Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin davada tutuklu sanık eski Emniyet Müdürü Ali Fuat Yılamazer ile Mahkeme Başkanı Ali İhsan Horasan arasında beddua polemiği yaşandı. Yılmazer, mahkeme heyetinin eski üyesine beddua edince Başkan Horasan tarafından uyarıldı. Yılmazer, Horasan'ın uyarısına rağmen "Beddua ediyorum, çünkü bu tavırlar bedduayı hak eden tavırlar" dedi. Mahkeme Başkanı Horasan ile Yılmazer arasında yaşanan beddua polemiğinin ardından duruşmaya ara verildi.

BASKISIYLA İMZA ATTIM
İstanbul 14'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'ne görülen duruşmada savunmasına devam eden Ali Fuat Yılmazer, şunları söyledi:

"İstanbul sahte evrak tanzim etmiş. İspat edeceğim bunu. Yaptım dedikleri tahkikat çalışmasının sahte olduğunu ben ispat edeceğim. Müfettişin hazırladığı raporun sahte olduğunu ispat edeceğim. Teknik bilirkişi benim odamda yaptı incelemeyi. Gözümün önünde yapıldı. Adam kaç kez ‘böyle bir şeyi tespit etmeme, sonradan oluşturup oluşturulmadığını tespit etmeme imkan yok' dedi. Beni zorla imza atmaya mecbur bıraktılar. Cerrah, devreye girdi. Cerrah'ın zoru ile imza attım o evraklara. Teknik adam mıyım. Cerrah'ın baskısıyla, zorla imza attım. Bunlar tezgahın dik alasıdır. Tahkikata ilişkin rapor kesinlikle ve kesinlikle cinayetten sonra sahte olarak tanzim edilmiştir. Bunu ispat edeceğim. Doğruyu söylediğim için, yasalara uygun bir tavır içinde olduğum için, sırf birilerinin derin çete tezgahlarına çomak soktuğum için buradayım. Hrant Dink cinayeti için değil."

SAMAST KAHRAMAN OLACAĞINA İNANDIRILMIŞTIR
Yardımcı istihbarat elemanının polisle ilişkisini gizlemek zorunda olduğunu ve asla istihbarat şubeye sokulmayacağını söyleyen Yılmazer, "Bir şekilde görüşülecekse emniyet binasının dışında görüşülür. Böyle ajanlık olmaz. Bir ajan Yasin Hayal'i alıp oraya buraya, toplantıya götürmez. Bunun adı yardımcı istihbarat elemanlığı olmaz. Böyle bir elemanlık sistematiğimiz yok bizim. Erhan Tuncel bu anlamda yardımcı istihbarat elemanı falan değildir. Erhan Tuncel, Yasin Hayal ve Ogün Samast'ı cinayete azmettirmiştir. Motivasyon, arkamız sağlam motivasyonudur. Boşuna istihbarat şube müdürünün odasında ağırlanmamıştır. Buna kafa yormayacak mıyız? Bunlar soruşturma konusu edilmeyecek mi? Ogün Samast, gerçekten Hrant Dink'i öldürdüğünde kahraman olacağına inandırılmıştır. Samsun'da yakalanması sırasında Ogün Samast'a yapılan kahraman muamelesi de kamera kayıtlarında mevcuttur. O kayıtlar da o muameleyi yapan jandarma tarafından çekilmiştir. Erhan Tuncel'in emniyetteki en güçlü en büyük ilişkisi Engin Dinç'tir. Erhan Tuncel'in bu ilişkisi, tetikçiyi cinayete azmettirmesindeki en belirleyici etken olmuştur. Trabzon ile hiçbir ilişkim, irtibatım olmadı. Trabzon'a hiç gitmeden, Erhan Tuncel'i bu cinayete nasıl angaje etmiş olabilirim" dedi.

BEDDUA TARTIŞMASI
Tutuklanmasına ilişkin karar öncesinde Samast'tan alındığı gibi Trabzon Emniyeti'nde polis memuru olan Muhittin Zenit'ten de ifade alındığını ileri süren Yılmazer, "Aleyhime algıya sebebiyet verecek suçlamalarda bulunmuş. Yazılı olarak vermiş savcıya. Zenit, duruşmada verdiği ifadesinde ise duruşma tutanağından okuyorum ‘Sakladığım hiç bir şey yok, her şeyim net. Cezaevinde zulüm gördüm, psikolojim bozuk, şeker hastasıyım, zor durumdayım, savcı baskı altında beni sorguladı 'dedi. Zenit duruşmada baskı altında ifade verdiğini söyleyince üye hakim Cem Karaca da, Zenit'e, ‘senin yazdığın dilekçeyi okuyoruz. Niye imzaladın o zaman?' diye sordu. Tutuklanmış, cezaevine girmiş. ‘Cezaevinde zulüm gördüm' diyor. Allah başınıza getirsin. Niye imzalayıp imzalamadığımızı anlarsınız o zaman" dedi.

Ali Fuat Yılmazer'in bu sözleri üzerine mahkeme başkanı Ali İhsan Horsan "Görev yapan hakimlere beddua etmeyin. Duruşma tutanağını okuyorsunuz. O zaman itiraz etseydiniz. Saygı sınırını aşmayın" diye uyardı. Bu uyarının ardından Başkan Horasan ve Yılmazer arasında şu diyalog yaşandı:

Yılmazer: "Baskı ve tehditten bahsediyoruz. Niye görmezden geliyorsunuz. Size anlatıyorum. Beddua ediyorum, çünkü bu tavırlar bedduayı hak eden tavırlar."
Horasan: "Yapılmış, bitmiş. Bu şekilde konuşmaya gerek yok. Bu şekilde itirazınızı yaptınız mı? O dönem gereğini yapmışsınız."
Yılmazer: "İnşallah bunların hakkını gözettiğiniz kadar bizim de hakkımızı gözettiğinizin yükümlülüğü bilincindesinizdir."
Horasan: "Hak ihlali olmaz bizde. Sizle alakalı konuya gelelim çarpıtmayalım."
Yılmazer: "Muhittin Zenit geldi hepsini anlatımlarımı doğrulayacak şekilde anlattı. Belli ki dinlemeye istediğiniz yok. Okumayacağım. Mahkemedeki tehditleri dikkatinize sunuyorum rahatsız oluyorsunuz bundan."
Horasan: "Ben dikkat ederim."
Yılmazer: "Hakkımı arayamayayım diye tutuklanıyorum ben."
Horasan: "Mahkeme salonunda beddua edip durmayın insanların hakkında."

Yılmazer ve Mahkeme Başkanı Horasan arasındaki beddua polemiğinin ardından duruşmaya ara verildi.

Serdar KULAKSIZ – İSTANBUL