Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
AA

İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesince büyük salonda süren duruşmada, savunma yapan tutuklu sanıklardan Hakan Karasinir, 34 yıldır Cumhuriyet gazetesinde çalıştığını anlatarak, gazetede bugüne kadar 2 bini aşkın haber, röportaj, söyleşi ve köşe yazısı yayınlandığını ve bunların arasında FETÖ'yü öven tek bir yazının olmadığını savundu.

Gazetecilik yaşamı boyunca ne FETÖ'yü ne de başka bir terör örgütünü öven tek satır yazmadığını belirten Karasinir, "Ne FETÖ ile ne de başka bir dinci cemaat veya tarikat ile hiçbir ilişkim olmadı, olamaz da. Çoğulcu, katılımcı demokrasiyi, laikliği, sağlıklı bir çevrede yaşam hakkını, kadın-erkek eşitliğini, temel hak ve özgürlükleri savunan bir gazeteci olarak bu iddianamede yer alan tüm iddiaları reddediyorum. Hiçbir şeriatçı, terörist ve darbeci örgüte yardım etmedim." diye konuştu.

Karasinir, FETÖ ile herhangi bir bağlantısının bulunmadığını, ByLock kullanmadığını ve Bank Asya'da hesabının bulunmadığını ifade ederek, FETÖ ile hiçbir alanda ortaklık ve alışveriş yapmadığını söyledi.

İddianamede, hakkında bir tur şirketiyle irtibatına ilişkin bir iddianın da olduğunu belirten Karasinir, tatile gitmek için aradığı tur şirketinin reklamlarının da her gün televizyon ve gazetelerde yer aldığını ifade etti.

Karasinir, Türkiye'de FETÖ ile en çok mücadele eden gazetenin Cumhuriyet olduğunu öne sürerek, "Gazete, 40 yıldır FETÖ ile mücadele etmektedir. Bunun 34 yılına ben tanığım. Fakat bugün Cumhuriyet yazar ve yöneticileri hapiste. Hem de FETÖ'cülükle suçlanıyorlar." dedi.

Karasinir, 9 aydır cezaevinde olduğunu anlatarak, "İnsanın özgürlüğünden yoksun kalması, çocuğundan, sevdiklerinden ayrı kalması elbette zor.

Fakat benim için bundan da kötüsü, FETÖ'cü terörist olarak suçlanmaktır." ifadesini kullandı.

Karasinir'in ardından söz alan tutuklu sanık Turhan Günay, diğer sanıkların iddianamedeki iddialara ilişkin savunma yaptığını belirterek, gazetedeki kariyerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

AHMET ŞIK'IN SAVUNMASI

İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesince büyük salonda görülen duruşmada, tutuklu sanıklardan Ahmet Şık savunmasına "3 gündür süren yargılamada, tırnak içerisinde söylüyorum, örgüt arkadaşlarım bu iddianamedeki her şeyi anlattı. Bu dosyanın içeriğine dair anlatacağım hiçbir şey yok" diyerek başladı.

Bunun üzerine araya giren Mahkeme Başkanı Abdurrahman Orkun Dağ, Şık'ı, "Savunmaya bağlı kal Ahmet Şık, köşe yazısı yazmanı istemiyoruz" diye uyardı.

Kuşkularını yazdığı için hapiste olduğunu söyleyen Şık, "Canını ortaya koyarak darbeyi engellemeye çalışanların yaslı aileleri başta olmak üzere herkesin gerçekleri bilmeye hakkı var. Söylediklerim bir savunma ya da ifade değildir, aksine ithamdır. Hak hukuk ve insanlık talepleri size ulaşmıyor, bu nedenle hiçbir talebim olmayacak. Söyleyeceklerim bundan ibarettir ve hiçbir şekilde savunma değildir ki bunu gazeteciliğe ve mesleğimin etik değerlerine hakaret sayarım. Çünkü gazetecilik suç değildir." ifadelerini kullandı.

Duruşma salonundaki izleyiciler savunmasını tamamlayan Ahmet Şık'ı alkışlayınca Mahkeme Başkanı Abdurrahman Orkun Dağ, "Ne yapıyorsunuz, şov yeri mi burası?" dedi.

Mahkeme Başkanı Dağ'ın, PKK'nın sözde üst düzey yöneticisi Cemil Bayık ile yapılan söyleşiyi sorması üzerine sanık Şık, "O yazı gazeteciliğin etik sınırları içinde yapılmış bir söyleşidir. Kendisinin söylediği hiçbir ekleme çıkartma yapmadan yazılan ve sadece dil bilgisi kurallarının uygulandığı bir haberdir" dedi.

Dağ'ın "Savcı Kiraz'ı şehit edenlerle konuşmanız 'barışı ve yaşamı' savunmaya uyuyor mu?" şeklindeki sorusunu ise sanık Şık, "İsterseniz sorularımı okuyun birlikte karar verelim. Benim bayrağın arkasına gizleyecek bir suçum, dinin arkasına gizleyecek bir günahım yok. Ben ne yazdıysam arkasındayım. Çünkü iki kişinin neden bir savcının başına silah dayamak istediğini anlamazsak bu işler olmaya devam eder." yanıtını verdi.

Duruşmada savcılık yapan Başsavcıvekili Hasan Bölükbaşı da Şık'ı, "Esasa dayanmayan, sanki bir seminerde ders veriyor gibi savunma yapıyorsunuz, kimsenin kimseye ders vermeye hakkı yoktur. Biz de eğitim aldık, mesleğimizi sorgulama hakkınız yok." diye uyardı.

Bölükbaşı'nın "Hep FETÖ'den bahsettiniz, PKK ve DHKP/C'den bahsetmediniz" demesi üzerine ise sanık Şık, "Telaffuz ettiğiniz örgütler ve adını anmadığınız örgütler için söylüyorum, bu örgütler benim için haberdir." ifadelerini kullandı.

Tutuklu sanık Ahmet Şık'ın ardından savunmasını yapan sanık Ahmet Kemal Aydoğdu, FETÖ'nün şifreli mesajlaşma programı olan Bylock kullanıcısı olmadığını iddia ederek, HTS kayıtlarındaki Bylock kullanıcıları olduğu iddia edilen telefon numaralarının tamamının okulundaki öğretmenler, yöneticiler ve öğrenci velileri olduğunu öne sürdü.

Söz konusu görüşmelerin öğretmen veli çerçevesinde gerçekleştiğini savunan sanık Aydoğdu, Twitter'daki "Jeansbiri" hesabının kendisine ait olmadığını iddia etti.

Yakalandığı evde bulunan paranın ise evin sahibi olan arkadaşına ait olduğunu söyleyen Aydoğdu, arkadaşının da bunu gözaltındayken evde bulunan her şeyin kendisine ait olduğunu söylediğini anlatarak, kendine ait evde yapılan aramada ise herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığını savundu.

KHK ile FETÖ ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle kapatılan bir okulda öğretmenlik yaptığına ilişkin beyanda bulunan sanık Aydoğdu, "KPSS’yi kazanamadım. Bu nedenle birçok özel okula başvurdum. Beni bu okul kabul etti, 2011 yılında çalışmaya başladım. Merdiven altı bir okulda çalışmadım, yasal bir okulda çalıştım." ifadesini kullandı.

Aydoğdu'nun savunmasının tamamlanmasının ardından davadaki tüm tutuklu sanıkların ifadeleri alınmış oldu.

Duruşmada, tutuksuz 5 sanıktan Yenigün AŞ eski Mali İşler Müdürü Bülent Yener ile gazetenin muhasebe müdürü Gülseri Özaltay’ın da savunmalarının alınmasına geçildi. Sanıklar Yener ve Özaltay haklarında tüm iddiaların asılsız olduğun öne sürerek, beraatlerini talep etti.