Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

Suriye ordusunun Halep’te yaptığı operasyon, kuşkusuz pek çok açıdan ülke genelinde olan gelişmeleri yansıtıyor. Yerel boyutları elbette var. Ancak gidişata dair ciddi ipuçları veriyor.

Halep şehri, Suriye’nin sadece ekonomik ve ticari anlamda değil, kültürel kodlarıyla da kalbi. Dolayısıyla burada yaşanan her krizin önemli sonuçları olabilir; nitekim oluyor da.

Bu sefer SDG demek kifayetsiz. PKK, coğrafyanın dört bir yanında ürettiği terör hücrelerinin neredeyse tamamını Halep’in çevresine taşıdı zaman içinde. Suriye yönetimiyle yaptığı anlaşmaya rağmen bu alandan çekilmek bir yana, sürekli milis güçleriyle takviye yaptı.

Sistematik saldırılarla hem şehrin huzurunu bozdu, hem de kendi hesabına göre Şam’la yapacağı müzakerelerde elini güçlendirmek istedi.

Günün sonunda geldiğimiz nokta, PKK/YPG unsurlarının hem sivilleri, hem de hastane ve okullar dahil olmak üzere kamu binalarını hedef alan saldırıları artınca Suriye Ordusu harekete geçti.

Şu sıralarda tahliyeler devam ediyor. Suriye Ordusunun müdahalesi de gelen açıklamalara göre sonuç alıncaya kadar sürecek.

ÖRGÜTÜN SAHTE TAHLİYELERİ

Ülkenin kuzeyinde önceki rejimin ve onun iki ortağı olan Rusya-İran bloğunun ve elbette tüm gücüyle ABD’nin desteğiyle ülkenin kuzeyinde geniş alanlar işgal eden örgüt; Halep’te ayrı bir silahlı güç bulundurmaktan vazgeçmedi. Sahte tahliye görüntüleri verdiler. Ancak zaten nüfus yapısı itibarıyla hassas ve son derece farklı unsurların yaşadığı bölgeye gizlice silahlı güç yerleştirmekten vazgeçmediler.

MESELE SADECE ASKERİ ENTEGRASYON DEĞİL

Gelinen noktada anlaşılması gereken basit gerçek şu: Ankara ve Şam’ın talebi, sadece basit bir askeri entegrasyon değil. Bu elbette sürecin önemli bir parçası. Asıl hedef, Suriye devletinin bütünlüğünün sağlanması ve bu yöndeki inşanın hızlandırılması.

Böyle bir denklemde özerk, yarı özerk veya benzeri isimler altında egemenlik paylaşımı, gelirlere el konulması, ülke kaynaklarının bir örgüt tarafından sömürülmesi, gümrük kapılarının onlara terk edilmesi, havaalanlarının teslim edilmesi söz konusu bile değil.

SDG VE MAKUL

SDG, ısrarla ve inatla Şam’ın önüne kabul edilmesi mümkün olmayan taleplerle geliyor. Bunları öne sürerken, diğer yandan tünel kazmaya, saldırılarda bulunmaya devam ediyor.

Halep’te operasyonun uzun sürmeyeceğini öngörenler ağırlıkta. Ben de öyle düşünüyorum. Ancak burada sönen krizin, ülke genelini saracak şekilde alevlenmemesi, SDG’nin artık makule dönmesiyle mümkün.

Makulle örgüt arasındaki mesafeyi bilmiyor değilim. Terör örgütünün silah bırakması ve kendisini feshetmesi gibi kritik adımların atıldığı bir dönemde Suriye’deki YPG/PKK yapısının kendisini “B planı” gibi hazırlamak istediğini de. Kandil’in bunu engelleyecek bir yaklaşım sergilemediğini de. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Mazlum Abdi konusundaki uyarısını bu denklemde ele almak doğru olacaktır.

TÜRKİYE NEREDE DURUYOR?

Peki Türkiye nerede duruyor? Terörsüz Türkiye konusunda olup biten çalışmalar ve ortaya çıkan gelişmeler bir anda yok mu olacak?

Elbette hayır.

Bu anlamda MİT Başkanı İbrahim Kalın, teşkilatın 99. Yaşını kutlarken kaleme aldığı makalesinde önemli bir çerçeve çizdi. Türkiye’nin olup bitene, Suriye başta olmak üzere bölgemize dair bütünlüklü bakış açısını temsil eden birkaç cümle aktarmak istiyorum.

Başkan Kalın, “Devletimizin iç cepheyi güçlendirerek kendi jeopolitik eksenini tesis etme yolunda attığı adımların en önemli bileşenlerinden birini Terörsüz Türkiye hedefi” olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yapıyor: “Bu hedef; PKK'nın feshinden silah bırakmasına, siyasi reformlardan toplumsal barışın tesisine kadar kapsamlı, çok boyutlu ve çok aşamalı, özgün ve yenilikçi bir dönüşüm projesidir. Siyasi partilerimizin ve toplumun büyük kesiminin desteğiyle Türkiye Büyük Millet Meclisinde ifadesini bulan milli dayanışma, kardeşlik ve demokrasi perspektifi, sürece kritik ve tarihi katkılar sunmaktadır.”

“SURİYE’NİN BÜTÜNÜ”

Türkiye herhangi bir aktörün inişli çıkış tavırlarına veya istikrarsız pozisyonlarına bakarak politika üretmiyor. Suriye sahasında da bütüne bakıyor. İbrahim Kalın’ın şu değerlendirmesiyle tamamlayalım:

“Orta Doğu'nun stratejik dengesi açısından kritik olan Suriye meselesinde de iç savaşın başlangıcından sonlanmasına kadar bölgedeki gelişmeler yalnızca insani, siyasi ve güvenlik boyutlarıyla değil bütüncül bakış açısıyla değerlendirilmiştir.”

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar