Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Spor Basketbol NBA Ömer Aşık: "Rio benim rüyam" - Basketbol Haberleri

        12 Dev Adam’ın pota altındaki büyük kozu Ömer Aşık, Manila’da önümüzdeki ay başında gerçekleştirilecek elemeleri geçmeleri halinde katılacakları Rio Olimpiyat Oyunları’nın rüyalarını süslediğini söyledi, “Benim için daha da özel bir hedef Olimpiyat Köyü’ne gitmek ve o havayı solumak” dedi.

        Ay-Yıldızlı ekibin NBA patentli dev pivotu Ömer Aşık, Olimpiyatlarda mücadele etmenin kendisi için çok önemli bir hedef olduğunu vurgularken, tbf.org.tr’ye verdiği röportajda önemli açıklamalar yaptı.

        Antalya’nın Belek ilçesinde, Gloria Sports Arena’daki Milli Takım kampında bulunan deneyimli oyuncu, New Orleans Pelicans ile geçirdiği sezondan, Avrupa ile NBA arasındaki kıyaslamaya kadar birçok farklı konu hakkında soruları cevapladı.

        -Neredeyse her sene olduğu gibi bu sene de çok yoğun geçen bir sezonun ardından Milli Takım ile çalışmaya başladın. Bunun senin için önemi nedir?

        Sadece geçen sene yaşadığım bir sakatlıktan dolayı Milli Takım’la beraber olamamıştım. Basketbola başladığımdan beri, altyapılardan itibaren Milli Takımlar’ın bana çok faydası olduğuna inanıyorum. Gelişimimde Milli Takım görevinin yeri her zaman ayrıdır. Ben de elimden geldiğince, sağlıklı olduğum sürece her zaman Ay-Yıldızlı formayı taşıma gururunu yaşamak adına seve seve burada oluyorum.

        -Sezon dahilindeki çalışmalarının yanında Milli Takım mesaisinin kariyerini ve seni ne açılardan beslediğine inanıyorsun?

        Milli Takım maçları özeldir, dünyanın gözü o maçların üzerinde olur. O seviyelerde kendinizi gösterebilirseniz kariyeriniz açısından önemli adımlar atmış olursunuz. Tabii ki sezon içindeki performans da önemlidir ancak kendi ülkenin en başarılı sporcuları arasında görülüp, Milli kadroya seçilip orada da yüksek performans ile oynamanın getirisi daha farklı diye düşünüyorum. Ayrıca Milli formayı üzerinde taşırken çok özel, farklı duygular ile sahada oluyorsun. Bunun manevi boyutu da bir hayli önemli.”

        -Söz ettiğin gibi, zor bir gruptayız. Kanada ve Senegal ile mücadele ettikten sonra ihtimaller dahilinde Fransa ile eşleşebiliriz. Şansımızı nasıl görüyorsun?

        Kanada ve özellikle de Fransa çok güçlü ekipler. Kanada daha genç bir takım ama Fransa çok tecrübeli ve NBA’den belki 7-8 tane oyuncusu gelecek. Eğer onlarla mücadele edersek diğer maçlara göre daha zor olacaktır mutlaka. Şu etapta Fransa’yı düşünmekten çok ilk rakibimiz olan Kanada’ya odaklanmamız gerekiyor.

        -Olimpiyat vizesi almak noktasında kendi adına nasıl bir motivasyonun var?

        Olimpiyat tüm spor dallarındaki tüm sporcular için çok önemlidir. NBA oyuncuları için de Amerika Milli Takımı forması giyip Olimpiyatlarda mücadele vermek bir hedeftir. Şu anda basketbol adına NBA ile beraber en büyük organizasyon Olimpiyatlar diyebiliriz. Böyle bir mücadelenin parçası olmak herkes için büyük bir onurdur, benim için de aynı şekilde... Daha önce de dediğim gibi, bugüne dek bunu başaramadığımız için benim için daha da özel bir hedef Olimpiyat Köyü’ne gitmek ve oradaki havayı solumak.

        -New Orleans Pelicans ile play-off mücadelesi verdiğinizi ancak bunun gerçekleşemediğini düşünürsek sizin için neler ters gitti diyebiliriz? Geçen sezon play-off oynadıktan sonra kulüpte bir takım değişiklikler oldu; başantrenörümüz de değişti. Yeni bir sistem ile sezona başladık ve üst üste de birçok sakatlık yaşadık. İşlerimiz bir türlü rayına oturmadı. Kötü bir sezon geçtiğini söyleyebilirim. Önümüzdeki sezon umarım bir daha böyle bir dönem yaşamayız. Herkes sağlıklı bir şekilde dönerse yeni başantrenörümüzün de sistemine alışmış olarak daha güzel bir sezon geçireceğime inanıyorum.

        -New Orleans Pelicans’tan önce de Chicago Bulls ve Houston Rockets takımlarında forma giydin. Uzun zamandır NBA’de, Avrupa’daki basketboldan daha farklı bir oyunun içinde mücadele veriyorsun. Artık kendini o oyun düzenine ait hissediyor musun?

        Tabiiki. Oraya alışınca artık bir parçası haline gelmek kaçınılmaz oluyor. İki kıtada basketbol biraz farklı şekillerde oynanıyor. Fizik açısından daha üstün sporcuların olduğu NBA’de mücadele daha zor bir seviyede oluyor bence. Avrupa’da da basketbol çok sert oynanıyor, onu da söylemeden geçmeyeyim. Ben altı senedir Amerika’dayım, iyice alıştım artık o düzene... Hatta şunu da ekleyeyim; Milli Takım’a geldiğimde de her yaz ilk günlerde biraz zorlandığım oluyor.

        -Yaşadığın ülkede yaşam tarzı ve kültür de bir hayli farklı. Alışma sürecinde sıkıntı çektiğin oldu mu?

        Amerika’nın kültürü bizimkinden çok değişik ama önemli bir şey söyleyeceğim o noktada; Amerika’nın geri kalanı ile benim şimdi yaşadığım yer olan New Orleans da çok farklı. Yani ben önce Amerika’ya alışma süreci geçirdim, sonra New Orleans’a gidip bir de oraya alışma süreci geçirdim. Adaptasyon sürecim mutlaka ilk etapta sıkıntılı oldu, ama zaman her şeyi yoluna sokuyor.

        -Bu sene de özellikle savunma noktasında Milli Takım sana önemli bir ihtiyaç duyuyor. Nasıl bir sorumluluk alacağına inanıyorsun?

        Ben her zamanki gibi elimden gelen her şeyi yapacağım ve kendi adıma alabileceğim en yüksek sorumluluğu alacağım. Hepimiz maçları kazanabilmek için çok büyük çaba sarf edeceğiz. Olimpiyat mücadelesi vermek çok önemli bir hedef. Bugüne kadar başaramadığımız bir şeydi ve şimdi bu şansa sahipken onu en iyi şekilde kullanmak istiyoruz. Zor bir grupta olduğumuzu da biliyoruz ama Manila’da neyin ne olacağı belli olmaz. Mücadele verilecek olan atmosfer her takım için alışılmışın dışında olacak. Önemli olan tam konsantrasyon ile olabilecek en iyi şekilde hazırlanmak ve elemelerde başarı için çabalamak