Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

ANGARYADAN GERÇEĞE
ERHAN TELLİ
Galatasaraylı futbolculara sezon başında ‘Türkiye Kupası maçları sizin için ne ifade ediyor?’ diye sorsanız, emin olun bir çoğu içlerinden ‘angarya maçlar işte’ diye geçirirlerdi... Ama gelin görün ki şimdilerde o ‘angarya’ denilen maçlar ve ucundaki kupa, artık aynı futbolcuların ‘kader maçları’ ve ‘en büyük hedefleri’ olma gerçeğini taşıyor.

İşte bu yüzden ligde fişi çoktan çekmiş ve formsuzlukta zirveye çıkmış futbolcular, kupada yalandan da olsa, birazcık kıpırdanıp oynamaya çalışıyor. Çünkü bazıları, bu kupayı kazanamamaları halinde, üzerlerindeki o parçalı formayı bir daha rüyalarında bile göremeyeceklerini, gayet iyi biliyor...

Oynadıkları bu futbol Rize’yi geçmek için yeterli gibi gözükse de, finalde kupayı kaldırmak için yeterli mi, bence halâ soru işareti...

11’e 10 kişi oynarken bile rakibine net pozisyon veren, 2-0 öne geçtikten sonra bile şu maçı verme noktasına kadar getirip, attığı son dakika golü ile rahat bir nefes alan Galatasaray için, iyi bir şeyler söylemek gerçekten zor...

Hele hele, başında bana göre halâ bir hocası olmayan bir takımın finalde ne yapacağını kestirmek, daha da düşündürücü.

Her şeye rağmen, yine de başarabilirler...

Yeter ki gerçekten istesinler ve o formanın hakını versinler!

50 DAKİKA
HALİL ÖZER
Bu skorla Galatasaray’ın finalde olduğunu net olarak söyleyebiliriz.

Ancak benim kafama takılan bir soru var. Yazıya da bu soruyu sorarak girmek istiyorum.

Galatasaraylı futbolcuların hali gerçekten enteresan. Limitleri 50 dakika. Bu dakikadan sonra Allah’a emanet. Ya da her şey birkaç futbolcunun ayakta kalmasına bağlı. Son haftalarda çok gol yemesinin tek nedeni bu. Peki bir takım bu kadar kötü kondisyon grafiğine nasıl ulaşabilir! Nasıl çalışıyorlar ve koca sezon ne yaptılar gerçekten merak ediyorum.

Şimdi devam edelim. Bu turun sahibi Galatasaray. Ama sonrası için şöyle bir durum var. Galatasaray finalde bu haliyle, bu futboluyla, bu oksijen yetmezliği ile ne muhtemel rakibi Fenerbahçe’yi, ne de Konyaspor’u eleyebilir.

Dünkü maçın ilk 12 dakikası 2-2 olabilirdi. İki takımın orta alan ve defansları o kadar etkisiz, yetersiz ki bir ara her atak gol pozisyonu olmaya başlamıştı. Sneijder, Bilal, Sabri, Yasin ve Emre Çolak’tan oluşan orta alanın inanın ligde tek bir maç dahi kazanması çok zor. Eğer iyi günlerinde olurlarsa hücumda etkili olabilen oyuncular. Ama bu futbolcuların hepsinin birden çok formda olduğu bir maç bile görmedim. Dün sadece Yasin sadece hücumda hareketliydi, Sabri ise takımının en iyisiydi. Geriye gelen, yardım eden tek o vardı. Rakip ataktayken bomboş bir orta alan yüzünden savunma ve Muslera çok sıkıntı çekti. Herkesin bu atakları eli belinde izlemesi günümüz futbolunda pek gözüken sahneler değil. Ancak dün Galatasaray’ın en büyük şansı karşısında son derece kötü bir Rizespor’un olmasıydı. Zaten hakem hatalı bir şekilde Hakan Balta’yı atmasa maç çok önceden bitebilirdi. Birazcık tecrübe farkı, biraz Yasin, Sabri ve Podolski yetti de arttı bile. Tabii ki Muslera’yı da unutmayalım.

Enteresan bir Yasin ile Sneijder konusu var. Dün takımın hücumdaki en iyi oyuncusu Yasin’di. Tamam defansif anlamda sıkıntıları var. Ama dün hücumda rakibi çökertti. Peki o zaman neden çıkar! Bu hocaları anlamak gerçekten çok zor. Çıkması gereken o kadar adam varken o niye göze battı?

Bir de Sneijder... Böyle bir oyuncuyu her takım ister. Önüne dünyayı serecek çok kulüp var. Ama bu, ona her hakkı vermiyor. Ligden kopar kopmaz maç seçmeye başladı. Ve üstelik kafa olarak koptuğu için iyi de konsantre olamıyor ve iyi oynayamıyor. Dolayısıyla adale de zorlamalarda hemen atmaya müsait oluyor. Tabii takımda kim kime dum duma olduğu için herkes istediğini yapabiliyor. O yüzden bu duruma çok şaşırmamak lazım.

Son olarak şunu söyleyeyim: Bu görüntüdeki Galatasaray, Avrupa kupalarından birine katılma hakkını elde edebilirse inanın gerçekten çok önemli bir başarı olur.

İKİ KARAR DA HATALI
BÜLENT YAVUZ
Galatasaray, Rize’den final için avantajlı dönüyor. Ligde umduğunu bulamayan ve Avrupa ümitlerini kupaya odaklayan Sarı-Kırmızılılar, 3-1’lik skorla ikinci maç için büyük avantaj yakaladı. Hakem Ali Palabıyık, bu önemli maçta iki kritik karara imza atarken, Rize’nin iki golünü de ofsayt gerekçesiyle iptal etti. Pozisyonlara baktığımızda 51. dakikada Rizeli Cedric Makiadi, ikinci sarı kartı görüp kırmızı kartla oyundan ihraç edildi. Makiadi’nin ilk sarı kartı kurala uygun ve doğru bir karttı. Ancak ikinci sarı kart için aynı yorumu yapamayacağım. Omuz omuza yapılan mücadelede G.Saraylı Yasin’in kolay düşüşüne hakemin aldandığını düşünüyorum. Yani Makiadi’ye çıkan kırmızı kart kesinlikle yanlıştı. 65. dakikada Hakan Balta’nın, rakibinin önündeki topa bir müdahalesi var. Ancak Rizeli oyuncunun dengesinin bozularak yere düşmesi biraz olsun kafaları karıştırdı. Hakem Ali Palabıyık bu pozisyonda Hakan Balta’nın, Rizeli oyuncunun bariz gol şansını engellediğini düşünerek Hakan Balta’yı kırmızı kartla oyundan ihraç etti. Kanaatimce bu doğru bir karar değildi. Hakemin buradaki yorumuna ben katılmıyorum. Ama katılanlar da mutlaka çıkacaktır. Rizespor’un ofsayt gerekçesiyle 2 golü iptal edildi. Bunların günahı da sevabı da yardımcı hakeme ait. Birinci gol iptaline yüzde yüz katılıyorum. Pozisyon ofsayttı. İkinci gol iptalinde tereddütlerim olsa da hislerim ve görüntü ofsayt olduğu yönünde. Yardımcı hakemin 2. gol iptali kararına da saygı duyuyorum.