Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Polemik İsrail'in çirkin planları

        Görünürdeki “bahane” Kurtlar Vadisi Pusu dizisinde bir çocuğun Mossad tarafından kaçırıldığı bölüme ilişkin duyulan rahatsızlığı dile getirmek de olsa, bu, tek kelimeyle “diplomatik skandal” olarak yorumlanabilecek terbiyesizliğin altında başka sebepler yattığı açık.

        Geçen seneki Davos krizinin yankıları hâlâ tam unutulmamışken, Başbakan Erdoğan’ın Gazze saldırılarıyla ilgili olarak İsrail’i eleştirmesi, uzun zamandır Türkiye’nin Orta Doğu’daki politikalarından rahatsız olan İsrail için adeta bir cevap fırsatı doğurdu. Son zamanlarda Türkiye bir diplomatik atakla Orta Doğu ülkeleriyle ilişkilerini geliştirmeye, Suriye; Lübnan gibi ülkelerle vizesiz seyahatten tutun da, savunma, sağlık ve tarım alanlarında anlaşmalar imzalamaya kadar bir seri başarı elde etmeye başladı. Bu durum, yarım asırdan fazladır Orta Doğu’yu kan gölüne çeviren İsrail’in elbette hiç hoşuna gitmiyor. İsrail’in Hamas ve Hizbullah saldırılarına karşı her zamanki savunması “kendimizi koruyoruz” yönünde oluyor ancak artık bu yalana kimse inanmıyor. Çünkü “kendini korumak” çocukların üzerine misket bombası atmak, yardım konvoylarının geçişini engellemek ya da okulları ve hastaneleri bombalamak değildir. Hedef Hamas ya da Hizbullah’sa, o zaman sivil halka dokunmadan hedef gözeterek kendinizi savunursunuz. Ama İsrail’in amacı Filistin’i olabildiğince küçük bir alana hapsetmek, hatta mümkün olsa belki de haritadan silmek. Amaç bu olunca da amaca giden her yol da mubah oluyor.

        İşte tam da bu noktada Türkiye’nin Orta Doğu’daki diplomatik açılımı İsrail’in tekerine taş koymaya başladı. Orta Doğu’da “tek süper güç” olmaya alışmış ve bu tekelliğini sürdürmek isteyen İsrail için Türkiye’nin bölgede rakip bir güç olarak ortaya çıkması kabul edilemez bir durum. İleride Ürdün ve hatta Irak’la da gerçekleştirilmesi düşünülen yakınlaşmayla birlikte, Türkiye bölgede İsrail’in karşısında bir “soft power” konumuna gelebilir. Bu da Orta Doğu’nun bu güne kadarki güç dengelerinin yeniden tanımlanması demektir. Ve doğal olarak İsrail “tek adam”lığını paylaşmak ya da Türkiye’ye kaptırmak istemeyecektir.

        Bunun siyasi sonuçları olabilir mi? Türkiye Orta Doğu’daki bu hamlesi için bedel ödemek zorunda kalabilir mi?

        Bu mümkün. Özellikle “alçak koltuk” skandalının arkasında olduğu iddia edilen Dışişleri Bakanı Lieberman’ın, Savunma bakanı Ehud Barak’ın yaklaşan Türkiye ziyareti öncesinde bu ziyareti baltalamak istediği söyleniyor. Türkiye ile ilişkilerin düzelmemesini iç politikada rant unsuru olarak kullanan Lieberman, geçen Ekim ayında da yine İsrail Sanayi ve Ticaret Bakanı Ben-Eliezer’in Türkiye ziyaretine karşı çıkmıştı. Şimdi bu bedel gene 24 Nisan öncesinde Amerikan Kongresi’nde Ermeni soykırımını tanıma tehdidi şeklinde karşımıza çıkabilir. Buna hazırlıklı olmamız lazım.

        Bu yazı yazıldığı sırada İsrail özür dilemediği takdirde Büyükelçimizi geri çekeceğimiz söyleniyordu. İki ülke arasındaki gerilim gitgide tırmanırsa Orta Doğu’daki dengeler açısından son derece kritik bir döneme girilecektir. Önemli olan Türkiye’nin bu dönemde akılcı politikalar uygulayarak kazanmakta olduğu “soft power” gücünü sürdürebilmesidir.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