Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan açıklamalar
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri Töreni'nde konuştu. Erdoğan, Handke'ye Nobel verilmesini eleştirerek, "Müslüman Boşnakları alçakça katledenlere karşı kaleminden kan damlayanlara Nobel Ödülü verildi ve buna kimse sesini çıkarmadı. Mesela 100 bin İngiliz, Alman,Fransız'ı katleden birini öven kişiye Nobel verilse tekrarlanır mıydı?" ifadelerini kullandı. Öte yandan törende, Tarih ve Sosyal Bilimler alanındaki ödülü Prof. Dr. Ahmet Yaşar Ocak, Vefa Ödülü Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun'a verildi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülleri Töreni'ne katılarak konuşma yaptı.
Konuşmasına tüm katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne, milletin evine hoş geldiniz." ifadesini kullandı.
Ödül kazanan isimlerin Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu tarafından belirlendiğini dile getiren Erdoğan, ödül almaya hak kazanan kültür sanat insanlarını tebrik etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödüllerin 1979 yılından bu yana takdim edildiğini anımsatarak, "Necip Fazıl Kısakürek, Sedat Hakkı Eldem, Süheyl Ünver, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Yaşar Kemal, Çelik Gülersoy, Metin Erksan, Halil İnalcık, Sezai Karakoç, Metin Sözen, Niyazi Sayın ve burada sayamadığım daha pek çok değerli kültür sanat erbabımız bu ödüle layık görülmüştür." diye konuştu.
EDEBİYAT ÖDÜLÜ NURİ PAKDİL'E
"Bugün de listeye bu toprakların yetiştirdiği değerlerden yeni isimleri ekliyoruz." ifadesini kullanan Erdoğan, "Ödül takdim edeceğimiz isimlerin her birini kültürümüz ve irfanımız için birer abide olarak görüyoruz. Ülkemiz her biri defalarca ödüllendirilmeye layık sayısız kültür ve sanat insanına sahiptir. Her yıl burada özellikle yaptığımız iş bu büyük havuzdan adeta bir avuç su alarak gönlümüzü ve ruhumuzu teskin etmektir." diye konuştu.
Bu yıl edebiyat alanındaki ödülü Nuri Pakdil'e takdim etmeyi kararlaştırdıklarını dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:
"Ancak kendisiyle burada bir araya gelmek ve ödülünü bizzat takdim etmek kısmet değilmiş. Bu vesileyle kendisine bir kez daha Allah'tan rahmet ve mağfiret, sevenlerine başsağlığı diliyorum. Nuri Pakdil denince gözümüzün önüne inancının ve mukaddes bildiği değerlerin onurunu yiğitçe taşıyabilmiş kalem ve kelam ustası bir şahsiyet gelir. Onun bu coğrafyanın insanlarına miras bıraktığı en büyük değer dilinden hiç düşürmediği, gönlünden hiç çıkarmadığı Kudüs sevdası olmuştur. 18 Ekim'de ebedi aleme yolcu ettiğimiz Nuri Pakdil üstadımızın bu kutlu davasına ömrümüz yettiğince sahip çıkmayı sürdüreceğiz."
Sinema alanındaki ödülün sahibinin ise Türk sinemasının milli ve yerli kimliği için bir ömür harcayan, imkansızlıklar içinde özgün eserlere imza atan Mesut Uçakan olduğunu belirten Erdoğan, "Reis Bey, Kelebekler Sonsuza Uçar, Anka Kuşu gibi şiir tadındaki sinema eserleri ile sanat hazinemizi zenginleştiren Sayın Mesut Uçakan'ı bir kez daha tebrik ediyorum." dedi.
Mazhar Fuat Özkan üçlüsünün 1970'li yıllardan beri milletin ortak hislerine tercüman olmayı başardığını ve Türkiye'nin bütün renklerini bir paydada buluşturabilen eserleri ile gönüllerde taht kurduğunu anlatan Erdoğan, "Türk pop müziğinde kültürel kimliğimizi 40 yılı aşkın süredir başarıyla temsil ediyorlar. Müzik ödülünüzü bu yıl 'Güllerin İçinden', 'Buselik Makamına' 'Ele Güne Karşı' gibi onlarca ölümsüz eserle içimizi ısıtan Mazhar Alanson, Fuat Güner, Özkan Uğur beyefendilere takdim ediyoruz." diye konuştu.
Resim alanındaki ödülümüzü Türk resim sanatına farklı üslup kazandıran sayın Devrim Erbil'e takdim ediyoruz. Sayın Fuat Başar, dünya çapında birçok hattat ve ebru ustası yetiştiren bir sanatkârımız. Kendisi yüzlerce sergi ve uluslararası sanat etkinliğinde ebru sanatının bütün dünyada tanıtılmasını sağladı. Fuat hoca gönlü nazargâh-ı ilahi olarak kabul ediliyor.
"MİMARLIK ALANINDAKİ ÖDÜLÜ SAYIN DOĞAN KUBAN'A"
Yahya Kemal'e göre bizim devlet kurma ve askerlik dışında üç büyük sanatımız vardır, bunlar mimari, şiir ve musikidir. Sayın Doğan Kuban, Türk mimarisinin tarihini inceleyen ve sanat tarihinin sorunlarını farklı bir üslupla dile getiren onlarca akademik esere imza attı. Mimar Sinan'ı, Divriği Camii'ni, Osmanlı'yı anlatan makaleleriyle ülkemizin düşünce hazinesine büyük katkılar sağladı.
