Mehmet Şimşek

Mâlum hikâye…
Sultan III. Mustafa tarafından inşa ettirilen ve hiçbiri bu padişahın ismini taşımayan beş camiden biri Laleli Camii. Diğer dördü ise 1766 depreminden sonra yeniden yapılan Fatih Camii, Üsküdar’daki Ayazma Camii, Kadıköy'deki iskele Camii ve yakın geçmişinde ilginç bir gelişmeye sahne olan Paşabahçe Camii.
Mizah duygusundan hiç de mahrum olmayan III. Mustafa zaman zaman şöyle dermiş:
Üç cami bina ettim. Birincisini ceddime (Fatih) hediye etmek zorunda kaldım, ikincisini (Ayazma) keşişler aldı, üçüncüsünü bir meczup (Laleli Baba) aldı.

Ben de bu haftaki 'Güzergâh’ın rotasını önce Laleli, ardından Üsküdar ve son olarak Paşabahçe’ye çevirdim.




GEÇİŞ DÖNEMİNİN EN GÜZEL ÖRNEKLERİNDEN

Bu haftaki Güzergâh'ın ilk durağı İstanbul'un en işlek semtlerinden Laleli ve aynı ismi taşıyan Laleli Camii. 
Cami (1757-74) reform yapmak için çalışan  III. Mustafa döneminde inşa edildi.. Padişah bir yandan devlet ve toplum yapısını ıslah etmeye çalışırken bir yandan da imar faaliyetlerine önem verdi. Yüzyıl başından, “Lale Devri” diye bilinen yıllardan beri Osmanlılar bir “Batılılaşma” çabasına girilmişti. İşte bu çabanın mimarideki sonucu barok üslubun hakimiyeti sayılabilir.  Laleli Camii de bu dönemin başarılı örneklerinden biri olarak gösteriliyor.   Cami mimarlık tarihi sürecindeki sözkonusu değişim, sanki bu geçiş aşamasını örneklemek için yapılmış gibidir. Caminin altında bir çarşı vardır. Tonozlu dükkanlar, koridorlar ve ortada da havuzlu bir kahve. Cami genişçe bir avlu içinde  yüksektedir. Hünkar mahfiline yükselen padişah girişi bu dönem camilerinde hep olduğu gibi çok özenilerek yapılmıştır. Sekiz dayanaklı caminin içi de alabildiğine süslüdür. Külliyeden bugüne sebil, ibaret ve padişah türbesi ulaşmıştır.

Fotoğrafta Laleli Baba'nın türbesi görünüyor...

Ayazma Camii

SIRA DIŞI BİR EVLİYA: LALELİ BABA

18. yüzyılda yaşayan Laleli Baba'nın biraz çizgi dışı bir evliya olduğuna ve mucizeler, kerametler gösterdiğine inanılırdı. 1957 yılında mezarının nakledildiği Kemal Paşa Camii, rivayete göre bir hayli tuhaf sebephlerle ismini verdiği Laleli Camii yakınlarındadır. En sevdiği çiçek olan lale kabartmasıyla bezeli mezar taşı, önceleri kendi camiinin köşesindeymiş. 

Solda 18. yüzyılın sonlarında Laleli Camii ve sağda 19. yüzyıl ortalarında Ayazma Camii'nin denizden görünüşü

III. Mustafa ile Laleli Baba'nın arasında geçen diyaloğun sonucunda gelişen olayları Habertürk yazarı Murat Bardakçı'nın ilgili yazısını sayfamızdaki linke tıklayarak ulaşabilirsiniz. 

ÜZÜLMÜŞ AMA ÜSTÜNE DE GİTMEMİŞ

Laleli’den tramvayla Eminönü’ne inerek vapurla Üsküdar’a geçiyoruz. Üsküdar sahilinden Salacak yönüne doğru ilerliyor, Rum Mehmet Paşa Camii’nin solundan yukarı tırmanıyoruz. Burada yürüdüğümüz sokağın ismi başla başına ilginç: Eşref Saati Sokak. Kısa bir zaman sonra Ayazma Camii’ndeyiz artık.  Cami bugünlerde köklü bir restarasyon geçirdiğinden içeri giremediğimizden dışarıda seyretmekle yetiniyoruz. III. Mustafa, Üsküdar’da eski Aazma Sarayı’nın bahçesinde 1760 yılında vefat eden annesi Mihrişah Emine Sultan ve ağabeyi Şehzade Süleyman adına inşa ettirdi.  Barok devrinin başladığı Osmanli mimarisine karşılık gelen dönemde İstanbulda birçok yeni mâbetler, kasırlar, saraylar bu üslupla yapılmıştı. Cami ayazmanın üzerine yapılırken çevre halkı kendiliğinden “Ayazma Camii” demeye başlamış. Camiye kendi adını vermeyi düşeünen padişah buna üzülmüş ama üstüne gitmemiş.



BUGÜNKÜ FATİH CAMİ YİNE ONUN ESERİ

Üsküdar Ayazma Camii’nden ayrılırken Fatih Camii’nin günümüze ulaşan hâliyle aslında III. Mustafa’nın eseri olduğunu hatırlıyoruz. Zamanla tahribat gören Fatih Camii özellikle 1509 depreminde ciddi hasara uğradı. Daha önce Padişah II. Bayezıd camiyi tamir ettirmiş, hünkar mahfilini yeni baştan yaptırmıştı. Caminin 11 Mayıs 1766 tarihinde (Hicri 1179 senesi Zilhicce’sinin 12. Perşembe günü) meydana gelen depremde kubbesiyle, diğer önemli kısımları tamamen harap oldu. III. Mustafa caminin kalan kısımlarını da yıktırarak yeniden inşasına Haşim Ali Bey’i Bina Emini olarak memur etti. Fakat bir süre sonra Ali Bey azledilerek yerine Sarım İbrahim Efendi getirildi. Caminin temelleri kurbanlar kesilerek ve dualar okunarak atılmış ve beş yıl süren bir inşattan sonra yeni Fatih camisinin açılış merasimini 15 Nisan 1772 günü yapıldı.  

