Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Habertürk TV'ye konuk oldu. Anayasa değişikliğine ilişkin açıklamalarda bulunan Uçum Balçiçek İlter'in sorularını yanıtladı. İşte Uçum'un açıklamalarından satır başları:

"Kaos teorileri algı operasyonları ile pompalanan teoriler. Türkiye bu reformu başarırsa çok önemli bir sürece girecek. Şuan da evrensel olan bir norm kalmadı. Bunun bir çok örneğini görebiliyoruz. ABD seçimlerinde Trump'ın kazanması, İngiltere'nin AB'den ayrılması... Bütün bunlar şunu gösteriyor. Dünya bir yeniden yapılanma sürecinde. Ve bu süreçte Türkiye'nin rolü de çok kritik bir rol. Dünya ikinci Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan düzenle devam edemez. Evet dünyada bir içe dönme yerelleşme var ama bu kapanma değil. Kendi içinde güçlenerek uluslararası alanda söz sahibi olma çabası. Türkiye dünyanın yeniden yapılanmasında öne çıkan ülkelerden bir tanesi. Güç savaşları gerilim üzerinden yürür. Bunun da enstürümanı gerilimdir. Her ülke kendisini daha güçlü bir konuma getirmek için reformlar yapıyor. Bizim de bunu yapmamız lazım."

"15 TEMMUZ MİLLİ, DEMOKRATİK HALK DEVRİMİDİR"

"Klasik demokrasiler krize girdiği bir dönemde, biz o kriz için arayış içinde olan ülkelere göre bir avantaj elde ettik.Onlar sorunların çözümü için reform arayışı içindeyken, biz tam tersine bir reform tezi ile demokrasimizi geliştirme konusunda bir hamle yapma imkanına sahip olduk. En büyük güçlerimizden biri 15 Temmuzda bu ülkenin yaptığı milli, demokratik halk devrimidir. Mesele ülkeyi korumak olunca, demokrasiye sahip çıkmak olunca diğer ülkelerin teorik olarak tartıştıkları şeyi bu ülke pratikte gerçekleştirdi."

"TÜRKİYE'DE CİDDİ BİR DEMOKRASİ KOALİSYONU VAR"

"Bir kişi olguları ifade eden kavramlar hakkında tekel hakkına sahip olamaz. Benim düşünceme göre sınıf esaslı solculuk yoktur. Bir dönemde olsa da bitmiştir. Toplum esası sosyal politikalar üzerinden gelişir. Türkiye şuan da böyle bir reform sürecinin üzerinde. Sosyal alanda AK Parti'nin yaptıkları inanılmazdır. Türkiye'de ciddi bir demokrasi koalisyonu var. Bu kolisyonun içerisinde kendini demokratik olarak niteleyen herkes var. Kendimi yurtsever demokrat olarak tanımlıyorum."

"HALK GÜÇLÜ DEMOKRATİK BİR YÜRÜTME İSTEDİ"

"Bu teklif halkın hazırladığı bir tekliftir. Türkiye de 1987den beri sivil ve demokratik bir anayasa arayışı var. Elimizden 100 bin sayfadan fazla bir anayasa külliyatı var. Bugün bu anayasa değişikliğinin müellifi kimdir sorusuna verilecek yanıt halktır. Halk kurucu iradedir. Halk güçlü, demoktarik bir yürütme istedi. Bunun adını başkanlık olarak koyması gerekmiyor. Niye biz anayasa tartışıyoruz sürekli? Çünkü toplumla devlet arasındaki ilişkide sorun var diye tartışıyoruz. Halk artık hukuk ve devlet ile olan ilişkisini hayatını kolaylaştırmak üzerine kuruyor. Halk çok daha hızlı, güçlü, verimli iş yapabilecek bir devlet pratiği istedi. 15 Temmuz'dan sonra olgunlaşan değişiklik halkın önüne gelecek olan değişiklikltir. 15-16 Temmuz bize devlet içinde yapılanmış yapıların nasıl tehlikeli olabileceğini gösterdi. Devam eden süreçte bunlar tasfiye oldu. Siyasi imkanlar ortaya çıkar ama bu imkanları taşıyacak olan siyasi aktörlerdir."

ANAYASA ACELEYE GELDİ Mİ?

