Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
İHA

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Türkiye ile görüşmelerin kesilmesinden yana olmadığını belirterek, Türkiye'deki olumsuzlukları da dile getireceklerini söyledi.

Alman Federal Meclisi, 2017 yılı bütçesini görüşmek üzere toplandı. Bütçe görüşmelerinin tartışıldığı oturumda ağırlıklı olarak Türkiye konuşuldu.

Oturumda bir konuşma yapan Almanya Başbakanı Merkel, muhalefetin Türkiye ile Alman hükümeti arasındaki dostluğa yönelik eleştirilerine yanıt verdi.

Merkel, tartışma kültüründen yana olduğunu fakat bunu yaparken seviyenin korunmasına özen gösterilmesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye'deki gelişmelerin kaygı verici olduğunu, bazı değerlerin alarm verdiğini belirten Merkel, "Açıkça söylüyorum darbe teşebbüsünü Almanya ve Avrupa olarak kınadık. Ayrıca terörün her türlüsü karşısında olduğumuzu da açıkça ifade ettik. 4 bini aşkın PKK'lıya dava açıldı. Fakat hukuk devleti gereği olarak siyasetin hukuka müdahale etmemesi lazım. Almanya diğer devletler gibi 'hukuk devleti' kurallarına uyuyor. Bunun yanında Türkiye'de basın özgürlüğü kısıtlanmasını, binlerce insanın tutuklanmasını da tenkit ediyoruz. Her şeye rağmen Türkiye ile görüşmelerin kesilmesini istemiyoruz" dedi.

Dışişleri Bakanı Steinmeier'in Türkiye ziyaretine de değinen Merkel, kendisinin de Türkiye ile görüşmelere devam edeceğini söyledi. Türkiye ile sağlıklı ilişkilerin devam etmesinden yana olduğunu belirten Merkel, Türkiye'deki olumsuz gelişmeleri de dile getireceğini söyledi.

Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu'nda, Türkiye'deki son gelişmeler ve üyelik müzakerelerinin dondurulması talepleri ele alındı. Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini'nin Genel Kurul'a bilgi verdiği oturumda, FETÖ'nün 15 Temmuz'daki darbe girişimi ve sonrasında meydana gelen gelişmelere dair konuşmalar yapıldı. Üyelerin önemli bir kısmının destek verdiği, müzakerelerin geçici olarak askıya alınmasını savunan ve hukuki bağlayıcılığı olmayan tasarı perşembe günü oylanacak.

Strazburg'da devam eden AP Genel Kurulu'nda "AB-Türkiye İlişkileri" konulu oturumda söz alan Mogherini, 15 Temmuz darbe girişiminde Türk demokrasisinin, sokaklarda tankların önüne çıkan halkın ve hayatını kaybeden 200’den fazla Türk vatandaşının, bombalanan TBMM’nin yanında yer aldıklarını hatırlatarak başladığı konuşmasında, "Türk makamlarının, darbe teşebbüsünün ve ülkedeki terör saldırılarının ardındakilerden hesap sorma konusunda meşru hakka sahip olduğunu" söyledi.

Müzakereleri sonlandırmanın her iki tarafa da kaybettireceğinin altını çizen Mogherini, "Türkiye ve AB birçok konuda önemli iş birlikleri yapabilir. Kıbrıs, Suriye, enerji başta olmak üzere bir çok konuda iş birliğimiz önemlidir." ifadelerini kullandı. Türkiye'nin, anayasal reform sürecinde bulunduğunu ve AB'nin bu süreçte Türkiye'ye destek olmaya hazır olduğunu belirten Mogherini, "Diyalog kapısı açık olmalıdır. AB Bakanı ve Avrupa Konseyi Genel Sekreteri ile görüştüm. Avrupa Konseyi ile bu süreçte iş birliğinin ve yardımının önemli sonuçları olacağını umuyorum." dedi.

Üyelik müzakerelerinin sona ermesi veya dondurulmasından iki tarafın da olumsuz etkileneceğini savunan Mogherini, "Terörle mücadele, Suriye’nin geleceği, Kafkaslarda istikrar gibi konular dahil sürekli karşılıklı diyaloga ihtiyaç olduğunu" söyledi.