"SOSYAL BİLİMLER ÖDÜLÜ AHMET YAŞAR OCAK'A"
Sayın Ahmet Yaşar Ocak, sosyal tarihimizde mühim yeri olan tasavvuf erbabını ilmi perspektifle inceleyen çalışmalara imza atmıştır. Osmanlı Anadolu'sunda Zındıklar ve Mülhitler, İslam'ın Ayak İzleri, Osmanlı Dönemi gibi pek çok eseriyle tarihe yeni bir bakış açısı kazandırdı. Sosyal bilimlerdeki ödülü sayın Ahmet Yaşar Ocak hocamıza veriyoruz.
"VEFA ÖDÜLÜMÜZ MERHUM HALUK DURSUN'A"
Bu yılki vefa ödülümüzü Osmanlı coğrafyasında yer alan toplumların Türkiye ile bağı için üstün çaba sarf eden merhum Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun'a veriyoruz. Merhum Haluk Dursun hocamız coğrafyanın genişliği ile gönlün, muhabbetin, ufkun genişliği arasında doğrudan ilişki olduğunu söylüyor.
"KÜLTÜR VE SANAT BİRİKİMİ OLMAYAN TOPLUMLAR EZİLMEYE MAHKUM"
Bu değerli kültür sanat erbabımıza şükranlarımı sunuyorum. Kültür ve sanatın toprak ve bayrak gibi bağımsızlığın alameti farikalarından biri olduğunu her fırsatta tekrarlıyoruz. Kendine ait kültür, sanat birikimi olmayan toplumlar güçlü toplumların hegemonyası altında ezilmeye mahkumdur.
"TÜRKİYE SAHİP OLDUĞU GÜZELLİKLERLE EN ZENGİN ÜLKELERDEN"
Ülkelerin ve toplumların geleceğe güvenle bakabilmeleri sağlayan maddi güçlerinden ziyade medeniyet birikimlerin gücüdür. Yusuf Has Hacip, 'Yurdu kılıçla alırsınız, kalemle tutarsınız' derken buna işaret ediyor. Günümüzde de bir sanat eseri yeri geldiğinde bütün borsalardan, yatırımlardan, rant arayışlarından kazandırabiliyorsa sebebi sınırları ve zamanı aşan etkiye sahip olmasıdır. Türkiye sahip olduğu güzelliklerle dünyanın en zengin ülkelerden biridir.
"KATLİAMI ÖVENLERE NOBEL VERİLDİ"
Kadim medeniyet merkezi yerle bir edilirken, Paris'te, Berlin'de, Londra'da oturanlar ses çıkarmıyor. Son olarak Suriye'de benzer bir vahşet yaşanıyor. İnsanlarla birlikte binlerce yıllık bir tarih ve kültür de yok edilmeye çalışılıyor. Tıpkı Hülagu gibi. Bu coğrafyada yaşamış medeniyetlerin ortak özelliği Batı'ya karşı üstünlük sağlamış olmalarıdır. Bugün bir saldırıyla karşı karşıyayız. Müslüman Boşnakları alçakça katledenleri göklere çıkartan, kaleminen kan ve nefret damlayan birine Nobel Edebiyat Ödülü verildi ve buna kimse sesini çıkarmadı. Mesela 100 bin İngiliz, Alman,Fransız'ı katleden birini öven kişiye Nobel verilse tekrarlanır mıydı? Hiç sanmıyorum.
"MARİFET İLTİFATA TABİDİR MÜŞTERİSİZ META ZAYİDİR"
Önümüzdeki yılları eğitim öğretimdeki, kültürdeki eksiklerimizi tamamlama dönemi olarak ilan ettik. Hep birlikte daha çok çalışarak, üreterek, mücadele ederek bu konudaki hedeflerimize ulaşacağız. Sanat marifettir, marifet iltifata tabidir ve müşterisiz meta zayidir. Sanatçı eseriyle bizi ödüllendirmiştir. Bize düşen de ona iltifat etmektir, takdir etmektir, teşekkür etmektir. Münevverlerimiz, sanatçılarımız, yazarlarımız, şairlerimiz her türlü iltifatı fazlasıyla hak ediyor. Kültür ve sanat hayatımıza çok değerli katkılarda bulunan değerlerimiz için ne yapsak azdır.
"GENÇLERİMİZ KÜLTÜR SANAT ÜSTADLARIMIZI ÖRNEK ALMALI"
Sanat ile siyaset ne yazık ki her zaman bir araya gelemeyen iki ayrı uçta alanlar olarak görülür. Halbuki biz siyaseti aynı zamanda bir sanat olarak görüyoruz. Gönülle üretilen, sabırla üretilen her şey bize göre sanattır. Sanat tutkunun, aşkın, sevdanın, adanmışlığın, sabır ve estetik imbiğinden süzülmesidir. İnsanlara hizmet için yüreğini ortaya koymuş, aşkla ve sevdayla çalışmış herkesin ortaya sanat eseri koyduğuna, sanatçı ruhunu teneffüs ettiğine inanıyorum. Asıl olan yapılan işin en iyisini ortaya koyabilmektir. Gençlerimize tavsiyemiz, her biri kendi alanların üstatları olan kültür ve sanat insanlarımızı örnek alarak yeni eserler peşinde koşmalarıdır. Bu duygularla bir kez daha kültür ve sanat insanlarımızı şahsım ve milletim adına teşekkür ediyor, sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum.