Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin'in İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığına ilişkin, "Gayet iyi" dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısına katılmak üzere geldiği TBMM'de, gazetecilerin "Gürsel Tekin'in İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı konusunda ne düşünüyorsunuz?" sorusuna, "Gayet iyi" yanıtını verdi.

Kılıçdaroğlu, grup toplantısında yerel seçimlere yönelik mesajlar da verdi.

Türkiye'nin hangi koşullarda olduğunu, hangi koşullarda mücadele ettiğimizi üç aşağı beş yukarı hepimiz biliyoruz. Yeni bir anlayışı egemen olmaya çalışıyoruz. Hiç kimsenin farklılıklardan ötürü partiyi bırakıp gitmesine istemiyoruz. Herkes bu çatının altında olmalı. Seçimlerde de aynı şeyi söyledik. CHP varsa herkes için var demektir. Çünkü CHP; demokrasinin güvencesidir, varlığımızın güvencesidir, çocuklarımızın güvencesidir, sanayicinin güvencesidir, çiftçinin güvencesidir, demokrasinin güvencesidir. Bizim bölünme lüksümüz yok, beraber olmak zorundayız. Beraber mücadele etmek zorundayız" dedi.

"11 yıldır ülkeyi 1 kişi yönetiyor, bir parti değil. Her şey onun iki dudağı arasına kilitlenmiş durumda" diyen Kılıçdaroğlu, "Demokrasi 11 yılda büyük bir açık bırakmıştır. Ciddi bir demokrasi açığımız var. Bunu telafi etmemiz, gidermemiz lazım. Bize bir görev düşüyor. Onun için bizim bir arada olmamız gerekiyor" şeklinde konuştu.

"GÜZEL AMBALAJLADILAR"
"Sık sık kullandığım cümle var; Yalancıdan Başbakan olmaz" ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, "30 Eylül'de bir paket açıkladılar. Güzel ambalajladılar, kılıfını güzel hazırladılar, adına 'Demokrasi Paketi' dediler ve milletin önüne koydular. Konulan paketin demokrasiyle ilgili olmadığını, demokrasiyle bu paketin yan yana getirilmesinin ciddi bir ayrım olduğunu ifade ettik. Demokrasi kılıfı içinde andımızı da kaldırdılar. Neymiş, bu, soğuk savaş dönemlerinin andıymış, 1933'te yazılmış. Birinci yalan, 1933'te 'soğuk savaş' diye bir kavram bile yoktu. İkinci büyük yalan, 'çocukları formatlıyorlar bununla.' Ne öğretiyorlar çocuklara? Doğruluğu öğretiyorlar. 'Doğruyum' dediniz de ne oldu? Gitti yolsuzluk yaptı. Kendisini tanımlıyor aslında. İlköğrenimin ne olduğunu bilmiyor. İlköğrenimde çocuklara birlikte olmak öğretilir, beraber olma öğretilir. Özelliği budur. Ayrışma değil, beraber olmanın kuralları öğretilir. Ne öğretilir? Kırmızı ışıkta duracaksın denilir ilköğrenim öğrencisine. Onul inancı, kimliği, rengi dini hiç önemli değil. Ama kırmızı ışıkta durmayı öğrenecektir orada. Allah aşkına çocuğa 'doğruyum' demeyi öğretmek ne zamandan beri formatlamak oldu. Çocuğun 'çalışkanım' demesiyle ne alıp veremediğiniz var? Ama asıl yasaklamak istediği şu; 'Türk'üm.' Bunu söyleyemiyor"