Parkinson’un kokusunu aldı, bilim dünyasını harekete geçirdi! Joy Milne’nin sıra dışı yeteneği
Bir ortama girdiğinde ortamdaki kokuyu madde madde analiz eden insanlara rastlamışsınızdır ancak hastalıkların kokusunu alabilen biriyle karşılaşma ihtimali dünya genelinde epey düşük. Joy Milne, eşinin kokusundaki değişikliği Parkinson tanısı almasından yıllar önce fark etti. Milne'in bu yeteneği parkinson tanısında koku testleri araştırmasının önünü açtı.
Bilim tarihi sayfaları hiç ihtimal verilmeyen tesadüflerin ilham verdiği başarı hikayeleriyle dolu. 21. yüzyılda hiç beklenmeyen bir ilham kaynağıyla çalışmalar yürütülen bölümlerden biri de Parkinson hastalığı oldu. Teşhis edilmesi zor hastalıklardan biri olan parkinson hastalığında Joy Milne, eşi Les’in kokusunun değiştiğini yıllar önce fark ederek yeni bir pencere açılmasını sağladı.
Aşık olduğu adamın alışık olduğu kokusunun değiştiğini fark eden kadın, o tanıdık hissin yerini ağır ve farklı bir koku alınca şaşırdı. Aradan yıllar geçti ve kocası Les’e Parkinson hastalığı teşhisi konuldu. Başta kimse Joy’un seneler önce duyduğu koku değişimi ile Parkinson'un bir ilişkisi olduğunu düşünmemişti ama zaman ilerledikçe taşlar yerine oturdu.
Parkinson tanısı geldikten sonra çift bir Parkinson destek grubuna katılmaya karar verdi. Hikayenin dönüşümü bu aşamada gerçekleşti. Joy Milne, Parkinson destek grubuna gittikleri ilk gün, odaya girer girmez yıllar önce aşık olduğu kokunun yerine geçen kokuyu başka bir Parkinson hastasında duydu. Joy'un özel bir durumu vardı, Hiperozmi adıyla da bilinen kokulara karşı olağanüstü bir hassasiyet duyuyordu.
İLK OLARAK KOKU HASSASİYETİ SINANDI
Joy’un Parkinson hastalarının hepsinde aynı kokuyu duyduğunu söyledikten sonra bilim insanları önce tedbirli davrandı. Edinburgh Üniversitesinden nörobilimci Tilo Kunath, bu açıklamadan etkilendi ve bazı araştırmacılar bu iddianın peşine düştü. Joy'un iddiasını sınamak için önce Parkinson hastaları ve sağlıklı kişiler tarafından giyilmiş tişörtleri Joy'a koklatarak hangisinin hasta birinin tişörtü olduğunu bulmasını istediler.
Deneyin sonucu herkesi şaşırttı çünkü Joy, kokladığı tişörtlerin hangilerinin Parkinson hastalarının olduğunu tamamen doğru bildi. Hatta koklatılan sağlıklı kişi tişörtlerden birine de "bu hasta" dedi. Başta herkes yanıldığını düşünse de tam dokuz ay sonra sağlıklı olduğu sanılan o kişiye de Parkinson tanısı kondu. Bu gelişme dikkatleri Joy'un üstüne çekti.
Yaşanan bu gelişmeden sonra bilim insanları "Joy gerçekten Parkinson’u koklayabiliyorsa, hastalığın insan derisinde ölçülebilir bir kimyasal izi olabilir mi?" sorusu üzerine tartışmaya başladı.
KOKUNUN KAYNAĞI CİLT YAĞINDA ARANDI
Araştırmalar derinin ürettiği yağlı madde sebum üzerinde yoğunlaştı. 2019 yılında cilt kokusu ve Parkinson arasındaki ilişkiyi irdeleyen araştırmalardan biri, Parkinson hastalarının sebumunda bazı kimyasal bileşiklerin sağlıklı kişilerden farklı seviyelerde olduğunu ortaya çıkardı.
Bu konu üzerinde araştırmalar ilerleyen zamanlarda da devam etti. 2022’de Manchester Üniversitesi ekibi deri sürüntülerini çok kısa süreler içinde analiz edebilen bir yöntem deneysel bir yöntem geliştirdi. Bu yöntem heyecanla karşılandı çünkü hem tanı koymayı kolaylaştıracak hem de Parkinson'un çok hızlı tespit edilmesini sağlayacaktı.
2025 yılında koku-Parkinson ilişkisini güçlendiren bir veri daha kaydedildi. Bu çalışmaya göre REM uykusu davranış bozukluğuna sahip kişilerde, Parkinson belirtileri saptanmadan önce kişinin derisindeki sebumda kimyasalların değişebileceği yönünde veriler ortaya çıktı. Üstelik bu değişiminin bazı vakalarda yedi yıl kadar önce başlayabileceğinin belirtilmesi araştırmanın en dikkat verici taraflarından biriydi.
Şu an hastanelerde günlük kullanım pratiklerinde bir “Parkinson koku testi” maalesef yok ancak bu hastalıkla ilgili çalışmalar hala devam ediyor. Kocasına aşık bir kadının "benim sevdiğim adamın kokusu bu değildi" diye aklından geçirmiş olması, Parkinson'da yeni bir çalışma alanının oluşmasının önünü açtı.