Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün, Türk Milleti'ne emanet ettiği sosyal reformlar...

TBMM'NİN AÇILMASI

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM),23 Nisan 1920'de Osmanlı Devleti'nin İtilaf Devletleri'nce işgali sırasında direniş gösteren Türk Milleti'nin oluşturduğu irade ile açıldı. Atatürk, millet iradesinin ifadesi olarak bu tarihten itibaren özellikle İstiklal Savaşı'nın yasal ve siyasi temelini de atmış oldu.

SALTANATIN KALDIRILMASI

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 1 Kasım 1922'de kabul ettiği 308 numaralı "Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin, hukuku hâkimiyet ve hükümraninin mümessili hakikisi olduğuna dair" adlı kararnamesi ile gerçekleştirildi. Saltanatın kaldırılmasıyla beraber Osmanlı İmparatorluğu resmen sona ermiş oldu.

HALİFELİĞİN KALDIRILMASI

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 3 Mart 1924 günü çıkardığı kanunla halifelik makamı sona erdi. Devletin laikleştirilmesi yolunda yapılan siyasi bir devrimdi. Bu karar ile 16. yüzyıldan itibaren Osmanlı padişahlarının taşıdığı; son Osmanlı padişahı Vahdettin'in ülkeyi terk etmesinden sonra TBMM tarafından Abdülmecid Efendi'ye verilmiş olan halifelik unvanı ortadan kalkmıştır. Yasanın gerekçesi, birinci maddede, "halifeliğin hükümet, Cumhuriyet, yani TBMM'nin anlam ve kavramı içinde zaten saklı olduğu" ifadesi ile açıklandı.

MEDENİ KANUNUN KABULÜ

İsviçre Medeni Kanunu örnek alınarak TBMM'de kabul edilen (17 Şubat 1926) Türk Medeni Kanunu ile toplumda bireylerin ilişkilerini düzenleyen, aile hukukundan miras hukukuna kadar birçok başlığı içinde barındıran hukuk sistemi hayatımıza girdi.

KADIN İLE ERKEĞİN EŞİTLİĞİ

Medeni Kanun’un kabul edilmesiyle kişiler hukuku, aile, miras, eşya hukuku ilişkilerinde dini hukuk yerine laik hukuk sistemi kabul edildi. Yasa, özellikle kadınlara tanıdığı haklar açısından toplumun aydınlık yüzü oldu.

Medeni Kanun, kanun önünde kadın erkek eşitliğini kabul ederek kadınların ve bunun sonucu toplumun önünü açan en önemli yasalardan biri oldu. Medeni Kanun, kadınların eşit ve özgür bireyler olarak toplumsal ve kamusal yaşamda yerini almasının en önemli yapı taşı oldu.

LATİN ALFABESİNE GEÇİLMESİ

Türkiye'de 1 Kasım 1928 tarihinde 1353 sayılı "Yeni Türk harflerinin kabul ve tatbiki hakkında Kanun"un kabul edilmesi; yeni alfabenin yerleştirilmesi sürecine de geçiş anlamı taşıyordu. Bu yasanın kabulüyle o güne kadar kullanılan Arap harfleri esaslı Osmanlı alfabesinin resmiyeti son buldu ve Latin harflerini esas alan Türk alfabesi yürürlüğe kondu.

KADINA SEÇME VE SEÇİLME HAKKI

Kadınlara seçme ve seçilme hakkı 3 Nisan 1930'da, Belediye Kanunu'nun kabul edilmesiyle tanındı. Kadınlar siyasal haklarını ilk kez 1930 yılındaki Belediye seçimlerinde kullandı. Bu seçimlerde Artvin'in Yusufeli ilçesine bağlı Kılıçkaya beldesinde belediye başkanı seçilen Sadiye Hanım, "Türkiye'nin İlk Kadın Belde Belediye Başkanı" oldu ve bu görevi 2 yıl yürüttü.

KADINLAR MİLLETVEKİLİ OLABİLDİ

1930 yılından itibaren çıkarılan bir dizi yasa ile önce Belediye seçimlerine katılma, sonra köylerde muhtar olma ihtiyar meclislerine seçilme hakkı tanınan kadınların milletvekili seçme ve seçilme hakları, 5 Aralık 1934’te Anayasa ve Seçim Kanunu’nda yapılan yasa değişikliği ile tanındı.

1935'TE 17 KADIN TBMM'YE GİRDİ

Yasanın çıkmasının ardından 7 Aralık 1934’te, Türk Kadınlar Birliği İstanbul’da Beyazıt Meydanı’nda büyük bir kutlama mitingi ve Beyazıt’tan Taksim’e bir yürüyüş düzenledi. Türkiye’de kadınların katıldığı ilk genel seçimleri, 8 Şubat 1935 yılında yapılan TBMM 5. Dönem Seçimleri oldu. Bu seçimlerde 17 kadın milletvekili TBMM’ye girdi.

