Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Paskalya terör katliamının ardından Sri Lanka Savunma Bakanı Ruwan Wijewardene açıkladı ilk; 253 can alan dokuz canlı bomba arasında iyi eğitim görmüş, orta ve üst orta sınıf varlıklı ailelere mensup teröristler bulunuyordu. Geçim dertleri, ya da hayata umutsuz bakmaları için hiçbir neden yoktu. İçlerinden biri İngiltere’deki eğitiminin ardından Avustralya’da yüksek lisans yapmıştı. Koordineli saldırıda iki ayrı otelde kendilerini patlatan İbrahim kardeşler ise Sri Lanka’nın en büyük baharat ihracatçısı Muhammed Yusuf İbrahim’in çocuklarıydı. İlham Ahmed ve İmsath İbrahim’in canlı bombalar olarak teşhis edilmesinden sonra babaları terör saldırısında suç ortaklığı şüphesiyle göz altına alındı. Bir dönem milletvekili adayı olmuş, siyasilerle ilişkileri olan bir kişilikti Muhammed Yusuf İbrahim.

2016'da çekilen bu fotoğrafta, baharat tüccarı Muhammed İbrahim (ortada), canlı bombalardan biri olan oğlu İmsath (sağda) ve Sri Lankalı bir bakan aynı karede.

Eş zamanlı terör saldırılarının elebaşı olduğu söylenen ve DEAŞ'ın propaganda videolarında görüntüsü ortaya çıkan Zahran Haşim'in ise otellerdeki patlamalardan birinde öldüğü yönünde bilgiler var. Nefret dili ve radikal görüşleri nedeniyle iki yıl kadar önce cemaatinden dışlanıp o tarihten beri görülmeyen vaiz Haşim'in terör hücresini örgütleyen kişi olduğu tahmin ediliyor. O hücrede İbrahim kardeşlerin yanı sıra İngiltere'de öğrenim gören Abdullatif Cemal Muhammed var. 2006-2007 döneminde Kingston Üniversitesi’nde havacılık mühendisliği okuduktan sonra yüksek lisans eğitimi için Avustralya’ya gitmiş, kız kardeşinin anlattığına göre de burada radikalleşmişti. İngiltere sonrası normal görünen ağabey Avustralya’dan uzun sakallı ve içe kapanık şekilde geri dönmüş, artık farklı biri olmuştu.

Paskalya katliamının elebaşı Zahran Haşim, DEAŞ'ın propaganda videolarında yer alıyor.

Bu bilgiler İngiliz istihbaratını harekete geçirdi. İngiltere’de radikalleşme zemini bulmuş bir global terör ağı ihtimalini soruşturmak üzere Scotland Yard, MI5 ve MI6 ajanlarının yanı sıra FBI ve diğer bazı Batılı istihbarat servislerinin uzmanları Sri Lanka’ya gitti. İngiliz üniversitelerinde terörist ve aşırılıkçı faaliyetler üzerine çalışmalar yapan güvenlik uzmanı Prof. Anthony Glees’e göre özellikle 2006-2007 yılları bu tür faaliyetlerin kampüslerde zirve yaptığı dönemdi. Terörden hüküm giyen ya da saldırıda ölen İngiliz cihatçıların çoğu yüksek öğrenim görmüştü.

YÜKSEK TAHSİLLİ CANİLER

Örneğin DEAŞ’ın Suriye’deki celladı “Cihatçı John” lakaplı Muhammed Emwazi, 2009 yılında Westminster Üniversitesi’nden bilgisayar programcısı olarak mezun olmuştu. Kuveyt doğumlu Emwazi 1994’de altı yaşındayken ailesiyle birlikte İngiltere’ye yerleşmiş, üniversite yıllarında radikalleşmişti. Safari için arkadaşlarıyla birlikte Tanzanya’ya gidip, sonra ortadan kaybolan Emwazi’nin Somali’deki El Şebab terör örgütüyle bağlantısı da 2009’da tespit edilmişti istihbarat birimlerince. DEAŞ’ın bir elemanının geçenlerde BBC’ye yaptığı açıklamaya göre Westminster Üniversitesi’nden en az yedi öğrenci veya eski öğrenci terör örgütüne katılmıştı.

DEAŞ celladı Muhammed Emwazi, Kasım 2015'te Rakka'da hava saldırısında öldürüldü.

2009’da Noel günü, iç çamaşırına gizlediği plastik patlayıcıyla Detroit uçağını havaya uçurmaya çalışırken ele geçen Ömer Faruk Abdulmuttalib de Nijeryalı zengin bir bankacının oğluydu ve dünyanın sayılı üniversitelerinden University College London’da öğrenim görmüştü. Eylem talimatını aldığı kişi ise Yemenli eski bir bakan ve üniversite rektörü olan Nasır el Evlaki’nin ABD’de dünyaya gelmiş oğlu olan Enver el Evlaki'ydi; Yemen’de El Kaide’ye katılmadan önce George Washington Üniversitesi’nde doktora yapıyordu Evlaki.

"İç çamaşırı bombacısı", Nijeryalı zengin bir bankacının oğluydu.

Yüzyılın en korkunç terör saldırılarına burjuva ailelerinden gelen caniler imza attı. Bu terörist sınıfının miladı, üç bine yakın can alan 11 Eylül saldırılarıyla başladı. Pakistan’da CIA pususuna düşüp okyanusun dibini boylayan El Kaide lideri Usame bin Ladin’in varlıklı bir Suudi iş hanedanına mensup olması, Bin Ladin’in sağ kolu olup ölümü sonrası terör örgütünün başına geçen Eymen el Zevahiri’nin Mısır’ın önde gelen cerrahlarından olması bir yana… 11 Eylül’ün terör pilotlarının çoğu üst orta sınıf ailelerin okumuş çocuklarıydı. Radikalleştikleri zemin ise Hamburg Üniversitesi’nde öğrenim gördükleri dönemde El Kuds Camii olmuştu. Kuran’ı hatmedemediği için imam veya vaiz olamadığı halde bu camide üslenip cihat çağrıları yapan, hücreyi oluşturan ve Afganistan’daki terör kamplarına yönlendiren kişi ise Suriye ve Alman vatandaşı olan Muhammed Haydar Zammar’dı.

Terör yolu El Kaide’den Suriye’de DEAŞ’a uzanan Zammar, o süreci geçenlerde Washington Post’a anlattı. YPG’ye teslim olan ve şu anda Kamışlı’da gözetim altında tutulan Zammar, 11 Eylül saldırılarını önceden bilmediğini söylese de hücrenin radikalleşme sürecinin mimarı oydu.

11 Eylül hücresini örgütleyen Muhammed Haydar Zammar, şimdi Kamışlı'da YPG'nin elinde.

Hamburg hücesinin elebaşı Muhammed Atta, Mısırlı avukat babanın oğluydu ve mimarlık doktorasını yapıyordu. New York’ta Dünya Ticaret Merkezi’ne çakılan ilk uçağın pilotu oydu. İkinci uçağı kullanan Marwan el-Şehhi Birleşik Arap Emirlikleri’nden mütevazi bir ailenin oğluydu ve burs kazanarak gitmişti Hamburg Üniversitesi’ne. Pennsylvania’da yolcuların müdahalesiyle düşen uçağın pilotu Ziad Samir Jarrah, laik yaşam tarzına sahip zengin bir Lübnanlı aileden geliyordu ve Hamburg’da havacılık mühendisliği tahsili görüyordu.

11 Eylül saldırıları sonrasında El Kaide’ye mensup 172 teröristin profilini çıkaran psikiyatr ve CIA uzmanı Marc Sageman’a göre cihatçılar Afganistan’dan devşirilen salt yoksul ve hayatta hiçbir umudu olmayan dinci fanatikler değil, aile veya arkadaş grubu içinde grup dinamiğiyle hareket eden yüksek profilli teröristlerin radikalleşme sürecini takip için farklı stratejiler gerekiyordu.

KARDEŞ CANLI BOMBALAR

Grup dinamiğiyle terör hücresi yapılandırmanın bir parçasını da kardeş canlı bombalar oluşturuyor. 11 Eylül’ün dehşet uçaklarındaki 19 terörist arasında Suudi Arabistan’dan üç çift kardeş de bulunuyordu. Aynı Sri Lanka ile Paris ve Brüksel’deki koordineli terör saldırılarında olduğu gibi. 13 Kasım 2015’de Paris’te 130 kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırıların failleri arasında Fas kökenli Belçika vatandaşı Abdeslam kardeşler vardı; İbrahim bir kafede kendini patlatmış, Salah ise kaçmış ve Brüksel’de yakalanmıştı. Mart 2016’da Brüksel’de 31 can alan ikiz saldırıların canlı bombaları da Khalid ve Ibrahim el-Bakraoui kardeşlerdi.

Ve Suruç ile Ankara gar katliamlarının faili olan Yunus Emre ve Şeyh Abdurrahman Alagöz kardeşler. Uzmanlara göre kardeş canlı bomba taktiği, hücreye sızmalara karşı bir önlem. Hem saldırı öncesi planlama aşamasında dikkat çekilmiyor, hem de yakalanma durumunda geri kalanlar hakkında bilgi almak zorlaşıyor. İki kardeş arasındaki radikalleşme süreci küçük grup dinamiği nedeniyle iki üç haftada gerçekleşebiliyor. Ondan sonra bu hücre tipi yapılanmaya dönüşüyor.