Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Geldiler, yaktılar, yıktılar... Romalılar Hunların işgalini hep böyle anlattı. Onların anlatımı tarih kitaplarında yazanları da etkiledi. Çoğu tarihçiye göre Hunlar Orta Asya’dan gitti, MS 476’da Batı Roma İmparatorluğu’nun çökmesine neden oldu, Roma medeniyetini yok etti. Hatta işgal sonrasında Avrupa kıtasında karanlık çağ başladı.

Hunların vahşi, Hun İmparatoru Attila’nın da “Tanrı’nın gazabı” olduğu nesilden nesile anlatıldı. Ancak Cambridge Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma bunları altüst etti.

Araştırma ekibinin başındaki Dr. Susanne Hakenbeck yeni bulguları Gazete Habertürk’ten Nalan Koçak'a anlattı. Hakenbeck, Hun saldırılarının Roma İmparatorluğu’nun gücünü hayli zayıflattığı konusunda meslektaşlarıyla hemfikir. Ancak kaybeden taraf olan Romalıların anlattığı Hun hikâyelerine şüpheyle yaklaşıyor.

HUNLAR VE ROMALILAR ORTAK YAŞAM KURMUŞ

Hakenbeck ve ekibi şüphelerini aydınlatmak için Hunların kemiklerini inceledi. Macaristan’da 5’inci yüzyıldan kalma yerleşim birimi Pannonia’daki 200 insan kalıntısını mercek altına aldı.

Romalıların ve Hunların kafataslarını, dişlerini karşılaştırdı. Şaşırtıcı sonucu Hakenbeck’ten dinleyelim: “Araştırmamız, imparatorluğun sınır hattında Romalılar ve Hunlar arasındaki mücadeleyle ilgili yerleşmiş tarih anlatımını ters yüz ediyor. Anlatılanların aksine, sıradan insanların istikrarsızlık ortamında faydacı davrandığını ve birbirlerine uyum sağladığını ortaya koyduk. Romalılaşan yerel halk ve Hunlar bir anda kendini aynı savaş ve istikrarsızlık ortamında buldu. Çok farklı hayatlar sürmelerine rağmen birbirlerinin yaşam tarzlarını kabul ettiler.”

Bölgedeki mezarlarda Hunların ve Romalıların beraber gömüldükleri belirlendi. Araştırmaya göre göçebe olan Hunların bir kısmı, Romalılar gibi yerleşik hayata geçti.

Bazı Romalılar da yerleşik hayatı bıraktı ve göçebe Hunlara katıldı. Hakenbeck etkileşimi şöyle anlatıyor: “Geç dönem Romalı yazarlar tarihi metinlerde göçebe hayvancılığı medeniyetsizlik olarak niteliyor. Ancak sıradan insanların böyle bir ayrımcılık yapmadığını, hayatta kalabilmek için hayvancılığın inceliklerini Hunlardan öğrendiklerini keşfettik.”

Bölgede bulunan bir metne göre de zengin bir tüccar Hunlara esir düşmüş. Ancak fidyesi ödendikten sonra bile Hunlardan ayrılmak istememiş.

ATTİLA YAŞAM DA GÖTÜRMÜŞ

Hakenbeck ve ekibinin araştırması özetle şunu ortaya koyuyor: Hun İmparatoru Attila ve askerleri bir yandan Roma askerleriyle savaşırken, diğer yandan kıtaya kendi yaşam tarzlarını ve hayatta kalma yöntemlerini götürdü.

Yani Romalılar ‘medeniyetsiz’ olarak anlatılan Hunlardan çok şey öğrendi, hatta çoğu zaman onlar sayesinde hayatta kaldı. Hakenbeck, yıkım ve katliam anlatılarına da şüpheyle yaklaşıyor: “Araştırmayla yüz yıllardır görünmez olan bu insanların yaşamlarına ışık tuttuk. Veriler çok az olduğu için Roma metinlerinde belirtildiği gibi yıkımı, yağmayı Hunların yaptığından da emin olamayız.”

GENEL ŞÜPHECİLİK

Arkeolog Hakenbeck’e göre araştırma yalnızca Hunlarla ilgili tarihi metinleri sorgulatmıyor, tüm tarih yazımıyla ilgili genel bir şüpheciliğin yolunu açıyor. “Tarihi yazan Romalı elitler şehir merkezlerinde yaşıyordu ve Hunların saldırdığı sınır bölgelerinde ne olup bittiğini bilmiyorlardı. Romalılar için tarım medeniyetin temeli olduğu için, göçebe olan Hunları sürekli medeniyetsiz olarak resmettiler. Hunlarda da yazılı tarih olmadığı için, hikâyelerini kendi ağızlarından hiç dinleyemedik. Arkeoloji hikâyesi anlatılmamış insanların sesi olma konusunda çok önemli bir araç. Bence günümüz açısından bakacak olursak araştırma çok ilginç bir noktayı ortaya koydu: zengin ve güçlülerin (Romalı elitlerden bahsediyorum) yabancılarla (Hunlarla) ilgili anlattığı hikâyeler ve yazdığı tarih her zaman doğru değil.”