"Bu tip değişimler öznel değil nesnel koşularla olur. Bahçeli açıklama yaptıktan sonra Sayın Binali Yıldırım bizim gibi çevreler bunu siyasi bir imkan olduğunu söyledi. CHP'ye de çağrı yaptı. Bu nedenle iki siyasi aktör yaptı. Dar bir revizyonla yapıldı. Darda olsa hükümet sistemi değiştiriliyor. Baktığımızda 18 değişikliğin tamamı revziyona uğruyor. Yenileyerek tamirat ile devam etmeye çalışmışız. Bu bir sistem reformu. Cumhurbaşkanı, Başbakan değindi, Bahçeli söyledi. Merdivenleri tek tek çıkmak şeklinde."

"KANUN YAPMA YETKİSİ MECLİSE GEÇİYOR"

"Bütçe ile düzenleme başkanlık sistemine uygun. Parlamento hükümet modelinde parlamento her ne kadar yasaları kabul etse de hükümetin kontrolünde bir faaliyet yürütür. Kuvvetler ayrılığı sınırlandırılmış kuvvetler demektir. Parlamenter hükümet modelinde Türkiye modelinde bakılınca hükümetin kanun tasarısı hazırlama yetkisi meclisin kanun yapmasında hükmeti tek el yapıyor. Kabul edilen kanunlara bakın yüzde 99 kanun tasarısıdır. Bakanlar Kurulu tarafından hazırlanır. Önerilen modelde hükümet meclisten ayrışıyor. Bütçe kanunu hüküemetin teklif etme hakkı var bir tek o. Hükümetin orada gidip süreci yönelendirme yetkisi yok. Talep ederse hükümetten biri gelip görüş bildirebilir. Bütün kanun pratiğin tam yetki meclise geçiyor." 

"Birincisi bu değişikliği demokrasinin ölçüleri üzerinden ele almak gerekiyor. Bir siyasal sistemin demokrasi olması için belli ilkelere dayanması gerekir Meşruiyet, çözüm, değşim ve kuvvetler ayrılığı. Meşruiyet ilkesinde eğer demokraside egemenlik esas ise bu halkın iradesi ile devriye giriyorsa bunu jenerik bir laftan çıkarılması halkın iradesinin olması lazım. Devletin 3 organı var. Meclisi doğrudan halka seçiyor. Hükümeti de halk seçiyor. Şimdi hükümet meclisin içinden çıkyıor. Yargının iradesi milletin iradesine bağlanıyor. Bugün parlamenter sistemde öncelik mecliste çoğunluk oluşturarak hükümet kurma üzerinden yürüyor. Birçok seçmen milletvekili adayını beğenmese bile partisine oy vermek durumunda kalıyor. Asıl amaç hükümet kurma modelidir. Önerilen modelde halkın önünde iki sandık koyuyor. Hükümeti ve meclisi seçecek. Artık seçimlerde hükümet çıkarma kaygısı ortadan kalkıyor. Meclisin seçimi sadece milletvekili adayları üzerinden olacağı için genel merkezler de yerel dikkat etmek zorunda kalacak."

NEDEN AYNI GÜN İKİ SEÇİM YAPILIYOR?

"Tam aynı gün yapmıyoruz. Mutlak değil nispi seçim. ABD'de başkanın seçildiği gün temsilciler meclisi de seçiliyor ve senatodan üçte biri de yenileniyor. Bu Obama'nın son dönemde olduğu gibi bölünmüş sistem getirebiliyor. ABD'den topal ördek oluyor. Demokrasi ille uyumsuzluk değildir. Uyumsuzluk ortaya çıkınca onu ortadan kaldıracak uyum var mı ona bakamk lazım. ABD federal bir yapıya sahip olmasına rağmen bu uyumsuz yönrtimlerin zararlarını giderebilmek için eş zmanalı seçimi tartışıyor. Fransa yakın zamanlı seçime geçti. Mümkün olduğunda bölünmüş yönetim olmasın diye Fransa ile ABD bunu tartışıyor. Biz bütün bunları inceledik ve nispi eş zamanlı seçim getirdik. Aynı anda halkın önüne iki sandık konulacak. Bir sandıkta meclis bir sandıkta cumhurbaşkanı. Cumhurbaşkanı seçmek hükümeti seçmek demektir. Halk meclisi ilk gün seçebilir ama cumhrbaşkanın seçmeyebilir. İlk gün adaylarına yüzde 51 oy vermezse iki hafta sonra en çok oyu alan iki aday halkın önüne çıkar. İstiyorsa meclis çoğunluğu ile uyumlu adayı seçebilir. Diğerini seçiyorsa demek ki siyaseten birbilerini dengelemesini istiyordur.  İlk turda 7 aday var iki tanesine gitti peki 5 aday ve çevreesi ne yapacak iki adaya yönelecek ve farklı siyasi eğilimlerden iş birliği oluşacak. Ve Cumhurbaşkanı çoğulculuğu esas alan bir cumhurbaşkanı olacaktır."