AP'deki en büyük siyasi grup olan Avrupa Halk Partisinin (EPP) Başkanı Manfred Weber, AB ve Türkiye'nin bir yol ayrımında bulunduklarını belirterek, istikrarlı bir Türkiye’den yana olduklarını kaydetti. Weber, son günlerde Türkiye'de Şangay Beşlisi konusunun gündeme geldiğini anımsatarak, "Türkiye’nin Çin ve Rusya’ya yönünü çevirmesi şaşırtıcı." ifadelerini kullandı.

AP Sosyal Demokrat Grubu (S&D) Başkanı Gianni Pitella ise, "Sosyal demokratlar, Türkiye’nin AB’ye girmesine hala olumlu bakıyor fakat son dönemdeki gözaltılar, hapisler ve görevden alınmalara karşı sert bir yanıt vermeliyiz." şeklinde konuştu. Pitella, "Sosyal demokratların bir gün müzakerelerin dondurulması gibi bir tasarıya evet diyeceklerini hiç düşünmemiştim. Gelişmeler bunu zorunlu kıldı. Dondurma yanlısıyım fakat geçici bir süreliğine. Diyalog kapısı açık kalmalıdır." dedi.

Muhafazakarlar ve Reformcular Grubu (ECR) Başkanı Syed Kamall, Türkiye hakkında hala çok sayıda ön yargılar olduğunu, "Hristiyan olmayan ve Asya kıtasında bir ülke" olarak bakıldığını dile getirerek, "Türkiye ile mevcut ilişki yolunda gitmiyor. Yeni bir ilişki şekli geliştirmeli. Bu tam üyelik hedefi olmayan bir ilişki biçimi olabilir." şeklinde konuştu.

Liberal Demokratlar Grubu (ALDE) Başkanı Guy Verhofstadt da, Avrupa’nın çevresinde, gücü elinde toplayan liderlerden oluşan bir halka meydana geldiğini öne sürerek, "Putin, Erdoğan ve Trump AB modelini tehdit ediyor." görüşünü ileri sürdü.

Yeşiller Eşbaşkanı Rebecca Harms, bölgede çok önemli sorunlar olduğuna değindi ve "Türkiye’nin demokrasi içerisinde kalmasını sağlamalı ve diyalogu geliştirmeliyiz. Bu bizim güvenliğimiz için çok önemli ve gereklidir." ifadelerini kullandı.

AP'nin İsveçli üyesi Bodil Valero'nun "Türkiye mülteciler konusunu şantaj konusu olarak kullanıyor" şeklindeki suçlamalarına itiraz eden Polonyalı üye Tomas Zdechovsky "Siz hiç Türkiye’de bir mülteci kampını ziyaret ettiniz mi? Orada Türkiye'nin mültecilere nasıl davrandığını gördünüz mü? Bu tür sözlerle göçmenleri mi cezalandırmak istiyorsunuz?" karşılığını verdi.

Romanya Milletvekili Cristian Dan Preda ise, "Vereceğimiz kararda son derece dikkatli olmamız gerekiyor. AP’de müzakerelerin dondurulması kararından sonra Ankara, tamamen vazgeçme kararı alabilir." şeklindeki kaygılarını dile getirdi.

Muhafazakarlar ve Reformcular Grubu Başkan Yardımcısı Geoffrey, NATO toplantısı için gittiği İstanbul'dan yeni döndüğünü hatırlatarak, "Bizlerin bu tavrından Türk halkı hoşnut değil. Yıllardır terör ve göç sorunları ile mücadele eden bir ülke Türkiye. Türkiye’ye kapıyı kapatmak AB için stratejik bir hata olur." dedi.

Oturum sonrası siyasi gruplardan 6 tasarı metni alındığı açıklanırken, bu metinlerin üzerinde tartışılarak ortak bir tasarıya dönüştürüleceği ve perşembe günü oylanacağı öğrenildi. AP'de alınacak bu yönde bir kararın hukuki yaptırımı bulunmuyor fakat aralık ayında toplanacak AB Konseyi öncesi liderlere siyasi bir mesaj olacağı belirtiliyor.