KASTAMONU'DA ŞAPKA GİYİNMİŞTİ

Giyim farklılıklarını ortadan kaldırmak isteyen Atatürk, 1925 yazında İnebolu ve Kastamonu yöresine yaptığı gezide şapka giyilmesi konusunu gündeme getirmişti. Kendisi, 24 Ağustos günü Kastamonu'da geniş kenarlı beyaz bir şapka giydi.

Şapkayı ilk defa Kastamonu'da giymesinin sebebini; diğer illerde üniformalı ya da fesli tanındığı, Kastamonu'da kendisini ilk defa görecekleri için şapkayı tercih ettiği şeklinde açıkladı. Erkeklerin baş örtme uygulamalarının düzenlenerek Batı ülkelerindeki normlara uygun hâle getirilmesi için 25 Kasım 1925'te Şapka Kanunu'nu çıkardı.

TAKVİM SİSTEMİNDE DEĞİŞİKLİK

26 Aralık 1925’te çıkarılan 698 sayılı kanunla Türkiye Cumhuriyeti’nde resmi devlet takvimi olarak Miladi Takvim kabul edildi. 1 Ocak 1926’dan itibaren miladi takvim kullanıldı. Daha önce Osmanlı Devleti’nde Tanzimat dönemine kadar Hicri takvim uygulanmış, Tanzimat’tan sonra Hicri ve Rumi takvimler birlikte kullanılmaya başlanmış; ardından sadece Rumi takvim kullanılır olmuştu.

ULUSLARARASI RAKAMLARIN KULLANILMASI

20 Mayıs 1928’de kabul edilen 1288 numaralı kanun ile Türkiye’de 1 Haziran 1929 tarihinden itibaren uluslararası rakamların kullanılması gündelik hayata girdi. Rakamların değiştirilmesi, “harflerin değiştirilmesi” konusunu da gündeme getirdi.

AĞIRLIK VE UZUNLUK ÖLÇÜLERİNİ DEĞİŞTİRDİ

Onlu yönteme uygun uzunluk ve ağırlık ölçüleri 26 Mart 1931 tarihinde çıkarılan 1782 Sayılı Kanunla kullanıma girdi. O dönem kullanılan endaze, arşın, kulaç gibi uzunluk ölçülerinin yerini metrik sistem; dirhem, okka gibi ağırlık ölçülerinin yerini miligramdan tona kadar uzanan ölçü sistemi; hacim için kullanılan kile, şinik, tas, ölçek gibi ölçü birimlerinin yerini litre sistemi; yüzey ölçümünde kullanılan dönüm ve çiftlik gibi tabirlerin yerini metrekareden kilometrekareye kadar uzanan sistem aldı. Bu değişiklikler sayesinde ülke içinde ölçülerde birlik sağlandı ayrıca dış ticaret kolaylaştı.

HAFTA TATİLİ DEĞİŞTİRİLDİ

27 Mayıs 1935’te çıkarılan kanun ile hafta tatili cuma yerine cumartesi öğleden sonra ve Pazar olarak değişti. Böylece Pazar günü tatil yapan ülkelerle sorunlar giderilebildi.

SOYADI KANUNU ÇIKARILDI

İsviçre'den alınarak düzenlenen kanun, 21 Haziran 1934'te kabul edildi ve 2 Ocak 1935′te yürürlüğe girdi. Bu kanunun kabulünden sonra soyadı, Türkiye’de kişilerin kimliğinin ayrılmaz bir parçası oldu. Kanun çıktıktan 5 ay sonra 24 Kasım 1934'te TBMM'de yapılan oylamanın ardından Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal'e, Atatürk soyadı verildi.

LÂKAP VE UNVANLARIN KALDIRILMASI

Soyadı Kanunu'nu takiben 26 Kasım’da çıkarılan 2590 sayılı kanunla "ağa", "hacı", "hafız", "hoca", "efendi", "bey", "beyefendi", "hanım", "hanımefendi", "paşa", "hazret" gibi unvan ve lakapların kullanılması yasaklandı.

EĞİTİM SİSTEMİNİ DÜZENLEDİ

22 Mart 1926'da Türkiye'de ilkokul, lise ve yüksek öğretimin belli esaslara göre düzenlenmesi için Maarif Teşkilatı Kanunu kabul edildi. Devletin izni olmadan okul açılamayacağı belirtilerek okullarda hangi derslerin ne şekilde okutulacağı belirlendi. Eğitim sistemi düzenlendi. Bugünkü eğitim sistemi ana çizgileri ile kuruldu. Okul açma yetkisi Milli Eğitim Bakanlığı'na verildi.

TÜRK DİL VE TARİH KURUMU

Türk Dil Kurumu (TDK),Türkçe'yi incelemek ve Türkçe'nin gelişmesi için çalışmak amacıyla 12 Temmuz 1932'de Atatürk tarafından kuruldu. Ankara'daki kurumun, Türk dili üzerine çalışmalar yapıp yayımlaması amaçlandı.
Türk Tarih Kurumu (TTK) ise, Türk tarihinin ilk kaynaklardan araştırılması amacı ile Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün direktifi sonucu 12 Nisan 1931'de kurulan bir araştırma kurumuydu. 1983 yılından itibaren Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu'na bağlandı.

1881 -
1938