Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Abdurrahman Yıldırım Dünyanın barometresi değişti: Petrol
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Jeopolitik riskler tarihin her döneminde ekonominin görünmeyen elidir. Ancak bazı krizler vardır ki, bölgesel güvenlik sorununu aşarak küresel sistemin ana damarlarına dokunan birer şoka dönüşür. Bugün İran merkezli bir askeri gerilim ihtimali, tam olarak böyle bir zincirleme reaksiyon riski taşıyor.

        Uluslararası Para Fonu (IMF), Nisan 2026 Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nda bu riskleri artık sadece siyasi birer başlık değil, ölçülebilir makroekonomik senaryolar olarak önümüze koyuyor.

        IMF’nin Nisan 2026 projeksiyonları

        IMF’nin baz senaryosunda dünya ekonomisi için yumuşak bir iniş öngörülüyor. Ancak veriler, Ocak ayına kıyasla bir miktar aşağı yönlü revize edilmiş durumda.

        • Küresel büyüme baz senaryoda 2026 için %3,1 öngörüldü. Ocak tahminine göre 0,2 puan düşürülen büyüme, 2027 için %3,2 bekleniyor. Kötü senaryoda ise büyüme 2026’da %2.5’e ve 2027 rakamı da %3.0’a indirildi. Çok kötü senaryoda büyüme %2 ve %2.2 indirildi.
        • Enflasyonun baz senaryoda 2026’da %4,4’e çıkacağı ve gelecek yıl da %3.7’ olacağı tahmin edildi. Kötü senaryoda ise enflasyon %5,4 ve 3,9 ile daha yüksek düzeyde gerçekleşecek. En kötü seçenekte ise %5.8 ve %6.1 enflasyon bekleniyor.
        • Petrolün rolü: Hem enflasyon tahminlerini sıçratan hem de büyüme beklentilerini düşüren temel faktör ise petrol fiyatlarının yükselmesi. Bu yıl için ortalama 82 dolarlık petrol fiyatının kötü senaryoda 100 dolar, çok kötü senaryoda ise 110 dolar olması bekleniyor. 2027 yılı için duruma göre sırasıyla 75, 75 ve 125 dolarlık tahminler yer aldı. Fark en kötü senaryoda gelecek yılın fiyatının bu yılın üzerinde beklenmesinde.

        Piyasaların nabzı petrolle atıyor

        Büyümeden enflasyona, bütçe açığından cari açığa ve istihdama kadar pek çok makroekonomik büyüklüğü etkisinden dolayı petrol fiyatları aynı zamanda finansal piyasaları bir o yana bir bu yana yatırıyor. Petrol fiyatları yukarı ise dolar ve faizler yukarı, borsalar ile değerli metaller aşağı; petrol aşağı ise piyasalar tersine dönüyor. Petrol piyasası hem reel ekonominin ve beklentilerin, hem de finansal piyasaların tam bir barometresi gibi çalışıyor. Savaş çıkana kadar altının üstlendiği bu görevi 1.5 aydır petrol devraldı. Piyasaların nabzı artık altından ziyade petrolle atıyor.

        Türkiye ekonomisinin dayanıklılık testi

        IMF verileri ve güncel projeksiyonlar ışığında Türkiye için tablo net: Ekonomi şoklara dayanıklı ancak bu direncin bir maliyeti var.

        • Büyüme: IMF, Türkiye’nin 2026 büyüme beklentisini 0,8 puanlık sert bir revizyonla %4,2’den %3,4’e çekti. 2027 tahmini ise %3,5. Bizim öngörümüz olan %4 seviyesi ve savaşın etkisi olmasaydı yüzde 5’in üzerine çıkılacaktı.
        • Cari denge: Enerji ithalatçısı kimliğimiz nedeniyle en hassas noktamız burası. Petrol fiyatındaki her 10 dolarlık artış, enerji faturasıyla birlikte yaklaşık 5 milyar dolarlık cari açığa yol açıyor. Savaş öncesi 60 dolarlık petrol fiyatından yapılan hesaplar fiyatlar 82 dolara çıkacaksa açık 40 milyar, 100 dolara çıkacaksa 50 milyar dolar olacak.
        • Enflasyon ve işsizlik: 2026 enflasyon beklentisi %28,6 olarak güncellenirken; işsizliğin %8,3 seviyelerinde dengelenmesi bekleniyor. Ekonomi yönetiminin beklentisine ve Piyasa Katılımcıları Anketi’ne göre savaş sonrası enflasyon tahmini %25 civarında oluştu.

        Petrol fiyatlarına göre 4 senaryo

        Petrolün yıllık ortalama fiyatını savaşın yeniden başlayıp başlamayacağı ve başlayacaksa ne kadar süreceği etkileyecekken, önümüzdeki dönemin kaderini de enerji fiyatları belirleyecek.

        • 90 dolarlık baz senaryoda enflasyon düşüş eğilimini korur, cari açık milli gelirin % 2.5 seviyesinde yönetilebilir kalır.
        • 100 dolarlık zorlayıcı senaryoda enerji maliyetleri 20 milyar dolar artar, büyüme 1 puan baskılanır, finansal koşullar sıkı kalmaya devam eder.
        • 120 dolarlık kötü senaryoda enerji maliyetleri 30 milyar dolara, cari açık 50 milyar dolarla GSYH’nın %4’üne yaklaşır, faizler çok daha uzun süre yüksek kalmak zorunda kalır.
        • 150 dolarlık şok senaryosunda küresel bir resesyon tetiklenir. Bazı ülkeler ödemeler dengesi ve borç krizi yaşar. IMF’nin müşterisi çoğalır. Türkiye’de büyüme %1’in altına gerilerken, ekonomi politikalarında "olağanüstü hal" yönetimi zorunlu hale gelir.

        Şoklar atlatılır da, bedeli ağır

        Modern dünyada savaşın ekonomideki ilk kurbanı finansal piyasalar, finansal istikrar ve aynı zamanda ekonomik istikrardır. Türkiye ekonomisi geçmiş dış şokları atlatma tecrübesine sahip. Ancak bunun da bedelini ödemek şartıyla. Büyümenin yavaşladığı ve maliyetlerin arttığı bu yeni dönemde, küresel riskleri doğru okumak her zamankinden daha kritik.

        Son söz:Savaş başladığında ilk kaybedilen şey gerçektir.” Hiram Johnson