"TÜM GRUPLARA HİTAP EDEN BİR ADAY OLMALI"

"Halkın hem hükümeti hem cumhurbaşkanın aynı mecradan seçmesi hak olduğu gibi ikisini farklı mecradan seçmesi de haktır. Uyumlu bir aday seçerse uyumlu farklı seçerse dengeleme üzerine bir irade koymuştur. Bu uyumsuzluk meclis ve hükümetin organı uyumsuzluğuna yol açarsa o zaman sistemde bunu çözecek bir durum var birlikte seçime gidilmesi. sistem makul adayı öne çıkaran bir sistem. Türkiye'de tüm gruplara hitap eden bir aday olmalı. CHP dilini normalleştiriyor bakarsanız. Niye böyle yaptı çünkü 50+1 alabilmesi için bunu yapabilemesi gerekiyor."

"Meşruiyet ilkesinde halk devletin 3 organı nasıl belirleyecek. Halkın hem meclisi hem de hükümeti seçimesi doğrudan demokratik meşruiyettir. Her demokratik sisteminde yargınıın demokratik meşruiyete dayanması lazım yargının iradesi milletin iradesine dayanamazsa meşruiyette sıkıntı çıkar. Yargının milletin iradesine dayanması HSYKdır. HSYK, yargının idaresi ile uğraşır. O kurulun üyeleri seçimde halkın isteği ile bir bağlantı kurulması gerekiyor. 7 üye meclis, 4'ünü cumhurbaşkanı, 2 doğal üye. Meclisi ve cumhurbaşkanını halk seçiyor. Devletin 3 organında da meşruiyet sağlanmış oluyor."

"Meclis 7 üyeyi nasıl seçecek? Öncelikle ortak bir komisyon oalcak aday adayaları buraya başvuracak ve bu komisyon 3/2 oy oranı, 5/3 oy oranı ile eğer seçemiyorsa en son sçeimde seçilen iki aday arasından kura çekecek genel kurula gönderilecek. Eğer evet çıkarsa 30 gün içinde HSYK üyeleri belirenecek. AK Partini bu adayları tek başına seçmesi mümkün değil. Diğer partilerle bir araya gelecek. Siyaseti iş birliğine zorlayacak. Adaylar nereden gelecek, yargıtaya üyeleri danıştay üyeleri avukatlar, öğretim üyeleri. Nasıl aday adayları üzerinden anlaşacaklar her tarafa hitap eden adaylar üzerinden seçim yapacaklar."

"BU DEĞİŞİKLİK REFORM BAŞLANGICI"

"Doğru bilgilendirme yaptıktan sonra her türlü yapıcı eleştiri dikkate alınır. Bu değişiklik reform başlangıcı. Bugün karşı çıkanların yarın nasıl uyum sağlamasını bekleyebilrsiniz. Mesela Cumhurbaşakanı her şeyi belirleyecek. Böyle bir şey yok. Cumhurbaşkanı halk seçince o kendi ekibini belirleyecek. Hükümet yasama yapmayacak, mecliste olmayacak. Hükümet meclisin içinde bir cumhurbaşkanı yemin ettiğinde, iki cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar görevlendirilinece üç meclis her yıl açılırken cumhurbaşkanı isterse mecliste bulunacaklar. Mecliste kanun teklif etme hakkı milletvekilinde olacak. Milletin ihtiyacına göre hazırlayacaklar. Farklı milletvekilleri ortak kanun hazırlayabilecek. Mecliste komisyonların sayısı artacak. Kanun teklifi gelecek, komisyonlarda tartışılacak. Bu görüşmeleri milletvekili görüşecek. Ve genel kurula gelecek. Btüün aşamalarda hükümet yok. Meclis asli formuna kavuşuyor. "

