 2 Müslim, Îmân, 65; Buhârî, Îmân, 4. 3 Buhârî, İlim, 49.
4 İbn Hanbel, VI, 384. 5 Ebû Dâvûd, Sünnet, 15. 6 İbn Hanbel, II, 381. 7 Müslim, Îmân, 93.
8 İbn Hanbel, IV, 399. 9 Tirmizî, Birr, 48. 10 İbn Mâce, Eşribe, 1; Ebû Dâvûd, Eşribe, 5; Buhârî, Küsûf, 2. 11 Buhârî, Vesâyâ, 23; Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr, XII, 340. 12 Tirmizî, Fiten, 76; İbn Hanbel, II, 368.