Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

HABERTURK.COM

Avrupa Birliği’nin (AB) yasama organı Avrupa Parlamentosu'nun (AP) 751 üyesinin seçildiği ve 5 yılda bir yapılan seçimler hafta sonu tamamlandı. AP seçimleri sağ partilerin yükselişiyle sonuçlandı. Özellikle Fransa, Danimarka, Avusturya, Yunanistan ve Macaristan'da sağ partiler oy oranlarını belirgin derecede yükseltti.

Yaklaşık 400 milyon seçmenin bulunduğu AB ülkelerinde seçime katılma oranı yüzde 43’te kaldı. Fransa’da iktidar partisi hezimete uğrarken Almanya’da da iktidar oy kaybetti. Avrupa genelinde, oy kaybeden Hristiyan Demokratlar AP’ye 211 üye göndererek en büyük grup olmayı sürdürecek. Oylarını artıran ırkçı partiler ise AP’de 40 milletvekili ile temsil edilecek.

FRANSA'DA BİRİNCİ PARTİ

Fransa’da Marine Le Pen’in yönetimindeki aşırı sağcı Ulusal Cephe (FN) oyların yaklaşık yüzde 26’sını alarak birinci parti oldu. Merkez sağdaki, eski Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin partisi Halk Hareketi Birliği (UMP) yüzde 21’le ikinci sırada yer alırken Cumhurbaşkanı Hollande’ın partisi Sosyalist Parti’nin oy oranı yüzde 15’te kaldı.

Fransa’da seçimden zaferle çıkan Le Pen, erken seçim çağrısı yaptı ve “Fransız seçmenin iradesini güçlü bir şekilde sandığa yansıtmasının ardından Cumhurbaşkanı Hollande başka ne yapabilir?” ifadesini kullandı. Başbakan Manuel Valls ise seçim sonuçlarını “deprem" olarak tanımladı.

AVUSTURYA VE YUNANİSTAN'DA YÜKSELİŞTE

Avusturya’da koalisyon ortağı Halk Partisi’nin (ÖVP) seçimi yüzde 27.3 ile önde götürdüğü belirtilirken, Sosyal Demokrat Parti’nin (SPÖ) oy oranı yüzde 23.8. Aşırı sağcı Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) 19.5 ile üçüncü sırada yer aldı.

Yunanistan’da Sol Koalisyon (Syriza) yüzde 26.7 ile ilk sırayı alırken, iktidardaki merkez-sağcı Yeni Demokrasi yüzde 22.8, aşırı sağcı Altın Şafak da yüzde 9.3 oranında oy aldı. Altın Şafak üçüncü parti olurken, ilk kez AP’ye milletvekili gönderme hakkı kazandı.

İstanbul Bilgi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi Emre Gönen, söz konusu durumun birkaç temel sebebi olduğunu söyledi.

KATILIM ORANI DÜŞÜK

Gönen'e göre Avrupa kamuoyu, AP seçim süreci hakkında yeterince bilgi sahibi değil ve seçimin önemi yeterince bilinmiyor. Dolayısıyla seçime katılım oranı oldukça düşük. Katılım oranının düşük olması ise AB'ye karşı olan güçlerin durumdan istifade etmesi ile sonuçlandı.  

EKONOMİK BÜYÜME VE İŞSİZLİK SORUNU

İkinci sebep olarak, 2008 krizinden sonra durumun yeniden düzeleceğine ilişkin bir beklenti vardı ancak ekonomik büyüme geri gelmediği gibi genç nüfus için işsizlik sorunu da ortaya çıktı. Önemli bir bölümü göçmen kökenli kişiler olan işsizlerin bu durumu, aşırı sağ partiler tarafından istismar edildi.

GENİŞLEME SORUN OLDU

Emre Gönen'e göre sağ partilerin yükselişinin üçüncü ve belki de en önemlisi sebebi AB'nin son dönemde yaşadığı genişleme. Bu genişleme öncesinde kamuoyuna söylenen, genişlemenin iyi sonuçlar vereceği, Avrupa pazarının büyüyeceği, ekonomisinin daha iyi bir performans göstereceği gibi argümanlardı ancak bu da gerçekleşmedi. Dolayısıyla genişlemeye ve bu kadar büyümüş bir Avrupa'ya karşı da bir tepki oluştu. Tüm bu tepkileri yan yana koyunca da bugünkü tablo ortaya çıktı.  

“ÜLKE ÖZELİNDE DEĞERLENDİRMEK GEREKİYOR”

İstanbul Politikalar Merkezi'nden Prof. Dr. Cengiz Aktar ise Bulgaristan, Romanya, Belçika ve Hollanda'daki seçimlerde sağ partilerin hiçbir varlık gösteremediğini, dolayısıyla aşığı sağ partilerin yükselişinin abartılmaması gerektiğini söylüyor.

Sağ partilerin yükselişinin ülkeler özelinde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Aktar, “Bu durumu abartmamak gerekiyor. Söz konusu durum sadece Fransa, Danimarka, Avusturya, Yunanistan ve Macaristan özelinde geçerli. İngiltere ve İtalya'da oy oranının yükseldiği söylenen partiler aşırı sağ milliyetçi partiler değil. Dolayısıyla bu durumu ülke ülke değerlendirmek gerekiyor” diyor.

“Milliyetçilerin oyun alanı Avrupa değildir. Bu partilerin oyun alanı kendi ülkeleridir” diyen Cengiz Aktar, sağ partilerin ülke düzeyindeki etkilerinin Avrupa kıtası bağlamında geçerli olamayacağını ifade ediyor.