Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Polemik Cennetin bahçesi "Göbeklitepe" mi?

        GAZETE HABERTURK ÖZEL

        1994 yılında Alman arkeolog Klaus Schmidt tarafından keşfedilen bölgede kazı çalışmaları, o tarihten bu yana sürüyor.

        Arkeoloji dünyasına bomba gibi düşen Göbeklitepe kazısı için Witwaterstand Üniversitesi`nden Prof. David-Lewis Williams, "Göbeklitepe dünya üzerinde bulunmuş en önemli tapınaktır" ifadesini kullanırken Prof. Steve Mithen, "Göbeklitepe aklımın alabileceğinin çok ötesindedir" yorumunu yapıyor.

        12 bin yıllık olduğu tespit edilen tapınaklar, avcılık ve toplayıcılıkla geçinen göçebe toplulukların tarımı öğrenerek yerleşik yaşama geçtiği tezini de çürütüyor çünkü söz konusu tapınakları yapanların çanak çömlek kullanmayı bilmediği düşünülüyor.

        Neolitik devir insanlarının sandığımızdan çok daha farklı ve gelişmiş olduğunu ortaya çıkaran kazılarda bugüne kadar yüzlerce parça gün ışığına çıkarıldı.

        Kazılarda ortaya atılan en çarpıcı iddiaysa Adem ve Havva`nın yasak elmayı dişlediği `Cennet Bahçesi`nin Göbeklitepe`de olabileceği iddiası!

        Kazı çalışmalarını yürütmekte olan Schmidt, İncil`de geçen Cennet Bahçesi`nin Göbeklitepe`nin ta kendisi olabileceğini düşünüyor ve ekliyor: "Göbeklitepe cennetten bir tapınak!"

        Şanlıurfa'nın 18 kilometre kuzey doğusunda yer alan Göbeklitepe'de 15 yıldan bu yana yapılan arkeolojik kazı çalışmaları insanlık tarihinin neolitik dönemine ışık tutacak bulgular ortaya çıkarıldı.

        Kazılarda elde edilen bulgular, Bölge'nin dünyadaki en eski ilk inanç merkezlerinden biri olduğunu gösteriyor. Kesin olmamakla birlikte dünya tarihinde ilk insan kurban etme törenlerinin de bu bölgede gerçekleştiğini düşünen uzmanlar, bölge yerlilerinin dünya üzerinde var oluş soruları soran ilk insanlar olduklarını da belirtiyor. Uzmanlara göre bu tapınağı yapanlar yeryüzünde ilk kez evren nedir, biz neden buradayız sorusunu soran kişiler.

        Harran Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Başkanı Yrd. Doç. Dr. Cihat Kürkçüoğlu, dünyanın ilk tapınak kalıntılarına ev sahipliği yapan Göbeklitepe'nin aynı zamanda dünyanın en eski heykel atölyesi olma özelliği taşıdığını söyledi.

        Yrd. Doç. Dr. Kürkçüoğlu, Göbeklitepe'de, Berlin Alman Arkeoloji Enstitüsünde görevli Prof. Dr. Klaus Schmidt başkanlığında bir ekiple 15 yıldır kazılar yapıldığını hatırlattı.

        Kürkçüoğlu, yapılan çalışmalarda, günümüzden 12 bin yıl öncesine (neolitik dönem) ait yabani hayvan figürlü 'T' biçimli dikili taşlar, 8-30 metre çapında dairesel ve dikdörtgen şekilli dünyanın en eski tapınak kalıntıları, çok sayıda yabani hayvan figürü, insan heykeli, dikili taşlar ve çakmak taşından yapılmış aletlerin gün yüzüne çıkarıldığını ifade etti.

        Kürkçüoğlu, 'Avcı ve toplayıcı döneme ait tapınaklar, Urfa'nın, inanan insanların dünyadaki en eski merkezlerinden olduğunu ortaya koyuyor' dedi. Kürkçüoğlu, üç semavi dinin mensupları için kutsal kabul edilen Urfa'nın bu özelliğiyle daha da önem kazandığına işaret ederek, günümüzden 12 bin yıl öncesine ait kalıntıların bölgede yaşayan insanların mimari yeteneklerinin olduğunu ve çeşitli zamanlarda bir araya gelerek dinsel törenler yaptıklarının belirlenmesini sağladığını kaydetti.