"Çözüm ilkesine gelirsek. Demokratik sistemlerde sorun  çıkınca bu sorunları kim çözecek? Bizim tarihimizde 60 darbesindem önce bir sorun çıkınca bunu çözmesi gereken siyaset olması gerekiyor ama ortaya çıkan sonuç darbe yapılıyor. 71 de bir sorun çıktı sorunların çözümünde demokratik aktörler çıkmıyor. Muhtıra yapılıyor. Gençler idam edilyor. 80'e geliyorsun siyaset alanında sorun çıkıyor gene darbe yapılıyor, 90 lara geliyorsun sorun çıkınca Milli Güvenlik Kurulu ortaya çıkıyor. 2007'de Cumhurbaşkanı seçimi iptal ediliyor. Meclsi ile hüümet arasında bir sorun çıkarsa bunu siyasi aktörler çözmeli olmuyorsa halka gitmek gerekiyor. Bu değişiklik halkı merkeze alıyor."

GÜCÜN DENETİMİ

"Bu hükmet kurulışuititbariyle tek kişişlk bir hükümet. Neden öyle bir kişi seçilip hükümet kurulur. Tek adam rejimi ise otoriter ve totaliter sistemdelerdeki iktidarın adıdır. Tek kişilik hükümet seçim esaslı. Bizim önerimizde iki seçim arasında seçimlerin birlikte yenilenmesi ilkesi vardır. Tek adam rejimlerinde seçim yoktyur ve baskıya dayalıdır. Mesela Hitler tek adam rejimi ama parlamenter hükümet modelinden ortaya çıkmıştır. Tek adam rejimi oratay çıkaran şey siyasl, ekonomik koşullardır.

"Tek kişilik hükümetler yetkileri kurumlara verir ve kendi ekibi ile çalışır. Hukuk içerisinde hareket eder. Denetime tabidir. Tek adam rejimleri hukuk içinse değil keyfi hareket eder. Tek adam rejimlerinde insanları baskı ile yönetir. Bu sistemleri bilmeden konuşmak tamamen fantezi bir yaklaşımdır. Çok fazla yetki veriliyor iddiası temelsizdir. Bu gün hükümet deyince ne anlıyorsunuz Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanlar Kurulundan oluşan bir toplam. Bugün Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanlar Kuruluna yeni sistemde daha az yetki veriliyor."

YARDIMCILARIN SEÇİLME ZORUNLULUĞU NEDEN YOK?

"Önemli ve tartışılan bir konu. Yardımcıların seçilmesi gerekliliğini ortaya koyan konu, boşalma olması halinde yardımcının yemin edip boşluğu doldurmasıdan dolayıdır. Cumhurbaşkanlığı pozisyonu boşalırsa yardımcı sadece 45 günlük süre içerisinde vekalet edecek. 45 gün sonra yeni seçim yapılacak. Dolayısı ile seçilme zorunluluğu bu yüzden verilmedi. Meclis istediği cumhurbaşkanı yardımcısını çağırıp bilgisine başvurubiliyor. Meclis devlete ve topluma ilişkin konularda genel görüşme açabilir. Niye sözlü soru yok. Çünkü hükümet meclisin içinde yok ki. Son derece açık. Zaten mevcut uygulamada sözlü soruya cevap verilmediği için genellikle yazılı soruya dönüyor. Dolayısı ile bu açıdan baktığınızda meclis aşaması, genel görüşme, yazılı soru ve meclis soruşturması. Bunlar mekanizma olarak yeterli. Bir de meclisin soruşturma yetkisi var. Meclis soruşturması ne demek? Hem cumhurbaşkanının hemde cumhurbaşkanı yardımcıları ile bakanların suç iddiasıyla ilgili meclisin adeta bir savcı görevi ile soruşturma açması ve nihayetinde yüce divana göndermesidir. Meclis cumhurbaşkanı ile ilgili herhangi bir suç iddiasında bunu yapabilir. Soruşturma talebi salt çoğunlukla 301 ile, soruşturma açılması kararı 360'la ve yüce divana sekte 400 ile. Bunları 600'e göre söylüyorum."