BU KEZ DE İSMİNİ İSKELEYE KAPTIRDI

Sultan III. Mustafa tarafından 1761'de yaptırılmış olan Camii, Kadıköy iskelesi yakınında olduğu için "İskele Camii" adıyla anılıyor.. Yapı 1859'da Sultan Abdülmecit döneminde onarım görmüş. Kapısında Sultan Abdülmecit tuğralı, 1859 tarihli onarım yazıtı vardır. 1975 tarihinde bir kez daha onarım gören cami, oldukça küçük boyutlarda bir taş yapı. On beş metre yüksekliğindeki kubbesi kurşun kaplamadır. Tek şerefeli minaresi kesme taştan caminin şadırvanı bulunuyor. 



BİR BAŞKA AYAZMA İSMİYLE ANILAN CAMİ

Son durağımız Paşabahçe…

Beykoz- Paşabahçe meydanındaki Paşabahçe Camii de Sultan III. Mustafa tarafından 1763’te yaptırılan ahşap bir mabetti. Günümüzde anıtsal özelliği kalmamış olan caminin orijinali duvarları kâgir, çatısı ahşap ve minaresi tuğladandı. Cami yanındaki hamam ve ayazma girişinde çukurşçeşme olarak bilinen çeşme ve yine bir mektep ve çarşı padişah tarafından aynı tarihte Paşabahçe’ye vakfedilmişti. Hamam 1928-1930 yıllarındaki yol çalışmaları esnasında yıktırıldı.  Gelin görün ki, camii padişahın Üsküdar’daki camisine benzer şekilde Ayazma şeklinde anıldı.

TEKEL İÇKİ FABRİKASININ BUHARI İLE ISITILDI

Bu haftaki Güzergâh’ı Paşabahçe Camii’yle ilgili yakın geçmişte yaşanan ilginç bir gelişmeyle noktalayalım.  Bir dönem TEKEL'e ait olan ancak 2003'te özelleştirilerek özel bir şirkete satılan Paşabahçe İçki Fabrikası'ndaki (halk arasında Rakı Fabrikası olarak anılıyor M.Ş) buhar, yıllardır Paşabahçe Camii'ni ısıtıyordu. Dev kazanlardan çıkan buhar özel olarak döşenen borularla fabrikanın yakınında bulunan camiye getirilmişti. Bu tesisat aracılığıyla gönderilen buhar, tıpkı kalorifer gibi binayı sarıyor ve ısıtıyordu.

Paşabahçe Camii yakın geçmişe kadar hemen arkasında deniz kenarında bulunan (fotoğrafta sol üstte bacası görünüyor) TEKEL İspirto ve İçki Fabrikası'ndan çıkan buharla ısınıyordu...

İŞBİLİR YÖNETİCİLERİN PRATİK ÇÖZÜMÜ

1995'te buharın kış boyunca Boğaz'a aktığını gören bazı vatandaşlar, ortaya çıkan ısıdan faydalanılması gerektiğini düşünerek buharın caminin ısınmasında kullanılması için girişimde bulundu. Dönemin fabrika yönetimine fabrikadan çıkıp denize dökülen buharın borularla camiye getirilip camide ısıtma sistemi kurulma teklifi götürüldü. Fabrika yönetimi de "olur" verince cami yaptırma ve yaşatma derneği hemen sistemi kurdu.

Halk arasında Rakı Fabrikası olarak bilinen Paşabahçe'deki TEKEL İspirto ve İçki Fabrikası'nın yıkılmadan önceki görünümü... 

BEYKOZ MÜFTÜLÜĞÜ FETVA VERDİ

Gerekli başvuruların yapılması ve iznin alınması üzerine tesisat tamamlandı. Bu sayede söz konusu cami tam 12 yıldır hiçbir ücret ödenmeden ısındı.  Üstelik Tekel fabrikasının ileride buharı kesme ihtimali de göz önünde bulundurularak her şey resmiyete bağlanmış durumdaydı. Hatta 1995'te cami görevlileri Beykoz Müftülüğü'nden içki fabrikasının buharıyla caminin ısıtılıp ısıtılamayacağı konusunda fetva istemiş ve müftülük de olumlu yönde fetva verince hiçbir sorun kalmamıştı. Fabrika daha sonra yıkılınca ısınma sistemi de tarihe karıştı.

NASIL ULAŞILIR?

Laleli Camii, Eminönü'nden tramvayla...
Ayazma Camii, Eminönü, Beşiktaş, Kabataş'tan deniz ulaşım motorları ve vapurlar, Kadıköy'den otobüs ve dolmuşlar...
Paşabahçe Camii: Üsküdar, Kadıköy, Mecidiyeköy'den İETT otobüsleri ile...

RAPTİYE

* Haluk Şehsuvaroğlu, Asırlar Boyunca İstanbul (Cumhuriyet Gazetesi tarafından yayına hazırlandı)
* Emre Öktem, İstanbul'un Gizlisi Saklısı, JONGlez
* Ayvansarayi Hüseyin Efendi , Ali Satı Efendi , Süleyman Besim Efendi, Hadikatü'l-Cevami / İstanbul Camileri ve     Diğer Dini-Sivil Mimari Yapılar, İşaret Yayınları