        Göbeklitepe'deki buluntuların bilinenin aksine mimarlığın, avcı ve toplayıcı topluluklar zamanında da var olduğunu ortaya koyduğuna dikkati çeken Kürkçüoğlu, şunları kaydetti:

        'Dünya'nın en eski tapınak kalıntılarına ev sahipliği yapan Göbeklitepe kazı alanı aynı zamanda dünyanın en eski heykel atölyesi olma özelliğini taşıyor. Arkeologlara göre Göbeklitepe, neolitik dönemde belirli bir bölgeyi denetim altında tutuyordu. Belki de bölgede yaşayan kabile, dinsel törenleri düzenleme dışında gündelik yaşamla ilgili işleri denetim altına alıyor, aletlerin üretim ve dağıtımını düzenliyordu. Göbeklitepe'de bugüne kadar gün yüzüne çıkarılan buluntular, Anadolu'nun tarih öncesi dönemine ait bilinenleri ve kültür tarihini daha eskiye götürerek, tarihi bilgilerin yeniden yazılmasına sebep olmuştur.'

        1963'TEN BERİ KAZILIYOR

        Neolitik döneme ait yerleşim birimi Göbeklitepe'de ilk kez 1963 yılında İstanbul Üniversitesi ve Chicago Üniversitesi'nden görevlilerin yüzey araştırmaları sırasında fark edilen Göbeklitepe'deki kazı çalışmalarını, 1995 yılından itibaren Urfa Müzesi ve Berlin Alman Arkeoloji Enstitüsü ortaklaşa yürütüyor.

        Bölge'de geçen yıl yapılan kazılarda günümüzden 12 bin yıl öncesine ait olduğu belirtilen 65 santimetre uzunluğunda insan heykeli, kireç taşından şekillendirilmiş yaban domuzu, tilki ve kuş kabartmalarıyla, çakmak taşından yapılmış çok sayıda ok ucu bulunmuştu.

        DAĞISTANLI "KAZILAR NEDEN TÜRK ARKEOLOGLARA YAPTIRILMIYOR"

        Tanıtım amacıyla Göbeklitepe'yi gezmeye geldiğini belirten Organizasyoncu Çağdaş Dağıştanlı, Göbeklitepe'de yürütülen kazıların neden Türk arkeologlara değil de Alman arkeologlarca yürütüldüğüne bir anlam veremediğini söyledi.

        Dağıştanlı, "Göbeklitepe'yi gezmeye geldik ancak gitmek çok zor. Burada gördükleriniz insanı çok şaşırtıyor. Ancak yürütülen kazıların alman arkeologlarca kısıtlı bütçe karşılığında yürütülmesi bizi derinden üzmektedir. İstendiği takdirde kendi kaynaklarımızla kendi arkeologlarımızın gözetiminde daha faydalı çalışmalar yapabiliriz. Böylesine önemli bir tarihi merkezin tanıtımı konusunda bizlerde neler yapabiliriz diyerek bir tanıtım çalışması yapmaya karar verdik" dedi.

        FAKIBABA: "GÖBEKLİTEPE'NİN TANITIMI YETERLİ YAPILAMİYOR"

        Göbeklitepe'nin dünya tarihini önemli ölçüde değiştirdiğini ifade eden Şanlıurfa Belediye Başkanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye'nin hazinesi sayılan merkezinden yeterince tanıtılamadığını vurguladı.

        Kültür Bakanlığı, Şanlıurfa Valiliği, Şanlıurfa Belediyesi ve diğer kamu kurum ve kuruluşların elele vererek Göbeklitepe'yi layığıyla tanıtması gerektiğini söyleyen Fakıbaba, "Göbeklitepe'nin önemini bir kere biz halk olarak iyi bilmiyoruz. Göbeklitepe'nin tanıtımı iyi yapıldığı takdirde Türkiye'nin bir hazinesi kabul edilen bu merkezin dünya çapında daha önemli bir konuma geleceğine inanıyorum" dedi.

        AHT ve YURTHABER

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