"HALKA İMKAN SAĞLAYAN BİR HUKUK ANLAYIŞI..."

"Soruşturma açıldığı anda seçim kararı alma yetkisi ortadan kalkıyor. Görüşülmeden bu seçimlerin yenilenmesi kararını verebilir. Ama ne zaman verebilir, ona dikkat edelim. 301 soruşturma açılması talebinde bulundu, ama henüz 360 ile soruşturma açılması kararı verilmedi. O arada verebilir. Peki o arada verdi diyelim. Gerçektende güçlü bir suç iddiası var hakkında ve soruşturma önergeside verildi. Peki hakkında güçlü bir suç iddiası olan kişi -ki birinci döneminden bahsediyorum- demokratik kamuoyu, siyasi muhalefet, diğer adaylar ve halkın kendisi burdan kaçınmak üzre bunu yaptığını görüp, Bir yaptırım uygulamaz mı sizce? Bu sistemde eğer verilen yetki halkın iradesine haykırı kullanılırsa ona ilişkin halkın karar verebileceği bir imkan oluşturuluyor. Ve ele ikinci döneminde bunu yaparsa aday olamayan cumhurbaşkanı ile ilgili yeni eğer halk o şekilde çoğunluğu oluşturursa o soruştrmayı da devam ettiriyor. Bakanların ve cumhurbaşkanı yardımcılarının görev dışı suçları ise aynı milletvekillerinin dokunulmazlıkları gibidir. Görev dışı bir suç işlediği iddiası varsa meclis, o dokunulmazlıkları kaldırıp yargıya teslim edebilir. Baktığımızda meclis araştırması, meclis genel görüşmesi, yazılı soru ve meclis soruşturması, bütün imkanlar demokratik başkanlık sistemlerine göre çok daha ileri bir biçimde bu sistemde önerilmektedir. Dikkat ederseniz sisteö şimdiye kadar olandan farklı olarak böyle tasarlayıcı baskıcı bir hukuk anlayışı üzerine kurulmuyor. Sistemin geliştirdiği hukuk anlayışı halka imkan sağlayan bir hukuk anlayışı üzerinden kuruluyor."

MECLİSTEKİ VEKİLLER...

"Bu yeni önerilen modelde vekiller asli görevi olan yasama ve denetim görevinde çok güçlü hale gelecekler. Mevcut sistemde milletvekili adaylarının belirlenmesinde merkez irade çok güçlüdür. Önerilen modelde meclis ayrıca seçilip hükümet ayrı seçileceği için halkın önüğnde seçenke var. Oda şudur. Milletvekili adaylarını gözeterek oy verecektir. Böyle bir tercih olduğu zaman siyasi partiler, şimdi olduğu gibi merkezden ağırlıkla aday belirleme metodundan vazgeçmek zorundalar. Vekil meclise geldiğinde artık asli görevi kanun yapmaktır ve denetimdir. Bakan olmak amacıyla vekil olmak tarihe karışacak. Bu önerilen modelde genel başkanlık tarihe karşacak. Bu önerilen modelde bir kişinin 4-5 ayrı bakanlıkta farklı dönemlerde görev alması tarihe karışacak."

"SEÇİLME YAŞI İLE TEMSİL YAŞININ EŞİTLENMESİ GEREKMEKTEDİR"

"Demokrasilerde esas olan tek başına seçmenin temsili değildir. Temsil çeşitliliği olmak zorundadır. Gençler temsil edilsin ama 18-25 arası genlçler temsil edilmesin. Bu demokrasi eksiğidir. Gençliğin temsil hakkının tamamlanabilmesi için seçilme yaşı ile temsil yaşının eşitlenmesi gerekmektedir. Bu demokrasi eksiğinin tamamlanması ile alakalıdır. Bir hakkın soyut olarak tam verilmesi gerekmektedir. Seçilme yaşının düşürülmesi meclisin yaş ortalamasını aşağı çeken bir etkiye de sahiptir. Bu çok daha genç bir meclise sahip olmak demek. Gençlerin siyaset alanına ilişkin sorumluluk duygusunun çok daha erken yaşta oluşması sağlanabilir. Bunun demokrasi kültürünün gelişmesi açısından çok falza faydası vardır."