Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
DHA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığı Subay ve Astsubay Öğrencileri Mezuniyet Töreni'ne katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimlerini tamamlayan 45'i kadın 462 subay ile 263'ü kadın 2 bin 751 astsubayı tebrik etti. Kadın subay ve astsubayları ayrıca tebrik eden Erdoğan, ailelere, eğitmenlere ve komutanlara da teşekkürlerini sundu.

Türk tarihine zaferler ayı olarak geçen ağustos ayının geride kaldığına işaret eden Erdoğan, "Malazgirt Zaferimizin 950'nci seneidevriyesinden 30 Ağustos Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nin 99'uncu yıl dönümüne kadar şanlı tarihimizin köşe taşlarını manasına ve önemine göre yad ettik. Malazgirt Meydanı'nı dolduran binlerce insanımız, milletimizin hem büyüklüğünü hem de ezeli ve ebedi kardeşliğini temsil eden çok kıymetli mesajlar verdi. Anadolu'nun kapılarının bir daha kapanmamak üzere açıldığı bu büyük zaferin yıl dönümünde 1071 yılındaki duruşumuzdan hiçbir şey kaybetmediğimizi tüm dünyaya gösterdik. Malazgirt Meydanı'nda bir kere daha şahit olduk ki 950 sene önce Sultan Alparslan'a güç ve cesaret veren inanç halen dimdik ayaktadır" ifadelerini kullandı.

"ZAFERLERİMİZ ARASINDA AYRIM YAPMIYORUZ"

Yokluk ve imkansızlıklara rağmen 30 Ağustos 1922'de Dumlupınar'da kazanılan zaferin de Malazgirt ruhunun o dönemde sürdüğünün işareti olduğunu söyleyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"15 Temmuz gecesi yazılan destan ise Malazgirt ruhunun bu topraklarda kök saldığının en son ve en güçlü işareti olarak değerlendiriyoruz. Milletimiz 15 Temmuz gecesi tanklara, toplara, ölüm kusan silahlara karşı verdiği mücadeleyle hem kanlı ve kalleş bir darbe teşebbüsünün hem ülkemizin bağımsızlığını hedef alan bir işgal girişimini püskürtmüştür. Bu bakımdan milletimizin motivasyonu ve sonuçları itibariyle 15 Temmuz'u 30 Ağustos'tan, Çanakkale'yi Malazgirt Zaferi'nden ayrı görmüyoruz. Milletimizin binlerce yıllık mazisi içinde kazandığı zaferlerin her birine diğerinin devamı olarak bakıyoruz. Malazgirt nasıl bizimse İstanbul'un fethi de bizimdir. Çanakkale nasıl bizimse 30 Ağustos da bizimdir. Kıbrıs Barış Harekatı nasıl bizimse 15 Temmuz da bizimdir. Suriye harekatları nasıl bizimse Libya ve Karabağ zaferleri de bizimdir. Sınırlarımız içinde ve dışında teröristlere nefes aldırmayan kahramanların elde ettiği başarılar da bizimdir. Tarihi şahsiyetlerimiz arasında ayrım yapmadığımız gibi zaferlerimiz arasında da ayrım yapmadık, yapmıyoruz. Millet ve vatan şuuru olmayan kimi çevrelerin ortak zaferlerimiz üzerinden yapmaya çalıştığı provokasyonların gerisindeki sinsi niyetleri de gayet iyi biliyoruz. Bu milleti millet yapan zaferleri yarıştırmak kimsenin haddi değildir."

"İHA'LARDA DÜNYANIN İLK ÜÇ ÜLKESİNDEN BİRİ OLDUK"

Şehitlerin emanetine hakkıyla sahip çıkmanın yolunun ekonomide yapılan işler olduğunu bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ikinci çeyrekte yüzde 21,6'lık büyüme sağlandığını anımsattı. Erdoğan, "Dün bize İHA vermeyenler, SİHA vermeyenler, Akıncı vermeyenler, artık İHA'mız var mı var, SİHA'mız var mı var, Akıncı'mız var mı var. Daha da güçlenerek yola devam edeceğiz. Bir dönem meşhur terörle mücadele operasyonlarında bile başkalarının desteğine muhtaç bir ülkeyken hamdolsun artık savunma sanayiinde yerlilik oranımızı yüzde 20'lerden yüzde 80'lere çıkardık. Bu hafta ordumuzun envanterine kattığımız taarruzi insansız hava aracı Akıncı'yla insansız hava araçlarında dünyanın ilk üç ülkesinden biri olduk. Sadece kendi silahımızı, gemimizi, füzemizi üretmekle kalmıyoruz. Bunların önemli bir kısmını dost ve kardeş ülkelere ihraç ediyoruz. Daha önce 250 milyon doları bile bulmayan savunma ve havacılık ihracatımız, 3 milyar dolar sınırını geride bıraktı" diye konuştu.


"TÜRK EKONONOMİSİ BÜYÜME TRENDİNİ SÜRDÜRÜYOR"


Koronavirüs salgının ekonomik etkilerinin en ağır hissedildiği 2020 yılını Türkiye'nin yüzde 1,8'lik büyüme oranıyla kapattığını aktaran Erdoğan, ekonomideki gelişmelere ilişkin şöyle konuştu:


"Türk ekonomisi büyüme trendini sürdürüyor. Bu yılın ilk çeyreğinde elde ettiğimiz yüzde 7,2'lik büyüme oranıyla geçen sene yakaladığımız ivmeyi devam ettirdik. Bugün açıklanan ikinci çeyrek büyüme rakamı ise Türk ekonomisinin dinamizmini, üretim gücünü ve dayanıklılığını bir kez daha ispat etti. Türk ekonomisi ikinci çeyrekte genel olarak yüzde 21,7 büyüyerek dünyada en hızlı büyüyen ikinci ekonomi oldu. Bu büyüme verisi Türkiye'nin bir üretim ekonomisi olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Sanayi üretimi ikinci çeyrekte yüzde 41 artarak bu denli güçlü bir büyümenin gelişini önden haber vermiştir. Sanayi üretimimizin aylık olarak son 14 ayda 13 defa artmış olmasına özellikle dikkatlerinizi çekiyorum. İhracatımız ise ikinci çeyrekte yüzde 70 artarak 55 milyar dolarla tarihimizin en yüksek çeyreklik performansını kaydetti. İhracatın ithalatı karşılama oranı ikinci çeyrekte yüzde 74,9'dan yüzde 84,5'a yükseldi. İhracatımızdaki bu başarımızla birlikte cari açığımız düşüşünü sürdürerek 30 milyar doların altına geriledi. İstihdam salgın öncesi dönemi de geçerek son 35 ayın en yüksek seviyesine ulaştı ve 29 milyonu aştı."